Bir tarafta terör saldırıları ve şehit haberleri devam ederken, diğer yanda seçim gündemi yeniden öne çıkıyor.

Ve partiler adayların belirlenme sürecinde hassas terazilerini çalıştırmış durumda.

Yani en azından gelen haberler böyle…

Gerçekten öyle mi, elbette onu zaman gösterecek.

Küçük müdahalelerle avantaj yakalamak isteyen siyasi partiler, listelerle ne kadar oynayacak?

Veya ne kadar gerekli?

Bunları da zaman gösterecek.

Ama bir “ama”sı da var bu işlerin…

[*] [*] [*] [*]

Zonguldak özelinde bunları tartışmanın bir nedeni var.

Mesela, AK Parti’nin 40 bin oyu düştü.

Pek çok nedeni vardı.

Ama bu nedenleri bir araya getiren çimento milletvekili aday listesi oldu.

Ve listedeki isimler tüm olumsuzlukları yapıştırınca, 40 bin oy gidiverdi.

Seçim sonrası hazırlanıp Ankara’ya sunulan raporda pek çok detay yer aldı.

O detaylardan biri de aday listesiydi.

Dolaylı olarak ifade edilmiş olsa da, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın arzusuyla aday gösterilen Hüseyin Özbakır’ın toplum nezdindeki “siyasi” kabulünün yetersiz oluşuydu…

Bir diğer neden, her ne kadar partinin emektar ve mücadeleci isimlerinden olsa da Alaplı eski Belediye Başkanı Faruk Çaturoğlu’nun Ereğli’yi yeterince kucaklayamamış olmasıydı…

Bunlar adaylar bazındaki tespitlerden ilk akla gelenler.

[*] [*] [*] [*]

Bir de CHP faktörü var.

Her ne kadar adayların eğilim yoklamasıyla belirlenmesi örgütü canlandırmış, kırılmaları kısmen de olsa bertaraf etmiş görünse de, uygulamada bu böyle olmadı.

Özellikle araya, yani ikinci sıraya yapılan montajın kendi seçim bölgesi Ereğli başta olmak üzere il genelinde yeterince kabul görmemesi, ister istemez listenin tümünü tartışılır hale getirdi. Eğilim yoklamasıyla tazelenen demokrasi ruhunun üzerine adeta darbe oldu.

Başka bir isim olsa, belki yine olurdu.

Ama böylesi bir darbe herhalde mümkün olmazdı.

Ve özellikle Halil Posbıyık başta olmak üzere çevresindeki isimlerin gönlü alınmadı yeterince…

Sonuç belli…

CHP, oylarını arttıramadan birinci parti çıkmayı başardı.

Elbette CHP’de ortaya çıkan tablonun da başka önemli nedenleri vardı, ama adaylar bazında ortaya çıkan tablo tüm olumsuz nedenleri zamk gibi yapıştırdı.

Bir de yerel yönetimlerin başarısızlıkları!

Her ne kadar kişiler bazında farklı yorumlara neden olsa da, İl ve İlçe Başkanlarının “kontenjan istemiyoruz” çağrılarının ne kadar önemli olduğunu gördük.

[*] [*] [*] [*]

MHP, Zeki Çakan ile rahat.

AK Parti ve CHP’nin kendi elleriyle boş bıraktığı alanları iyi doldurdu Zeki Çakan ve Yavuz Erkmen’li MHP…

Şimdi diğer iki partinin ne yapacağı merak ediliyor.

Yani seçim sonrası yapılan onca tespit dikkate alınacak mı?

Raporlar dikkate alınacak mı?

Mesela, bir oyun hesabını yapma noktasına gelen Başbakan Ahmet Davutoğlu…

Mesela, bir milletvekili daha fazla çıkarmak isteyen CHP…

[*] [*] [*] [*]

AK Parti liste değişimine CHP’den daha yakın duruyor.

Çünkü iktidar kalmak istiyor.

Tek başına iktidar olmak istiyor.

Zonguldak’ın da aralarında olduğu 18 ilin listelerini daha fazla ele alıyorlar.

Biri Zonguldak’ta, 18 milletvekilini bu şekilde geri alma hesapları yapılıyor.

Örgüt her ne kadar Hüseyin Özbakır’ın başka bir ilde değerlendirilmesi görüşünü açıkça dile getirse de, Köksal Toptan için de aynı görüşte olmasına karşın bunu söyleyecek cesareti bulamıyor.

Toptan konusunda korkak davranıyor.

Sonuçta taleplerin dikkate alınmaması, tabanda ayrı bir hayal kırıklığı yaratacak.

[*] [*] [*] [*]

CHP’de ise, durum pek parlak değil.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu kazanılmış hakların korunması taraftarı...

Yani, listelerin yüzde 99’unun aynı kalacağını söyledi.

Milletvekili çıkarılamayan kentlerde değişiklik olabileceğini söylemekle yetindi.

Ama Zonguldak il ve ilçe örgütleri kontenjan istemiyor.

Peki, Kılıçdaroğlu gerçekten bunları ne kadar dikkate alıyor?

İşte partililer de işin doğrusu bu durumdan ümitsiz.

[*] [*] [*] [*]

CHP’de bir de Halil Posbıyık faktörü var.

O faktörün 1 Kasım seçimlerinde ne kadar etkili olduğunu gördük.

İkiye değil de dördüncü sıraya konulmak istenmesi, “Ya dördü kabul eder, eski performansınla çalışırsın ya da gelecek seçimlerde yerine başka ismi belediye başkanı adayı yaparız” anlamına gelecek.

[*] [*] [*] [*]

Sonuçta örgütler ne kadar çırpınırsa çırpınsın...

Her şey liderlerin iki dudağı arasında…

Ve tüm bunların hepimizi ilgilendiren en önemli yanı kentin temsil gücü…

Bu kent, eğer bu kadar dip yaptıysa, halkın istediği değil, liderlerin istediği adaylar kakalandığı için!

Yukarısı fasa-fiso…

Gerçek bu!

Mithat Gülşen, Ankara’da…

Çaycuma eski Belediye Başkanı Mithat Gülşen, Ankara’da işi sıkı tutmaya çalışıyor.

Kapıdan kovsalar bacadan, bacadan kovsalar kapıdan giriyor.

En büyük temennisi, AK Parti’nin üçüncü sırasından aday olabilmek.

7 Haziran seçimlerinde Özcan Ulupınar’ın yerinden seçime girmek.

Kendisinin içinde olduğu ve bölge dengelerinin gözetildiği bir listeyle yeniden üç milletvekili çıkarabileceklerini söylüyor.

Mithat Gülşen, aday olur veya olmaz.

Orasını bilemeyiz.

Ama dengeleri değiştirecektir.

Geçen seçimlerde Çaycuma’da belediye seçimlerinde AK Partili Mithat Gülşen’e, milletvekilliği seçimlerinde CHP’li Ali İhsan Köktürk’e oy verenler oldu.

Bu defa CHP’den Şerafettin Turpcu var.

Bazı CHP’liler veya Çaycumacılar, “Şerafettin Bey nasıl olsa çıkıyor, biz Mithat Başkanı da çıkaralım” diyebilirler.

Gülşen’in aday gösterilmesi bu bağlamda daha fazla anlam kazanıyor.