Pusula Gazetesi olarak, kentin görünen ve görünmeyen yüzündeki hizmetleri gündeme getirmeye çalışıyoruz.


Yapılanlara teşekkür ediyoruz, yapılmayanları hatırlatıyoruz.


Bugüne kadar pek çok konuyu ele aldık.


İlgili kurumlar ve yöneticiler üzerinde baskı oluşturduk.


Yazdık&8230;


Eleştirdik&8230;


Belki kızdırdık&8230;


Ama devam edeceğiz&8230;


Tüm bunların ardından sorunların ve taleplerin ilgili bakanlıklara daha hızlı ulaştığını gördük.


Şunu da gördük;


Ankara&8217;da gerek siyasi parti genel merkezleri, gerekse ilgili bakanlıklar ve kurumlar pek çok şeyi medyadan öğreniyor.


Medyadan öğrenmeseler bile medyadan gelen doğru ve yalın baskıyı dikkate almaya çalışıyorlar.


Siz burada ne yaparsanız yapın, ne söylerseniz söyleyin, ne yazarsanız yazın&8230;


İşler Ankara&8217;dan bitiyor.


Hep söylüyoruz.


Bizi seversiniz, sevmezsiniz.


Görüşlerimize katılırsınız, katılmazsınız.


Bu işin doğası gereği bizlerin de hatalar yapması mümkün.


Mümkün olduğunca dikkat ediyoruz.


Kabalık olarak algılamayın lütfen.


Şunu da açık yüreklilikle paylaşmak istiyoruz.


Pusula, Zonguldak&8217;a hizmet etmek isteyen kim varsa elini güçlendiriyor.


İster CHP&8217;li belediyeler olsun, ister AK Partili belediyeler&8230;


İster Vali Ali Kaban olsun, ister kurumlar&8230;


İster STK&8217;lar olsun, ister üniversite&8230;


İster işadamları olsun, ister dernekler&8230;


Kim, Zonguldak için samimi olarak bir çalışma yapmak istiyorsa, Pusula o kişi ve kurumların, Zonguldak&8217;ın elini güçlendirmekte kararlı.


Bu bağlamda; AK Parti, CHP, MHP Genel Merkezlerinde Pusula&8217;yı takip eden, kendi konularıyla ilgili haberleri takip ederek ilgili isimlere ulaştıran, Bakanlık ve Genel Müdürlüklerde aynı şekilde haber ve yorumları muhataplarına ulaştıran dostlarımıza teşekkür ediyoruz.


Onlar, işlerini yapmanın ötesinde Zonguldak&8217;ın dertlerinin anlatılmasında köprü vazifesi görüyor.


Destek olan, paylaşan tüm okurlarımıza teşekkür ediyoruz.


Gerek siyasi partilerde, gerekse bakanlık ve kurumlarda ilgi gösteren, dikkate alan herkese teşekkür ediyoruz.



Karşı olmak!



Toplumun her kesiminden muhalif söylemler geliyor.


Her platformda, her sokakta, her adım başında bir karşı duruş ile karşı karşıyasınız.


İtiraz&8230;


İtiraz&8230;


İtirazlar&8230;


Siyasette&8230;


Medyada&8230;


Sosyal yaşamda&8230;


Sosyal medyada&8230;


Sahnede&8230;


Tribünde&8230;


Kaldırımda&8230;


Caddede&8230;


Yaşananlar gösteriyor ki; sadece olduğu yerden bakmaya ayarlanmış bir toplumuz.


&8220;Ulan, biraz da karşımdakinin gözünden bakayım&8221; mantığı yok.


Hastalık derecesinde yok.


Hele hele sosyal medya icat oldu olalı mertlik hepten bozulmuş.


Sallayan sallayana&8230;


Tut tutabilirsen.


Siyasetten medyaya, STK&8217;lardan sokağa pek çok kesim konuşuyor.


Ama çoğu boşa gidiyor.


Eleştirmek kolay.


Çok kolay.


Çoğunun bir anlamı da yok.


Bu kentte, bu ülkede kendisi demokrat olamamış insanlar, çıkıp demokratlık dersi veriyorsa, adil olamamış insanlar başkalarını adil olmaya davet edebiliyorsa, objektif olamayanlar başkalarını objektif olmamakla suçluyorsa, samimi ve dürüst olmak gibi bir derdi olmayanlar rakiplerini dürüst ve samimi olmakla suçluyorsa, hırsızlar başkalarını hırsızlıkla suçluyorsa ve tüm bu insanlar, tüm bu politikalar, yaklaşımlar, tepkiler taraftar buluyorsa, bu ülkenin, bu kentin nesini düzeltebilirsiniz?


Siyasette, medyada, sendikal yaşamda, hizmet yaşamında, trafikte, caddede neyi düzeltebilirsiniz?


Her insanda vardır biraz ego&8230;


Ancak kendini düzeltememiş, kendini düzeltme, geliştirme, yenileme gibi bir çabası olmamış, siyasilerin, yöneticilerin, idarecilerin ve biz gazetecilerin başkalarını düzeltme çabası anlamsız.


Ve hepimiz bir ölçüde bu hastalığın pençesine kapılmış durumdayız.


Bu nedenle sizin, bizim, onların, bunların başkalarıyla ilgili ne dediği, ne düşündüğü, ne yaptığı önemli değil.


Sizin kendiniz için ne yaptığınız önemli.


Kendine karşı olmaktan korkanların, başkalarına karşı olmasının pek bir anlamı yok.


Lütfen bir de bu gözle bakalım.


Mesele, karşı olmak değil.


Herkes birbirine karşı olabilir.


Yapılanları-yapılmayanları, doğruları-yanlışları eleştirebilir.


Yerden yere de vurabilir.


Hak eden varsa, küfür de edebilir.


Bunlar önemli değil.


Mesele, karşı olduğunuz şeyi değiştirmek için sizin ne yaptığınızda!


Bu insani bir olgu&8230;


Bu insani olgunun temelini adam gibi atamadıysak, neyi düzeltebiliriz ki?


Bir şeyi düzeltmek istiyorsan kendinden başla!



Bilirkişi!



Genç yaşta kaybettiğimiz Mert Çebi kardeşimiz ile ilgili son haberin özeti şöyle:


&8220;Zonguldak&8217;ta sollama ve karşıya geçişin yasak olduğu yolda duran otomobile motosikletiyle arkadan çarpan üniversite öğrencisi 23 yaşındaki Mert Çebi´nin ölmesinde bilirkişi, otomobil sürücüsünü kusursuz buldu.


Fahri trafik müfettişi baba Mehmet Çebi´nin itirazı sonucu dosyanın gönderildiği Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Daire Başkanlığı ise sürücünün, yasaklı yerde durarak trafiğin akış seyrini tehlikeye düşürdüğü gerekçesiyle tali kusurlu olduğunu belirtti. Rapor üzerine 25 yaşındaki sürücü Gurur Güner hakkında 6 yıl hapis istemiyle dava açıldı.&8221;


O bilirkişi heyetinde kimler varsa, söylenebilecek iki şey var:


Birincisi;


Eline sözlük, gözüne gözlük!


İkincisi;


Lütfen bu adamları bir daha bilirkişi falan yapmayın!