Kültür Sanat Sen Zonguldak İl Temsilcisi Onur Çebi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2027 yılı bütçe teklifine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bakanlığın izlediği politikaların çalışanlar ve kültürel miras üzerinde olumsuz etkiler yarattığını savunan Çebi, bütçede önceliğin sanat emekçilerinin özlük haklarına, kültürel faaliyetlere ve kamu kaynaklarının adil kullanımına verilmesi gerektiğini belirtti.
“AYNI SAHNEDE AYNI EMEĞİ VERENLER FARKLI ÜCRETLER ALIYOR”
Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi ile Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne bağlı koro ve topluluklarda farklı istihdam modellerinin uygulanmasını eleştiren Çebi, aynı işi yapan çalışanların farklı statülerde çalıştırılmasının iş barışını bozduğunu ifade etti.
İdari sözleşmeliler, hizmet sözleşmeliler ve figüran sözleşmeliler arasında ciddi ücret ve sosyal hak farklılıkları bulunduğunu belirten Çebi, özellikle güvencesiz çalışan sanat emekçilerinin ekonomik koşullarının ağırlaştığını savundu.
Çebi, mevcut ücret politikasını “kölelik ücretleri” olarak nitelendirerek tüm sanat çalışanlarını kapsayan güvenceli ve adil bir istihdam modeli oluşturulmasını istedi.
“SANATÇILARIN MAAŞLARI VERGİ DİLİMLERİYLE ERİYOR”
Sanat çalışanlarının gelir vergisi nedeniyle yıl içerisinde önemli ücret kayıpları yaşadığını ileri süren Çebi, sözleşme ücreti, teşvik ve ikramiye gibi ödemelerin vergiye tabi tutulmasına tepki gösterdi.
Çalışanların yılın ilk aylarından itibaren yüzde 15'lik vergi diliminden yüzde 20'ye, ardından daha yüksek dilimlere geçtiğini belirten Çebi, bazı sanatçıların yılın son aylarında yüzde 35'e ulaşan vergi oranlarıyla karşı karşıya kaldığını ifade etti.
Bu durumun çalışanların alım gücünü ciddi biçimde düşürdüğünü savunan Çebi, gelir vergisi dilimlerinin çalışanlar lehine yeniden düzenlenmesini ve ücretlerdeki kayıpların önlenmesini talep etti.
“YÖNETİCİLERİN SEYAHAT HARCAMALARI VAR, ANADOLU TURNELERİNE BÜTÇE YOK”
Devlet Tiyatrolarının yurt içi turnelerinin bütçe yetersizliği gerekçesiyle azaltıldığını veya iptal edildiğini öne süren Çebi, buna karşılık yöneticilerin yurt dışı seyahatleri ve harcırah harcamalarının devam ettiğini iddia etti.
Sanatın yalnızca büyükşehirlerde değil, Anadolu'nun her köşesinde vatandaşlarla buluşması gerektiğini vurgulayan Çebi, şu değerlendirmede bulundu:
“Yönetimsel lüks harcamalara son verilmeli; tiyatronun tırlarla, perdelerle Anadolu'nun her köşesine ulaşmasını sağlayacak turne ödeneklerine öncelik tanınmalıdır.”
“HALK KÜTÜPHANELERİ ETÜT MERKEZİNE DÖNÜŞTÜ”
Türkiye genelinde yüksek maliyetlerle inşa edilen halk kütüphanelerinin asli işlevlerinden uzaklaştığını savunan Çebi, kütüphanelerin büyük ölçüde sınavlara hazırlık amacıyla kullanılan çalışma salonlarına dönüştüğünü ileri sürdü.
Kütüphanelerin yalnızca ders çalışma alanı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Çebi, bu merkezlerin araştırma, kültür, sanat ve sosyal faaliyetlerin gerçekleştirildiği kurumlar hâline getirilmesini istedi.
Kütüphane binalarına, personel giderlerine, otomasyon sistemlerine ve hizmet alımlarına önemli miktarda kamu kaynağı ayrıldığını hatırlatan Çebi, bu yatırımların toplumun kültürel gelişimine daha fazla katkı sağlaması gerektiğini ifade etti.
“ÇOKLU MAAŞ VE FON İDDİALARI ARAŞTIRILMALI”
Kamuoyunda gündeme gelen fon soruşturmalarına ve bazı kamu yöneticilerinin birden fazla yerden ücret aldığına ilişkin tartışmalara da değinen Çebi, Bakanlık bünyesinde benzer uygulamaların bulunup bulunmadığının sorgulanması gerektiğini savundu.
Sanat emekçilerinin ekonomik sıkıntılar yaşadığı bir dönemde kamu kaynaklarının ayrıcalıklı kesimlere aktarılmasının kabul edilemeyeceğini belirten Çebi, çoklu maaş ve huzur hakkı uygulamalarını eleştirdi.
Çebi, “Sanat emekçileri yıl içinde vergi dilimleriyle soyulup açlık sınırına itilirken ve kölelik ücretlerine mahkûm edilirken, kamunun kaynaklarını bir avuç ayrıcalıklı bürokratın çoklu maaş zincirine ve şaibeli fon sarmallarına peşkeş çeken bu liyakatsiz zihniyet, halkın bütçesini can suyu olmaktan çıkarıp bir rant düzenine dönüştürmüştür” ifadelerini kullandı.
Söz konusu iddiaların açıklığa kavuşturulması ve kamu kaynaklarının kullanımında şeffaflığın sağlanması gerektiğini dile getirdi.
“ATAMALARDA TORPİL VE KAYIRMACILIK VAR” İDDİASI
Bakanlık bünyesinde gerçekleştirilen atama ve yer değişikliği işlemlerine ilişkin de eleştirilerde bulunan Çebi, personel arasında çifte standart uygulandığını ileri sürdü.
Bazı halk kütüphanelerinde yönetici kadrolarının boş olmasına rağmen tayin talebinde bulunan çalışanların başvurularının olumsuz değerlendirildiğini iddia eden Çebi, belirli kişilerin ise kısa süre içerisinde birden fazla kez atama veya yer değişikliği hakkından yararlanabildiğini öne sürdü.
Bu uygulamaların çalışanlar arasında huzursuzluğa neden olduğunu belirten Çebi, atama ve görevlendirmelerde liyakat, eşitlik ve hakkaniyet ilkelerinin esas alınması gerektiğini vurguladı.
KÜLTÜREL MİRAS UZMANLARININ HAKLARINI DA GÜNDEME GETİRDİ
Kültür ve Turizm Bakanlığının bütçe planlamasında kültürel mirasın korunmasına ve bu alanda görev yapan personelin özlük haklarına daha fazla önem verilmesi gerektiğini ifade eden Çebi, Kültürel Miras Uzmanlarının hak ettikleri ek gösterge düzenlemesine kavuşturulmasını istedi.
Kültürel mirasın korunmasında insan hayatını önceleyen politikaların benimsenmesi gerektiğini belirten Çebi, çalışanların güvenli ve adil koşullarda görev yapmasının önemine dikkat çekti.
“BÜTÇE BETONA VE İSRAFA DEĞİL, SANAT EMEKÇİLERİNE AYRILMALI”
Açıklamasının sonunda 2027 yılı bütçesine ilişkin taleplerini sıralayan Kültür Sanat Sen Zonguldak İl Temsilcisi Onur Çebi, Bakanlık kaynaklarının çalışanların haklarını güvence altına alacak şekilde kullanılması çağrısında bulundu.
Çebi, bütçenin sanat emekçilerinin vergi kesintileriyle erimeyen ücretlerine, güvenceli istihdama, Anadolu turnelerine, halk kütüphanelerinin geliştirilmesine, kültürel mirasın korunmasına ve liyakat esaslı bir çalışma düzenine ayrılması gerektiğini söyledi.
Çebi, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 2027 yılı bütçesinin sermayeye, betona, israfa, şaibeli fon ilişkilerine, ayrıcalıklı bürokratların çoklu maaşlarına ve kayırmacı atama düzenine değil; sanat emekçilerinin vergi dilimleriyle erimeyen güvenceli istihdamına, Anadolu'ya taşınan sanata, işlevselleştirilmiş halk kütüphanelerine, hak ettiği ek göstergeye kavuşacak Kültürel Miras Uzmanlarına, insan hayatını önceleyen gerçek bir koruma politikasına ve liyakatin esas alındığı adil bir çalışma düzenine ayrılmasını talep ediyoruz.”


