"Cumhuriyet Bayramı", Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 29 Ekim 1923'te "cumhuriyet yönetimi"ni ilan etmesi anısına, her yıl 29 Ekim tarihinde Türkiye'de ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde kutlanan bir milli bayramdır. 1925 yılında çıkarılan bir yasayla "ulusal bayram" olarak kutlanmaya başlandı.

Zonguldak’ta da her yıl kutlanıyor.

Bu yıl törenler, Karaelmas Kemal Köksal Stadyumu’nda düzenlendi.

Stadyumun ortasına bir sahne kuruldu.

Sadece kapalı tribünden ve protokolün göreceği bir düzenleme yapıldı!

Açık tribüne gelenler, etkinliği izleyemedikleri için stadyumdan boynu bükük ayrıldılar.

Cumhuriyeti hep birlikte kurduk.

Ama sadece protokol ile kutladık!

Olacak iş değil...

Madem stadyumun ortasına sahne koyup, etkinlikleri protokole yapacaktınız, niye zahmet ettiniz?

Törenleri, Valilik binası önünde yapsaydınız?

Kentin Valisi, Belediye Başkanı, Milletvekili "Karadenizli" olunca, Karadeniz yöresi halkoyunları ekibi ön plana çıktı!

“Bu kadar kusur, kadı kızında da olur” sözüyle, kastı, kusura dönüştürüp Zonguldak insanına yapılan saygısızlığı hafifletelim!

Ama bundan sonraki bayramlarda daha dikkatli olalım!

Zonguldak halkı, siyasetçilerin ve bürokratların egolarını tatmin edeceği kişiler değildir!

Cumhuriyetin imkanlarından sınırsızca faydalanan erkin, güç bela geçinen halktan cumhuriyet coşkusunu esirgemeye hakkı yoktur.  

Genç cumhuriyetin tüm enerjisini karşılayan, yeraltında madende, yerüstünde savaşlarda ve terörle mücadelede binlerce şehit veren Zonguldak halkından, cumhuriyetin coşkusunu esirgemeye hiç kimsenin hakkı yoktur!

Cumhuriyet, bir avuç protokol azınlığın değil, tüm halkın gurur kaynağıdır.

Ve böyle olmalıdır.

Cumhuriyet; babanızın malı değil, çocuklarımıza mirasımızdır.

Sen öksüz, ben yetim...

İçinden çay geçen ilçemizle, iki işadamı sıkı dost olmuşlar!

Yurt içi-yurt dışı seyahatler yapmışlar!

Yemişler, içmişler, gezmişler!

Tabi bu yeme-içme, iki işadamının kilosunu artırmış!

Yine bir akşam kafayı çekerken "zayıflamasına" iddiaya girmişler!

Bir ayda kim, daha fazla zayıflarsa, 50 bin doların sahibi olacak!

Zenginin iddiası böyle olur tabi!

Bir büyük rakısına olacak değil ya!

Bizim işadamı, 50 bin doları duyunca, bir ayda süzülmüş!

Yemeden-içmeden kesilmiş!

Diğeri zaten mide operasyonu geçirmeyi düşündüğü için, iddiayı pek de kemerine takmamış!

Bir ay geçmiş!

Bizim işadamı iddiayı kazanmış!

50 bin doların sahibi olmuş!

Ama sonra kısa sürede yine eski kilosuna dönmüş!

Hikayenin can alıcı bölümünü şimdi anlatmıyorum...

Bir tahsilat hikayesi var ki!

Onu da sonra anlatırım!

Sözleri Nizamettin Arıç’a, bestesi Burhan Bayar’a ait “Ben Yetim” şarkısıyla veda ediyorum sizlere...

Ben yetim, ben yetim, ben yetim vay

Sen öksüz, sen öksüz, ben yetim vay

Binmişsen, binmişsen dert atına

Yavaş get, yavaş get, ben yetim vay

Ağlama, ağlama, gel ağlama

Karayılan karaya, bel bağlama

Gün gelir, gün gelir, bu da geçer

Zamana zamana, bel bağlama

Kıssadan Hisse: Kayıkçının küreği...

Bir kayıkçı, yolcularını kayığı ile nehrin bir tarafından diğer tarafına geçiriyormuş. Yolcuların dikkatini kayığın kürekleri çekmiş.

Kayıkçının küreklerinin birinde "inanç", diğerinde "çalışmak" yazıyormuş.

Yolcular, merak edip sormuşlar kayıkçıya, "Bunların anlamı nedir?" diye...

Kayıkçı cevap vermiş:

"Nehirden geçmek için her iki küreğe de ihtiyacım var. Çalışmaksızın 'inanç', inanç olmadan da 'çalışmak" bir işe yaramaz. Bunlardan birinin eksikliği, tek kürekle kayığı yürütmeye çalışmak gibidir. Başarıya ulaşmak için bunların ikisine de ihtiyacımız vardır. Yoksa olduğumuz yerde döner dururuz. Varacağımız noktaya bir türlü ulaşamayız."

Günün Fıkrası: Eşek...

Gariban bir köylü, şehre inmişti. Büyük bir mağazada, iki kişinin karşılıklı oturup konuştuklarını gördü. İçerde bir masa ve üç dört koltuktan başka bir şey görünmüyordu. Merak etti ve içeri girdi:

-Selamünaleyküm ağalar...

-Aleykümselam hemşehrim, ne istiyorsun?

-Merak ettim, acaba burada ne satıyorsunuz?

Köylü ile dalga geçmek isteyen satıcı sırıtarak cevap verdi:

-Eşek satıyoruz...

Köylü de taşı gediğine yerleştirdi:

-Sadece ikiniz misiniz yoksa daha var mı?