Bu haftaki makalemin konusunu karadenize kıyı şehri Zonguldak’ın maruz kaldığı büyük fırtınalara ayırmak istedim. Konuyla ilgili çalışmaya başlamışken ne tesadüftür ki, daha önce bu konu üzerinde çalışma yapmış Zonguldak tarihi araştırmacı yazarlarından Ekrem Murat Zaman ve Sadi Uyar’ın sosyal medyada yaptığı bu konudaki aynı zamanlı paylaşımlarına denk gelmiş oldum, iyi de oldu. Konunun genişlemesine ve renklenmesine vesile oldu. Karadenizin azgın dalgalarına maruz kalan limanımızda kayıtlara geçmiş büyük hasarlı fırtınaları kaleme almak ve 1931 yılında yaşanan büyük fırtınanın ayrıntılarını vermek istiyorum.

1848 yılından itibaren kömür ticaretinde artış gösteren Zonguldak koyu, denizden gelebilecek her türlü tahlikeye maruz, tamamen korumasız felaketlere açık bir kıyı yapısına sahipti 1860’lı yıllarda yapılan yükleme iskelesi Karadeniz’in azgın dalgalarına karşı korunaksız tehdide açık bir iskeleydi. Gemilerin yanaşması ve kömür yüklemesi denizin ve hava şartlarının durumuna göre ayarlanmaktaydı, ya da mavnalarla açık denizde yükleme yapılıyordu. Limana kaçınılmaz bir ihtiyaç hasıl olmasıyla 1891 yılında şimdiki eski liman rıhtımı inşası başlatıldı ve 1900 başlarında tamamlandı. Her ne kadar fırtınalara karşı koruma sağlasa bile karadenizin azgın dalgaları mendireği aşıp hasarlar vermeye devam etti. Zonguldak limanı Kayıtlı-kayıtsız birçok deniz kazasına şahitlik etmiştir. Bu süreç 1957’de tamamlanan büyük limanın bitimine kadar da devam ettmiştir.

1900’de tamamlanan Kuzey rıhtımı aynı sene şiddetli fırtına yüzünden hasar gördü, limanı inşa eden firma büyük paralar harcayarak inşa ettiği limanı tekrar onarmak zorunda kaldığı için şirketin maddi sarsıntı geçirmesine sebep olmuştur.

1908 yılında Zonguldak´da Alman bandıralı ‘’Taksos’’ Vapuru´na mavnayla kömür yüklemesi yapılırken kopan fırtına sebebiyle batan mavnada bulunan 120 ameleden 15’inin boğularak vefat ettiği ve 32’sinin kayıp olup hayatta olup olmadıklarının anlaşılamadığı, Alman vapurunda da bir takım amelenin kalmış olması ihtimaline binaen bu cihet hakkında Zabtiye Nezareti ile muhabere edildiği ve bu olaya sebebiyet verdiği iddia edilen liman kılavuzunun taht-ı tevkife alındığı kayıtlara geçmiştir.


1920 yılında Zonguldak´ta meydana gelen fırtınadan limanda bulunan çok sayıda Osmanlı, Yunan ve İtalyan bandralı gemi ve dubanın battığıda belgelerle sabittir.


1931 yılında kayda alınmış büyük fırtına; (Alıntı-Sadi Uyar).

O zamanın gözlemcisi Mühendis Tevfik’in kalemindem. (Mühendis Tavfik’in topoğrafik haritaları arşivleyen ‘Tevfik Çakmakçı ‘olduğu tahmin edilmektedir).
1931 yılı Ocak ayında Zonguldak’ta meydana gelen fırtına, etki sahası içinde büyük hasara neden olmuş; geniş çaplı bir yıkım gerçekleştirmiştir. Oluşan hasar “Mühendis Tevfik” tarafından kaleme alınarak bir rapor halinde tespit edilmiştir. Okuyacağınız yazı, Mühendis Tevfik tarafından yazılan ve metnin aslına sadık kalınmak suretiyle yazarın üslubu korunarak hazırlanmış rapor metnidir.

Bizim dahi dönem dönem maruz kaldığımız fırtına, sel, vb tabii afetlerin geçmiş ve günümüz arasındaki bir karşılaştırması olarak da kabul edebileceğimiz bu tutanak; Zonguldak ve civarının bu ve benzeri doğa olayları sebebiyle yaşadığı yıkımın tarihi sürecinin açıklanmasına da katkı sağlayacağı ümidindeyiz.

Son Fırtınanın Ereğli kömür havzasındaki tahribatı ve Filyos - Ereğli sahil hattı
Yazan Mühendis: Tevfik

19.1.1931 de başlayıp iki gün süren ve Ereğli kömür havzasının pek mühim zararlara duçar eden son mühim fırtına, bu güne kadar görülmemiş şekilde enteresan safahat İbraz ettiğinden karilerimize bir fikir verebilmek üzere havadis kılıklı bir kaç satır yazmağı münasip gördüm:

Bu fırtınaya takaddüm eden iki gün zarfında barometrenin mütezayit bir şekilde daima düştüğü ve hava ve denizde görülmemiş bir sükûnet göze çarpıyordu Fırtınanın koptuğu 18–19. Ocak 1931 gecesi barometre 732 ye kadar düşmüş bu anormal hal ve durgunluğun müthiş bir fırtına başlangıcı olduğu esasen görülüyordu

18-19 Ocak 1931 gece yarısı rüzgâr (batı karayel) den esmeğe başlamış ve ertesi sabah deniz kabarmağa ve Zonguldak feneri yamaçlarını tayfun halinde yalamağa başlamış ve burun önlerinde sabahleyin demir tarayan ‘Baron de Catilen’ isimli bîr vapurun bir iki saat içinde bir parçası kalmamak suretiyle mahvı nabut eylemiştir. Bu esnada dalgalar, yine bu burnu bir tünelle geçip diğer taraftan lavuar şistlerini döken demiryolu hattı üzerinde bulduğu bir lokomotif ve beş vagondan ibaret katarı bozarak lokomotifi kaldırıp toprağa saplamış ve vagonlarıda parça parça sağa sola ağıtmıştırki bunlardan üçü öğleden sonra dalgaların şiddetli tazyikile takriben 20 metre tulündeki tünelden geçecek (yeni sürüklenerek) binanın içine gelmiştir.


Deniz kabardıkça rüzgâr da şiddetini arttırdığından bu tahribat akşama doğru daha ziyade artmış ve öğleden evvel baş taraftan yarısı kopan belediye iskelesinin geri kalan parçası da kamilen kopmuş ve liman içinde bir panik başlamıştır. Liman mendireğinin himayesindeki; rıhtım duvarları ve demiryolları hurdahaş olmuş ve bu esnada liman içerisinde ‘Hendi’ ve ‘Hacı Zade’ vapurları batmış bulunuyordu.

Öğleyin saat 13.00’da dalgaların Zonguldak fenerinin de tepesine aştığı görünüyor. Fenerin bulunduğu tepenin rakımı 40 metredir, dalgalar fener kulesinin de tepesine kadar aştığına göre bu noktada en az 50 metreye kadar yükselmiş oluyor ki bu güne kadar kaydedilmemiştir.




Bu tahribat devam ederken mendireğin haricindeki muhafaza blokları da birer birer parçalanmış ve sürüklenmiş olduğundan akşama doğru dalgalar serbestçe dalgakıranın üstünden aşıp liman dabilinde tahribata devam etmiş ve liman vinçlerini parça parça etmiş ve demiryollarını sökmüş ve gece de liman fenerinin kopup gittiği ertesi sabah görülmüştür. İkinci günü dalgaların savleti yine arttığından limanın tamamıyla içinde bulunan sabit vinci de temelini oynatarak denize yuvarlamıştır.

Bu fırtınada vasati olarak dalga irtifaı 6.00 metreyi bulmuştur. Karadeniz’de yapılacak bir liman tesisatında ve hattın sahil kısımlarında bu fevkalade ahvalin de nazarı dikkate alınması mucibi faide olacağı mülahazasıyla ve okuyucularımıza bir fikir verebilmek üzere şu noktaya da kaydetmek isterim ;


Fırtınayı müteakıp Filyos’ta yapılan tetkikatta Filyos istasyonu Zonguldak istikametinde ve Filyos balast ocağı önündeki sahilde mevcut kumlar kamilen süpürülmüş ve kumun altından esaslı ana toprak meydana çıkmış ve burada bir çok ölü kemikleri ve dalgaların sürükleyip götürdüğü mezar kapak taşlarının karada kalan enkazı görülmüştür, yani fırtına o kadar şiddetli olmuştur ki Romalılar devrinde en emin yer olarak mezarlık ittihaz edilen bu noktaya bile tahrip ve mezarları yıkıp sürüklemiştir (çünkü bu sahilde kara mütezayit bir şekilde zamanla denize doğru uzanmaktadır).

Bu yüzden Ereğli kömür havzasında kömür veren ve esasen iptidai olan vesait kamilen hurdahaş olmuştur. Zonguldak limanı elan kapalı olup bu mevsimde ne zaman açılabileceği de malum değildir, bir çok yerinden çatlayan mendireğin üzerinden alelade dalgalar (bloklar) sürüklendiğinden ve blok vaz’ına mahsus (pontonlik) battığından sühuletle limana girmektedir. İki tarak dubası onbeş gündür çalıştığı halde liman içinde mahpus kalan ‘İkbal’ vapurunu yüzdürüp Ereğli şirketi bile taahhüdatını olukla mavnalara doldurduğu kömürü liman haricinde küfelerle vapura yüklemeğe çalışmaktadır. Bir de maden idaresi emrinde ve kozlu mevkiindeki demir oluk en evvel tamir edilerek ahiren mavunalara kömür vermeğe başlamıştır. Bu aksak ve gayri muayyen tahmilat kömüre ihtiyacı olan müesseseleri İstanbul’da hariçten kömür celbine icbar etmiştir. Çünkü hiçbir vapur ertesi gün denizin sakin olacağını kestiremediğinden ve deniz sakin olmazsa Zonguldak ve Kozlu’dan da kömür alamayacağından gayri muayyen bir zaman ( deniz iyileşinceye kadar) Zonguldak önlerinde sallanıp durmağı göze alamazlar, bilhassa posta vapurları ihrakıyelerini bizzarur İstanbul’dan tedarike mecbur kalmaktadırlar. İdaremiz ve seyrüseferin gibi ba mukavele Zonguldak kömürü celbeden müessesatta bittabi üç bin tonluk bir vapurun Zonguldak ve Kozlu’dan doldurulması için havalar fena giderse haftalarca ve bazen aylarca bu kömürü İstanbul’a celp edememek zaruretinde kalmıştır.

Memlekette en zengin ve yüksek kıymette bir kömür havzamız olduğu halde her hangi bir fırtına ile eli böğründe kalarak ecnebi kömürlerine muhtaç olmak hele şu zamanda cidden çok acıdır.

Ayda en az 50.000 ton kömür veren Zonguldak limanı 19.01.1931—12.02.1931 zarfında 25 günde ancak 10.235 ton kömür verebilmiştir, bu müddetin yalnız 7 günü deniz bozuk olmuştur. Bu münasebetle Ereğli limanı ile maden ocaklarını yekdiğerine bağlayacak olan Ankara – Ereğli hattının sahil kısmının tercihen bir an evvel inşasına başlatılmasının pek musıp olacağı şüphesizdir.

Bundan başka Filyos-Irmak hattının bağlanması uzasa bile Filyos-Zonguldak = 23 ve Zonguldak- Ereğli = 47 kilometre ki ceman 70 kilometrelik sahil hattı yapıldığı takdirde ertesi gün (havza hattı olarak) mühim varidat vermeğe başlayacak ve diğer kısmı gibi dökülen sermayeyi senelerce atıl bırakmayacağı gibi ayrıca memleketin kömür ihracatında ve binnetice memleketin iktisadiyatında pek hayırlı amil olacaktır. Bu yüzden havza harice en ucuz kömür satarak Türk pazarlarına ecnebi kömür ithalini (ticari rekabetle) menedeceği gibi bir demiryolu ile emin bir limana sahip olan havzadan bütün Karadeniz’e işleyen yerli ve ecnebi vapurları kamilen ihrakiyelerini Ereğli’den almak zaruretinde kalarak iktisadiyatımız üzerinde mühim inkişaflar temin edecektir.


Birmünasebe kısaca arza çalıştığım bu hakikatler önünde bilhassa Zonguldak gibi ayda en az 50.000 ton kömür veren bir tesisatın da bu son fırtına yüzünden bugünkü atıl vaziyette bunun pek azim zararlar verebilmesi ve bunun temadi etmesi A-F. Hattının havza kısmının ne şekilde olursa olsun bir an evvel inşasına başlamak zaruretini daha açık bir şekilde meydana koyduğundan memleketimizin iktisadiyatında mühim bir amil olacak olan bu parçanın da kısa bir zamanda yapılması zaruret ve ihtiyacı zahirdir.




Zonguldak’ta fırtınalar tarih boyunca hasarlara sebep olduğu gibi şimdiden sonrada etkili olmaya devam edecektir, çok yakın geçmiş tarihlerde de gücünü göstermiş hasarlara devam etmiştir, 2007’de Tersane koyundaki ‘’Kadir Ağa’’ anıtıda karadenizin azgın dev dalgalarına yenik düşmüş ve yıkılmıştır. Deniz verdiğini geri alır denen bir tabir vardır. Kendinden alınan bir kazanım varsa er geç geri alır. Zonguldak-Kozlu yolunun doldurulmuş bölümleri zaman-zaman su basmalarına ve maddi hasarlara neden olmaktadır.
Zonguldak şehri karadenize kıyı olduğu sürece, insanlar da doğal dengeye zarar vermeye devam ettiği müddetçe doğa gereken cevabı verecektir.




Yardımcı Kaynaklar.
www.zonguldaknostalji.com
www.tefen67.com
Sadi Uyar