Zonguldak’ta (2004-2009) tarihleri arasında Belediye Başkanlığı yapan Secaattin Gonca; üst geçit tartışmalarıyla ilgili bir paylaşım yaptı.
Secaattin Gonca diyor ki:
“Zonguldak Belediyesi, 21 Temmuz 2010 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü ile imzaladığı protokol ile kendi sorumluluğunu resmen kabul etmiş, adeta kendi ipini bu belgeyle çekmiştir. Protokol, belediyenin kaçış belgesi değil; sorumluluk senedidir.
Söz konusu protokol ile:
• Şehir içinden geçen karayollarında,
• Yaya alt ve üst geçitlerinin yapılması, yaptırılması ve bakımının sağlanması,
• Trafik ve yaya güvenliğine ilişkin tüm tedbirlerin alınması, açık, net ve bağlayıcı şekilde Zonguldak Belediyesi’nin yükümlülüğü altına sokulmuştur.
Bu belge;
• “Yetki karmaşası” yaratmak için değil,
• Sorumluluğun kime ait olduğunu tescil etmek için imzalanmıştır.
Dolayısıyla bugün gelinen noktada;
• Zonguldak Valiliği’ni,
• Merkezi idareyi ve Zonguldak AK Parti İl Başkanlığı’nı,
• Karayolları Genel Müdürlüğü’nü işaret etmeye çalışmak, belgeye rağmen sorumluluktan kaçma çabasıdır”
Zonguldak Belediyesi’nin 21 Temmuz 2010 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü ile imzaladığı protokolde dönemin Belediye Başkanı İsmail Eşref ve Başkan Yardımcısı Erhan Darende’nin imzası var!
Yani aslında bugün yaşanan krizin altında yine CHP’nin imzası var!
Secaattin Gonca devam ediyor:
“Bu protokol hükümlerine rağmen üst geçitlerin yapılmaması halinde:
• Olası bir kazada,
• Belediyenin hizmet kusuru sabit olabilir,
• İdari yargıda yüksek tutarlı tazminat davaları kaçınılmaz hale gelebilir,
• İlgili yöneticiler hakkında soruşturma ve denetim süreçlerinin başlamasına neden olunabilirdi.
Bugün yapılan üst geçitler;
• Bir “lütuf” değil,
• Bir “başarı hikâyesi” hiç değil,
• Gecikmiş bir zorunluluğun son anda yerine getirilmesidir.”
Secaattin Gonca, Mustafa Çağlayan ve Tahsin Erdem arasında yaşanan tartışmayla ilgili şöyle diyor:
“Kurumsal saygısızlık, sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Bu süreçte kamu adına sorumluluk hatırlatması ve mücadelesi yapan, AK Parti Zonguldak İl Başkanı Sayın Mustafa Çağlayan’a yönelik “Senin burada ne işin var?” şeklindeki yaklaşım;
• Hukuki gerçekleri değiştirmez,
• Protokol hükümlerini ortadan kaldırmaz,
• Belediyenin altına imza attığı sorumluluğu yok saymaz.
Aksine, bu tür söylemler;
• Kurumsal ciddiyeti ve şehrin çözülmesi gereken sorunların çözümünü zedeler,
• Devlette hizmette devamlılık esastır. Protokol hükümleri de denetim ve soruşturma riski açısından tüm sorumluları bağlar.”
Secaattin Gonca finali şöyle yapıyor:
“Son söz: belge konuşur, yorum susar
Ortada:
• İmzalı bir protokol,
• Açık yükümlülükler,
• Net sorumluluk alanları varken, algı yönetimiyle gerçeklerin üzeri örtülemez.
Zonguldak Belediyesi’nin ipi, 21 Temmuz 2010 yılında dönemin CHP’li Belediye Başkanı tarafından imzalanan bu protokolle çekilmiştir. Bugün yapılan her iş, bu belgenin gecikmiş bir sonucudur.”
Zonguldak Belediyesi’nin 21 Temmuz 2010 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü ile imzaladığı protokolde dönemin Belediye Başkanı İsmail Eşref ve Başkan Yardımcısı Erhan Darende’nin imzası var! Yani aslında bugün yaşanan krizin altında yine CHP’nin imzası var!
Secaattin Gonca, kimseye ‘deli’ demeden lafın tamamını söylemiş!

Tahsin Erdem özür dilemeli!

Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan’a yönelik üstenci tavrı, kaba sözleri ve kibir kokan üslubu nedeniyle özür dilemeli!
Öyle konuş, hakaret et, sonra küçümse, ve hiçbir şey olmamış gibi elini uzatıp “Mustafa benim kardeşim” demekle bu iş olmaz!
Tahsin Erdem Mustafa Çağlayan’dan özür dilemeli!
Özür dilemek bir erdemdir!
Yeterli mi?
Tabii ki hayır!
Tahsin Erdem, Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu’ndan da özür dilemeli!
Yeterli mi?
Tabii ki hayır!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafı yerine koyulmalı!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafı yerine konulmadan ne AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan ne de Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu Tahsin Erdem’le gönülden el sıkışamaz!
Tahsin Erdem, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı yaptığı hadsizliğin cezasını çekmeli!
Tahsin Erdem, AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan’a yönelik hadsizliğin cezasını çekmeli!
Tahsin Erdem, Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu’na karşı duruşunun cezasını çekmeli!
Tahsin Erdem, Mustafa Çağlayan’dan özür dileyecek!
Tahsin Erdem, Osman Hacıbektaşoğlu’ndan özür dileyecek!
Barış iklimiymiş!
Barış mevsimiymiş!
Kimse bu hikayelerle insanları aldatamaz!

Kayınova sendromu

Zonguldak Belediyesi CHP Grup Başkan Vekili Dr. Atınç Kayınova, Belediye Başkanı olabilmek için elinden geleni yapıyor, ama olamıyor!
Bu uğurda Belediye Başkanı zora girsin, başarısız olsun diye çeşitli oyunlar oynuyor!
Eskiden böyle idi!
Şimdi de böyle!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, ne zaman AK Parti ile uzlaşı çabası içine girse, Dr. Atınç Kayınova hemen absürt bir açıklama yapıp ortalığı karıştırıyor!
Merkez Balık Çarşısı işinde Devlet Demir Yolları ile kriz yaşanırken, hem AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan’a hem de Devlet Demir Yolları yöneticilerine kalkan göndermeye kalkmıştı!
Karadeniz’de o kadar balık varken, Atınç Kayınova herkese ‘kalkan’ gönderiyor!
Önceki dönem Zonguldak Belediye Başkanı Dr. Ömer Selim Alan, Dr. Atınç Kayınova’ya teşhis koymuş, Atatürk Devlet Hastanesi’ne yönlendirmiş!
Dr. Atınç Kayınova dönemin İl Başkanı Murat Pulat ile Atatürk Devlet Hastanesi’ne gitmişti!
Hastaneye gitmesi değil de Murat Pulat ile gitmesi daha bir enteresandı!
O konuya girmeyelim!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan’a yönelik saygısız tartışmanın ardından Atınç Kayınova yine zırvalamış:
Güya Tahsin Erdem, kendini devlet yerine koyan Mustafa Çağlayan’a haddini bildirmiş!
O zaman Atınç Kayınova’ya tavsiyemiz!
“Sor bakalım Tahsin Erdem’e, neden ‘İşim gücüm sensin Mustafa’ demiş? Sonra neden Mustafa Çağlayan ile barışmak istemiş?’ El ele verelim, sorunları birlikte çözelim’ demiş?”
Atınç Kayınova, Tahsin Erdem’in, Mustafa Çağlayan’a yönelik saygısız tutumunu ‘had bildirme’ olarak yorumluyor!
Tahsin Erdem’in bu hadsiz davranışı, saygısız tutumu ve kibri yüzünden Karayolları bize böyle bir üst geçidi layık gördü!
Tahsin Erdem yüzünden Zonguldak insanı cezalandırıldı!
Bu duruma üzülmek yerine “Başkanımız haddini bildirdi” diye mutlu olmak bir rahatsızlık belirtisi değil midir?
Atınç Kayınova’nın rahatsızlığına ‘Kayınova sendromu’ diyebilir miyiz?
Dr. Ömer Selim Alan, bu hastalığa bir teşhis koyabilir mi?
Yoksa Şenol Yavuz hocamıza mı soralım?

Kıssadan Hisse: Eşeğin gölgesi

Bir gün büyük Yunan hatibi Demostenes, Atina’da bir toplantı da konuşmak isteyince halk, kendisini dinlemek istememiş, gürültü etmeye başlamış.
Bunun üzerine Demostenes: “Yalnız iki kelimecik söyleyeceğim.” demiş ve hemen bir hikaye anlatmaya başlamış: “Vaktiyle bir delikanlı Atina’dan Megara’ya gitmek için bir eşek kiralamıştı. Eşeğini kiraya veren adam da aynı yere işi düştüğü için beraber yola çıkmışlar. Konuşa konuşa giderken öğle sıcağı basmış. Biraz dinlenmek ve öğle yemeği yemek için birlikte bir su başına çökmüşler. Ama ortalıkta gölge edecek bir şey olmadığı için eşeğin sahibi, eşeğinin yaptığı gölgeye sığınmış. Eşeğini kiralayan genç buna içerlemiş, ‘sen çekil ben oturacağım oraya’ demiş. Öteki ise ‘ne münasebet, eşek benim’ deyince kiracı; ‘iyi ama ben kiraladım’ diye itiraz etmiş. Diğeri ben eşeği kiraya verdim gölgesini değil diye devam etmiş. Derken aralarında kavga çıkmış.”
Demostenes sözün burasına gelince kürsüden inmiş. Halk: “Sonra ne olmuş, söylesene sonra ne olmuş?” diye bağrışmaya başlayınca, tekrar kürsüye çıkmış:
“Ey ahali! Sizin iyiliğiniz için laf edeyim dedim dinlemediniz de bir eşeğin gölgesini merak ediyorsunuz, bu ne iştir!”