Mezarı Moskova&[#]8217;da bulunan ünlü şairimiz Nazım Hikmet Ran&[#]8217;ın &[#]8220;Memleketimden insan manzaraları&[#]8221; isimli şaheseri gibi şu bizim bugün 31. yazdığımız &[#]8220;Memleketimden gazetecilik manzaraları&[#]8221;ndan da iyi bir kitap çıkacağa benziyor.


Bu yazılarımı ileride bir kitaba dönüştürmeyi düşünüyorum.


Kim bilir belki de destan tarzı bir şey ortaya çıkar.


Basınımızın güzide temsilcilerinin her biri başlı başına bir destan zaten.


Kitabımla Bartın basınında bir döneme ışık tutmaktan mutluluk duyarım.


Bu eserin aynı zamanda güzel bir kaynak olacağına inanıyorum.


Benim de bu sayede yerel basına önemli bir hizmetim geçmiş olur.


Lafı daha fazla uzatmadan konuya girelim isterseniz.


Basında hareketli bir haftayı daha geride bıraktık.


Bu haftanın hareketlilik yaratan olaylarından biri de yeni basın müdürünün göreve başlamasıydı.


Bu arada fırsattan istifade ben de kendisine hayırlı olsun diyerek, görevinde başarılar dilerim.


Şunu da ifade etmek isterim ki; 20 yılı aşan gazetecilik yaşamımda çok basın müdürü gördüm.


Bundan sonra kaç tane daha göreceğim de belirsiz.


Bu koltuğa oturan ateşten gömlek giymiş gibi oluyor da ondan böyle konuşuyorum.


Son üç yılda bu üçüncü değişiklik.


Basının durumu malum.


Umarım yeni müdür dayanıklı olur.


Resmi ilan alan gazeteler bu atama nedeniyle telaşlı bir hafta geçirdiler.


Gazeteler yeni müdürün haberini yapmak için adeta birbiriyle yarış ettiler.


Sadece haberle kalsa iyi.


Odasına çiçek üzerine çiçek gönderenler mi dersiniz, hayırlı olsun ziyaretine gidip toplu resim çektirenler mi dersiniz&[#]8230;


Daha neler neler&[#]8230;


Geçen hafta basında en çok haberi çıkan, en çok ilgi alaka gören müdür herhalde basın müdürü olmuştur.


İnsanın &[#]8220;bu ne sevgi ah&[#]8221; diyesi geliyor.


Şarkıdaki gibi umarım &[#]8220;bu ne ıstırap&[#]8221; demeyiz.


Ah şu çıkar hesapları.


İnsanları ne hallere düşürüyor.


Şahsen benim bu taraklarda bezim yoktur.


Kimseye şirin görünmeye çalışmak gibi bir huy edinememişim, ne yapayım.


Belki de bu yüzden kazanabileceğim bazı şeyleri kaybediyorumdur.


Basının ilgisi gözlerimi yaşarttı doğrusu.


Aşırı ilgi ve alakayı neye yormak lazım dersiniz.


Başka kurum ve kuruluşların müdürlerine bu ölçüde gösterilmeyen ilgi ve alakanın sebebi hikmeti resmi ilan konusunda bir sıkıntı yaşamayalım, müdürle aramız iyi olursa rahat ederiz düşüncesi olabilir mi?


Hatırlarsanız bir zamanlar gazetenin biri de ilimize yeni atanan vali yardımcısını resmi ilandan sorumlu olacağını duyduktan sonra &[#]8220;hoş geldiniz sayım valim&[#]8221; başlığıyla adeta ayaklarının altına kırmızı halı döşeyerek karşılamıştı.


Bartın&[#]8217;a atanan diğer vali yardımcılarını aynı başlıkla karşılamayan bu gazetenin niyetini anlamak için niyet okumaya gerek var mı?


Neyse bu bahsi şimdilik burada kapatalım ve başka konulara geçelim.


Bizim meslek son yıllarda çok ilginç görüntüler veriyor.


Hema&[#]8217;nın Ramazan paketlerini kucaklayanlar şimdi çevreci oldular.


Bundan âlâ ilginç görüntü mü olur?


Alın size bir ilginçlik daha.


Bir gazetenin elemanı sağda solda yaptığı konuşmalarda son günlerde tartışma konusu olan bir haberden 3 bin TL aldıklarını söylüyormuş.


Benim dernek başkanı yaptığım şahıs da bunlara çok kızmış, ağzına geleni söylemiş, vermiş veriştirmiş.


Bunlar da ona kızmışlar, oradan istifa edeceklermiş.


Dernek Başkanı olan şahıs o kadar çok kızmış ki, o kızgınlıkla başka bir gazeteyi ziyaret etmiş ve orada yaptığı veciz konuşmada &[#]8220;Bartın&[#]8217;ın en iyi gazetesi bu&[#]8221; demiş.


O gazete de buna çok sevinmiş, hemen haber yapmış.


Düne kadar en iyi gazete ötekiydi, bugün beriki oldu.


Bakalım yarın kim olacak?


Bu da onun karakterini çarpıcı bir şekilde yansıtıyor olmalı.


Hazır laf dernekten açılmışken biliyorsunuz Bartın&[#]8217;da iki tane dernek var.


Dışarıda bir dernek daha kuracak kadar da gazeteci var.


İki derneğe de üye olmayan, iki derneğin de gazetecileri temsil edebileceğine inanmayan arkadaşlar bir araya gelmişler, &[#]8220;Gerçek Gazeteciler Derneği&[#]8221; adı altında bir dernek kurmaya karar vermişler.


Bana da geldiler, &[#]8220;seni aramızda görmek istiyoruz&[#]8221; dediler.


Ben de neden olmasın dedim, çabalarının ve yeni derneğin hayırlı olmasını diledim.


Yalnız derneğin ismine biraz takıldım.


Arkadaşlar çok iddialı bir isim bulmuşlar.


Aslına bakarsanız Gerçek (Hakiki) Gazeteciler Derneği iyi bir isim.


Benim de hoşuma gitti.


Yerinde ve isabetli buldum. Ayrıca yakışıyor da.


Bu ismi tepki ismi olarak da değerlendirebilirsiniz ama şimdi durduk yere polemik yaratır, diğer derneklerdeki gastecileri rahatsız eder.


İsim konusunu iyi düşünün dedim ama arkadaşlar gördüğüm kadarıyla bu konuda oldukça kararlılar.


Dernek kurmak bir şey değil.


İsim bulmak da bir şey değil.


Önemli olan derneği amacına uygun olarak yürütebilmek, faaliyet yapabilmek.


Tabela derneği olarak kaldıktan sonra neye yarar?


Niyet çok önemli.


Geçmişte Bartın Gazeteciler Derneği lokali amacına uygun olmayan faaliyetlerinden dolayı polis tarafından iki kez mühürlendi.


Bartın&[#]8217;da bizim meslek bunları da gördü.


Daha başka şeyler de gördü.


Bunları yazmama gerek yok.


Çünkü başta ilin valisi olmak üzere hemen hemen herkes zaten birçok şeyi biliyor, görüyor, yaşıyor.


Biraz da gazetecilik hatalarından söz edelim.


Dikkatimizi çeken hatalardan biri bir gazetenin İl Genel Meclisi Aralık ayı toplantı tarihi ve saati ile gündemini verirken attığı başlık.


Başlıkta meclisin karar özetleri açıklandı diyor, altındaki haberde başka şeyler söylüyor.


Altı şişhane üstü kaval.


Gelen yazıyı iyice okumamışlar anlaşılan.


Okusalardı şaşardım zaten.


Gerekli titizliğin gösterilmemesi ve gazeteyi bir an önce bitirip gitmek için acele edilmesinden dolayı Türkçe hataları ve yazım yanlışlıkları da tam gaz devam ediyor.


Bu hatalar son zamanlarda başlıklara kadar çıktı.


Geçen hafta içinde bazı gazetelerde çok sayıda başlık hatası vardı.


Gelelim başka bir konuya.


Hani şu devletin geçen yıl kapanan iki gazeteden 5 trilyonluk vergi cezası alacağı vardı ya gelişmeler öyle gösteriyor ki devlet bu paranın üzerine bir bardak soğuk su içecek.


Birileri yasaların boşluklarından yararlanıyor, kanunların arkasından dolanıyor, kendisine acındırıyor, durumu kurtarıyor, malı götürüyor.


Ortada muvazaalı bir durum var.


Olay zaten &[#]8220;ben muvazaalıyım&[#]8221; diye bar-bar bağırıyor.


Ama herkes üç maymunu oynuyor.


Devlet buna göz yumuyor.


Oysa yapılacak işlem gayet basit, ama kimsenin kılı kıpırdamıyor.


Demek ki bu sorunu ilahi adalet çözecek.


Kimsenin yanına kâr kalmaz, merak etmeyin.


İlahi adalet biraz geç tecelli eder ama tam eder.


Bekleyelim görelim.