Zonguldak şehir merkezinde ilk kez adam gibi bir özel hastane kuruldu. Özel Level Hastanesi, konumu, fiziki yapısıyla &[#]8220;özel hastane&[#]8221; sıfatına sahip oldu. Doğru dürüst tanıtım yapılmamasına rağmen, Zonguldak halkı ilgi de gösterdi. Ortaklar arası sorunlar, başarısız yönetim nedeniyle sıkıntılar yaşanıyor.
Ancak bu hastane yaşamalı. Yusuf Özdemir ve Mevlüt Özdemir, bina sahibi ve büyük hissedar olarak bu işe mutlaka bir çözüm bulmalı.
Hem paralarını kurtarmalılar, hem de Zonguldak&[#]8217;a bu modern hastaneyi yeniden kazandırmalılar. Bu işi bilenler, Özel Level Hastanesi&[#]8217;nin para kazandığını, akıllı bir yönetim ile daha da kazanabileceğini söylüyorlar.
Bu şehirde parası olan insanlar var. Hastane işini bilen insanlar var. Hastane yöneticisi olanlar var. El ele verilirse, bu hastane çok iyi yerlere gelebilir. Çok güzel paralar kazanır, çok güzel hizmetler verebilir.
Tıp Fakültesi&[#]8217;ndeki profesörler, Ereğli&[#]8217;deki özel hastanelere gidip ameliyat yapıyorlar.
Level dururken. Niye? Niye? Niye?
Daha ne bekliyoruz?
Hangi birini düzeltelim&[#]8230;
Önce &[#]8220;Level Hastanesi satıldı&[#]8221; diye yazdı. Satış çok gizli tutuluyormuş&[#]8230;
Hastanenin satılmadığı ortaya çıktı. Aynı gazete, dün &[#]8220;Level iflas bayrağını çekti&[#]8221; diye yazdı. Meğer iflas erteleme kabul edilmiş. Yönetime kayyum atanmış. İstifayı düşünen doktorlar geri dönmüş. Hastane çalışıyor.
&[#]8220;Özsüt karıştı&[#]8221; diye yazdı. Elinde baltayla Özsüt&[#]8217;e gidip dondurma dolabına saldıran kişi belli. Polis gözaltına aldı. AK Parti İl Başkanı Hamdi Uçar, o sırada olay yerinde değil. Zonguldak&[#]8217;ta parti binasında&[#]8230; Hamdi Uçar&[#]8217;la tartışma yok. Ali Bektaş ise, eli baltalı saldırgan gelmeden önce pastasını alıp Özsüt&[#]8217;ten ayrılmış. Hangi birini düzelteceğimizi şaşırdık. Yakında Sami Aydın için yardım kampanyası başlatırsa şaşırmayın. Zira, hazine arazisine üç katlı kaçak bina yaparken bankadan kredi çeken Sami Aydın&[#]8217;a hepimiz yardımcı olmamız lazım! Fitre versek daha iyi aslında. Başımızın, gözümüzün sadakası olsun&[#]8230;
Kıssadan Hisse: İnşaat işçisi&[#]8230;
Ağır işlerde çalışan işçilerin, işleri hakkında ne düşündüklerini incelemek üzere araştırmayı yürüten bir görevli, bir inşaat alanına gönderilir. Görevli, ilk işçiye yaklaşır ve sorar: &[#]8220;Ne yapıyorsun?&[#]8221;
İşçi öfkeyle bağırır: &[#]8220;Nesin sen, kör mü? Bu parçalanması imkânsız kayaları ilkel aletlerle kırıyor ve patronun emrettiği gibi bir araya yığıyorum. Cehennem sıcağında kan ter içinde kalıyorum. Bu çok ağır bir iş, ölümden beter&[#]8230;&[#]8221;
Görevli hızla oradan uzaklaşır ve çekinerek ikinci işçiye yaklaşır. Aynı soruyu sorar: &[#]8220;Ne yapıyorsun?&[#]8221;
İşçi cevap verir: &[#]8220;Kayaları mimari plana uygun şekilde yerleştirilebilmeleri için, kullanılabilir şekle getirmeye çalışıyorum. Bu ağır ve bazen de monoton bir iş, ama karım ve çocuklarım için para gerekli, sonuçta bir işim var. Daha kötü de olabilirdi.&[#]8221;
Biraz cesaretlenen görevli, üçüncü işçiye doğru ilerler: &[#]8220;Ya sen ne yapıyorsun?&[#]8221;
İşçi, kollarını gökyüzüne kaldırarak, &[#]8220;Görmüyor musun? Bir mabet yapıyorum.&[#]8221;
Her üç işçi de aynı işi yapıyor olmalarına rağmen hepsinin yaptığı işe bakış açıları farklıydı. Biri için eziyet olan iş, diğeri için mecburiyet, bir diğeri için ise üretmenin, yapılan işin bir parçası olmanın mutluluğuydu.
Günün Fıkrası: Taksici&[#]8230;
Biraz yol aldıktan sonra arkada oturan müşteri, taksi şoförüne bir şey sormak için hafifçe omzuna dokunur. Şoför bir çığlık atıp, direksiyonun kontrolünü kaybeder ve kaldırıma çıkıp, arabayı zar zor durdurur ve arkaya dönüp müşteriye, "Bir daha bunu yaparsan gözünü patlatırım!" diye bağırır.
Müşteri, "Azıcık dokunmanın sizi bu kadar korkutup sıçratacağını düşünemedim, özür dilerim" der.
Kendini toparlamış olan şoför, müşteriye dönüp: "Haklısınız, sizin kabahatiniz yok, bugün benim takside ilk günüm, 25 senedir cenaze arabası şoförüydüm de&[#]8230;"
Günün Sözü:
İnsanın en büyük hatası şudur; kendini olduğundan büyük görmek ya da kendine hak ettiğinden az değer vermek.
Goethe