Özledim.
Görüşemedik ne zamandır.
Biliyorum. Uzaklarda bir yerden internete giriyorsun.
Okuyorsun yazılarımı. Yorum atmıyorsun. Ama ben senin nelere kızdığını, "Katılmıyorum" dediğini duyar gibi oluyorum.
Kendimce "Ama" diye başlayan cümleler kuruyorum.
Mazeretler buluyorum.
Her zamanki gibi seni ikna ettiğimi düşünüyorum.
Geçen Pazar günü okula pilav yemeye gittik.
En kalabalık bizim sınıftı.
Ahmet Hoca, Hamza, Muhammet Sipahioğlu, Tekin, Recep Hoca, Zekai, Mehmet... Bir ara uzaktan Köprülü´yü gördüm.
Sohbetimi bölmedim.
Nasıl olsa biraradaydık.
Meğer gidiyormuş.
Ardından İskender ile aynı durumu yaşadım. Kameraya konuşuyordu. Sonra kayboldu. Meşhur olup gitti zannettim. Meğer düğün programı varmış.
Uzun yıllardır görmediğim "Özal"ı gördüm.
Artık Ereğli´de çalışıyormuş.
Selim´in, Kazım Kuşçu´nun, Tayfun Kalaycı´nın, Fatih Sarıboğa´nın, Ahmet Berk´in, Rasim Atalay´ın kulaklarını çınlattık. Recep Hoca, Satılmış Bayramcı´yı aradı. Sıra sana gelince tayin işini konuştuk. Recep Hoca; "Eş durumu" dedi. Müdahale edip asıl teşhisi koydum; "Metin, Hanımköylü oldu"
İki senedir buluşamadığımız için yeniden piknik yapmak isteyenler çıktı. Bu görevi Recep Hoca´ya yükledim. Biraz ümitliyim. O iki "koyun"u güdemez denen Recep, şimdi öğretmen oldu. Eminim pırıl pırıl öğrenciler yetiştiriyordur. Bu onun için bir organizasyon testi. Belki yakında seni de arar. Telefonunun sesini açık tut.
Alt sınıflardan, üst sınıflardan arkadaşları gördük. Yan sınıflardan olanlar da vardı. Senin tanıdıklarını yazdım. Arada unuttuklarım olabilir. Kusura bakmasın kimse.
Hocalarla muhabbet ettik. Onların ismini bilerek yazmıyorum. Benim gibi bir öğrenci yetiştirdikleri için başlarına sıkıntı gelmesin. Benim görmek istediklerim, özlediklerim oradaydı. Senin sevmediğin hocalar yoktu.
Arkadaşların eli kalem tutanları bizim internet sitemizi takip ediyor.
Şikâyetleri, yorum için üyelik istenmesi.
Durumu izah ettim.
Özetle şu;
İsteyen istediğini yazıyor.
Küfür, hatta hakaret ediyorlar.
Haberde adı geçenlere, yazanlara, açıklama yapanlara, habere konu olanlara.
Allah´tan korkmayan, kuldan utanmayan bu insanların Pusula´nın internet sitesinde istediklerini yazamayacaklarını göstermek için üyelik sistemi uyguluyoruz. Artık yorum yapanın kim olduğunu biliyoruz.
Yok öyle yağma.
İnsanların emeklerini, çabalarını...
Kısacası yaptığımız işe kimse saygısızlık ve hakaret edemez.
Eleştiriye sonuna kadar açığız.
Yorum yazmak isteyen üye olacak.
Gerçi sen de üye oldun. Ama bugüne kadar "tık" yok. O kadar eğitim konusu geçti. Sesin çıkmıyor. Bari arada bir telefon aç.
Gözden ırak olan gönülden de ırak olmasın.
Sonra köşeme yorum atarlar.
"Ey Bayram Tomakin.
Sen daha arkadaşlarınla biraraya gelemiyorsun.
Köşende ahkâm kesiyorsun.
Onca işi olmadı diyorsun."
Ne cevap veririm?
En iyisi şöyle yapalım.
Sen de bana mektup yaz.
Hani Osman Hoca Tefsir dersinde anlatıyordu.
"Kendinize yapılmasını istemediğiniz hiçbir şeyi başkalarına yapmayın."
Ben unutmadım.
Seni ve arkadaşlarımı.
Unutmuyorum Zonguldak´ın sorunlarını.
Her zaman hatırlatıyorum.
Sen de beni unutma.
Bu yazıyı okuyanlar da Zonguldak´ın sorunlarını unutmasın.
Şimdilik bu kadar.
Allah´ın selamı üzerine olsun.