7 Haziran seçimlerinde olduğu gibi 1 Kasım seçimlerinde de yanlış tartışmadır gidiyor…

İsimler üzerinden aday olunması gereken kişiler konuşuluyor…

Kriterler yine hiçe sayılıyor…

Her parti, tabii ki kendi oyunu artıracak isim üzerinde kafa yormalı, ama hepsinden öte seçildiği takdirde Zonguldak’a hizmet edeceğine inandığı kişi üzerinde karar kılmalı…

Hangi partiden, kaç milletvekilinin çıkacağı aşağı-yukarı belli…

Ya 2-2-1 ya da 3-2…

Öyleyse partiler, Zonguldak’a hizmet edeceğine inandığı kişilerin getirilmesi konusunda diretmeli…

Kriterimizin önceliği, “seçimde partiye para verecek, ağabey olacak, teşkilatın gönlü olacak, yerli olacak, yabancı olacak, her ilçeyi temsil etmeli” gibi olacaksa, bu işin altından yine kalkılmaz, yine yeni seçimleri dört gözle bekler dururuz…

Medyanın duruşu…

Gazetecilikte haberden, paradan, ilkeden daha değerli şeyler vardır…

İnsanlık, insanlık, insanlık…

Sınırsız özgürlük, dünyanın hiçbir yerinde olmadığı gibi Türkiye’de de olmaz, olamaz.

Basın özgürlüğü, başkasının özgürlük sınırını engelleyince bittiği gibi, özgürlük devletin, milletin tehdit ettiğinde de biter…

Milletin menfaatlerine dokunduğu zaman da biter.

Medya bağımsızlığından bahseden ABD ve Avrupa ülkeleri, yıllardır medyayı işgal ve sömürdüğü ülkeler için silah olarak kullanmıştır…

Örnek mi? Irak’taki savaş…

Yaklaşık 3,5 ay habercilik yaptığım Irak’ta çok sayıda ABD’li ve diğer ülkelerin askerleri yaralanmasına ve ölmesine rağmen bir tek kare askerlerinin fotoğraflarını, görüntülerini gördünüz mü?

ABD, basın özgürlüğü anlamında sınırları da aşarak, yıllarca medyayı, işgal edeceği ülkelere kara propaganda aracı olarak kullanmadı mı?

Kendini kahraman, işgal ettiği ülkeyi, liderini diktatör, dünyayı tehdit aracı göstermedi mi?

Bu ve nicesini yaparken de, basını en büyük silah olarak kullandı, kullanıyor…

Önce işgal edeceği, sömüreceği ülkenin liderini itibarsızlaştırıyor, sonra diğer ülkeleri ve tabii ki kendi ülke insanını buna inandırıyor, nihayetinde de son vuruşu yapıyor…

Bu senaryo; Irak, Mısır, Suriye ve nice sömürü ülkelerinde tekrarlandı…

Şimdi sıra Türkiye’de…

Bütün bunlar gözlerimizin önünde yaşanırken, medyanın duruşunun da net olması gerekmez mi?

Elbette basın özgürlüğü, elbette halkın haber alma özgürlüğü, elbette fikir özgürlüğü…

Hepsiyle birlikte tabii ki Türkiye’nin özgürlüğü…

Yönetime alınınca Zonguldak’ı sevenler…

Zonguldak’ta çarpıklıklar yaşanıyor, ama bu derecesi iğrençlik boyutunda…

Yetkili biri, yıllardır girdiği yönetimde yer almadığı için Zonguldak’ın önde gelen kuruluşlarından birinin önünü tıkamaya çalışıyor…

Başkanına da açık açık söylüyor: “Beni yönetime almadınız, yönetimdekiler halletsin…”

Yani yönetime girse, Zonguldak’a hizmet için engel olmayacak, yönetime alınmadığı için hizmeti engelliyor…

Bunu da açık açık tehdit aracı olarak kullanıyor…

İşte; birçok kurumda ve önde gelen kuruluşlarda yetkili olan, belediye başkanlığına soyunan kişinin Zonguldak sevgisi…
Vah Zonguldak’ım, vah…

GÜNÜN SÖZÜ:

“Genel Merkez çağrıda bulunursa, Sayın Toptan ‘hayır’ demez…”

AK Parti Zonguldak İl Başkanı Zeki Tosun

SÖZÜN ÖZÜ:

“Dil gönlün, gönül ruhun, ruh da insanın hakikatinin aynasıdır…”

Hz. Hüseyin (R.A.)