Maden kazaları oldukça, yaygın medyada konuyla ilgili haber ve yorumlar artıyor.
Yemek yedikleri sırada
göçük altında kalan işçi olduğunda, Neden
dışarıda yemek yemiyorlar? eleştirileri geliyor.
Madenciler, yerin
altından dışarı çıkıp yemek yiyecekler, yeniden yeraltına inip üretime geçecekler
Bir başka tartışma da,
yeraltında tuvalet olayı
Maden kültürüyle
yetişmiş biri olarak, babamızdan, yakınlarımızdan madende tuvalet sorunu
duymadık hiç.
Ama şimdilerde yaygın
basında bu tartışmalar yapılıyor.
İşveren bir tuvalet bile yapmamış diye
Türkiyenin en büyük
maden üreticisi TTKda yeraltında tuvalet yok.
Çünkü böyle bir ihtiyaç
da yok.
Ve sonra TTK
ocaklarında, yeraltına yemekhane de yok.
Demek ki, böyle bir
kültür de yok.
Konuya vakıf olmayan
yorumcular, yeraltına mutfak da kurdururlar yakında.
Ve grizunun dışında tüp
gaz patlaması da yaşanır maden ocağında
Kıssadan Hisse: Hayır vardır
Padişahın çok sevdiği
bir Veziri varmış. Bu Veziri hiç bir zaman yanından ayırmazmış. Nereye gitse,
onu da yanında götürürmüş. Vezir, her işin ve olayın sonunda, "Her işte bir hayır var"
sözünü ağzından düşürmezmiş.
Bir gün Padişah, Veziriyle
beraber ava çıkmışlar. Padişah, tüfeğini doldururken, Vezir yanlışlıkla tetiğe
basar ve patlayan tüfek Padişahın başparmağını koparır. Padişah, can havli ile
bağırmaya başlar. Vezir, Padişaha, Padişahım,
her işte bir hayır vardır der. Padişah, çok sinirlenir, Ne hayrı be adam, parmağımı koparttın,
atın bunu zindana der.
Vezir yine, Her işte bir hayır var der.
Derken aradan belli bir
süre geçer ve Padişah, yine ava çıkar, ama bir süre sonra ormanda kaybolur ve
yamyamlar Padişah ve adamlarını yakalar. Hepsini ayrı ayrı kazanlara koyup
pişirmeye karar verirler. Ama o da ne Padişahın bir parmağının olmadığını
görürler. Onların inançlarında bir insanı yemek için bütün uzuvlarının tam olması
gerekmektedir. Bu yüzden Padişahı salıverirler. Padişah, hemenVezirin yanına
gider, Kusura bakma, senin sayende
canım kurtuldu, ama ben seni zindana attım der. Bunun üzerine Vezir, Önemli değil Padişahım, senin beni zindana
attırmanda da bir hayır vardı der.
Padişah, Hayır bunun neresinde? der.
Vezir, Eğer siz beni zindana atmamış olsaydınız,
o av merasimine ben de gelmiş olacaktım. Benim bütün uzuvlarım tam olduğu için
şu an muhtemelen ben de o kazanların içinde pişmiş ve yamyamlar tarafından
afiyetle yenmiş olurdum der.
Zaman zaman olumsuz olan olaylar için üzülürüz, kızarız.
Hatta bize yakın olanlara da o ruh halimizle pek iyi
davranmayız.
Hadiselerin arkasındaki gizli olan "hayrı" göremeyiz, nefsimize yenik düşeriz.
"Vardır bir
hayır" diyebilmek temennisiyle
esen kalın
Günün Fıkrası: Başın ağrıyor mu?
Karı-koca oturmuş televizyon
izlerken, erkeğin canı sevişmek ister.
Gider mutfaktan bir
bardak su ile iki aspirin getirir, karısına uzatır:
Al karıcığım, sana su ve aspirin getirdim!
Kadın: Neden hayatım? Başım ağrımıyor ki?
Adam: Allaha şükür!
Günün Sözü:
Üç türlü insan vardır:
1. Allahı bulanlar ve
Ona hizmet edenler
2. Onu aramakla meşgul
olup, henüz bulamayanlar
3. Onu, ne arayan, ne
de bulanlar, zaten bunlar arayıp bulma çabası da göstermezler.
İlk gruba girenler,
akıllı ve mutlu, ortadakiler ise mutsuz, fakat akıllıdır.
Sonuncu grubun insanları ise, aptal ve mutsuzdur.
Blaaise Pascal