Fikirlerine güvendiğim bir kamu görevlisi, iki konuda uyarı yaptı...

"1-Bir iktidar milletvekili, sırf AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan’ı yıpratmak, zorda bırakmak ve siyasi geleceğini karartmak için haberler yaptırıyor!

2-Bu haberleri yapanlar hem bu milletvekilini hem belediye başkanını ellerinde tutmak için bir şeyler yapıyorlar! Bir işadamı paylaşım yaptı, hepiniz atladınız."

Konuyu biraz daha açmasını istedim. 

Bana, geçen gün iş insanı Erim Zeki Berberoğlu’nun yaptığı paylaşımı attı. 

“Paylaşımın bu bölümüne iyi bak” dedi ve devam etti:

“Zonguldak’ta gazetecilik ve televizyonculuk yaptığını zanneden biri; milletvekiline, belediye başkanlarına, il müdürlerine, makam-mevki sahiplerine kadın ayarlıyor. Sadece kadın değil, yer ayarlıyor. Sonra bu insanlara şantaj yapıyor. Aslında yaptığı muhabbet tellallığı...”

Ben de saf saf dinliyorum!

Ben, bunları sürekli duyuyorum!

Adam, tefeciye bile kadın ayarlıyor!

Hem faiz ödüyor hem kadın ayarlıyor!

Aynı kadınla kendisi de beraber oluyor!

Ticari zeka, ticari deha!

Adam, en yakın arkadaşının sevgilisiyle beraber oluyor!

Milletvekilini bungalovda, belediye başkanını ofisinde ağırlıyor!

Yangın var...

Devrek'in Halilbeyoğlu Köyü'nün Solaklar mevkiinde 22 dönüm orman arazisi yangında zarar gördü.

Bölgemizdeki önemli yangınlardan biri...

Bu yangını söndürmek için gösterilen mücadeleyi tatbikat sayalım.

Daha büyük yangınlar için önemli dersler çıkartalım...

Hiç zaman kaybetmeden, ilgili kurum ve kuruluşların neler yapabileceğini konuşalım.

Devrek Belediye Başkanı Özcan Ulupınar’ın yangın bölgesinde yaşadığı çaresizlik unutulacak gibi değil.

Devrek’te ciğerlerimiz yandı.

Başka yerlerde yanmasın.

Yangın söndürme çalışmalarına katkı veren başta Vali Osman Hacıbektaşoğlu olmak üzere herkese teşekkür ediyoruz.

Elbette teşekkürün en büyüğü, ateşe koşan orman ve itfaiye personeline...

İyi ki varsınız. 

Uyumsuz ikili: Bira-Glock...

Bir işletmeyi yöneten, istihdam yaratan, üretim yapan iş insanı; sürekli alkolle, kazayla, silahla anılır mı?

Alkollüyken kaza yapıp ölümden dönmüştü!

Geçenlerde yine alkollü yakalanmış!

Jandarmaya sallamış!

Önceki gece işyerinin bahçesinde içip içip havaya ateş etmiş!

Fabrika bahçesinde bira içildiği nerede görülmüş?

Havaya ateş ettiği silah Glock!

Elinde bira, belinde Glock!

Hiç uyumlu bir ikili mi?

Kolçak Mobilya’nın sahibi Cengiz Kolçak’ın çevresinde hiç kimse yaptıklarının yanlış olduğunu söylemiyor mu?

Söylemiyorlarsa, biz söyleyelim!

Cengiz Kolçak, yaptığın çok yanlış!

Bir iş insanına yakışmayacak davranışlarda bulunuyorsun!

Kötü örnek oluyorsun!

Üstelik AK Parti’de siyaset yapıyorsun!

"Belediye Başkan Aday Adayı" filan oluyorsun!

Sen "Belediye Başkanı" olsan, belediyenin önünde içip içip havaya ateş mi edeceksin?

Yoksa "Belediye Başkanı" olamadığın için mi böyle kendini alkole, mermiye veriyorsun?

Kıssadan Hisse: Gül bahçesi...

Delikanlı, yıllar sonra doğduğu kasabaya döner. Sabah uyandığında aklına yıllar önce evlenmek istediği, kasabanın güzel kızı gelir. Kızın güzelliği çevre kasaba ve şehirlerde bile dillerdedir ve kimler istediyse, kız bir türlü olumlu yanıt vermemiştir. Otelden çıkar ve gördüğü yaşlı adama kızı sorar. Yaşlı adam, az ilerde güzel bahçe içinde bir ev gösterir, kızın orada oturduğunu söyler. Delikanlı merak eder, kızın nasıl biriyle evlendiğini... Bir köşede beklemeye başlar, bir müddet sonra yaşlıca kel, pek de hoş görünmeyen bir adamı yolcu eder kız kapıdan... Üstelik zengin bir adam da değildir. 

Adam gittikten sonra delikanlı çalar kapıyı, kendini tanıtır. Bu adamla neden evlendiğini sorar kıza... 

Kız, "Söylerim ama bir koşulla..." der.

Evin arkasında büyük bir gül bahçesine götürür delikanlıyı ve der ki: 

“Bu bahçenin en güzel gülünü bana getirirsen söyleyeceğim sana niye bu adamla evlendiğimi... Ama asla geri yürümek yok bahçede, arkana bakmak yok, en güzel gülü istiyorum sadece...”

"Memnuniyetle" der delikanlı ve girer bahçeye... 

Çok güzel sarı bir gül durmaktadır karşısında, tam elini güle uzatmışken, pembe bir gonca görür az ötede, ilerler... 

Ona uzanırken, kadife kırmızı bir gül ilişir gözüne ilerde... 

Derken, birde bakar bahçenin sonuna gelmiş... 

Kıza verdiği söz gelir aklına... Geri dönmek yok... 

Ne yapsın, mecburen bulduğu alelade, hatta solmaya yüz tutmuş bir gülü mahcup bir şekilde götürür kıza... 

Kız gülümser gülü görünce, ''Bilmem aldın mı cevabını'' der delikanlıya...

Hayat, bu bahçede yürümeye benzer... (Alıntı)