BAKKA’dan bir uzman, BAKAP’la ilgili anket için geldi.

Eksikler, beklentiler... Yanıt veremedim tabi… Neyi konuşacağız biz?

Bu hükümet, İstanbul Boğazı’na tüp geçit yaptı, biz Filyos Limanı’nın ihalesini yapamadık.

Bu hükümet, İstanbul Boğazı’na üçüncü köprüyü yaptı, biz Filyos Limanı’nın ihalesini tamamlayamadık.

Bu hükümet, İzmit Körfez Geçişi’ni özel sektöre yaptırdı, biz Filyos Limanı’nın ihalesini sonuçlandıramadık.

Bu hükümet Ovit Tüneli ile Karadeniz’i Akdeniz’i kucaklaştırıyor, biz hala neyi konuşuyoruz?

Daha doğrusu hala konuşuyoruz.

Başlasak, bitecek, bunu da biliyoruz.

Ama bir türlü başlamıyor.

Sürekli isim değiştiriyoruz.

“DOKAP” “BAKAP” oldu.
İnşallah bir kez daha isim değiştirmeden proje hayata geçer.

Bakın Zonguldak Valisi Sayın Ali Kaban’a…

Planlıyor, tasarlıyor, yıkıp geçiyor.

Öyle uzun uzadıya konuşarak bir iş yapılmaz.

Hele Zonguldak’ta…

Bakın Kozlu’ya, ne yaptı Ali Bektaş? Yıktı, geçti.

Efendim, şöyle oldu, böyle oldu, yargılanıyor.

Bu memleketi yönetecek kişiler, bedel ödeyecek elbette…

Başka türlü Kozlu sahilindeki çekekleri kaldırabilir miydiniz?

Sahildeki sanayi sitesini arkaya taşıyabilir miydiniz?

Sahile o güzelim tesisleri yapabilir miydiniz?

Kıyafetsizler… Kifayetsizler… Üstelik yüreksizler…

Sendika yöneticilerin Kılık Kıyafet Yönetmeliği’ne aykırı davrandıklarını ve bu nedenle kapı dışarı edildiklerini yazdık ya bu köşede…
“Kıyafetsiz, kifayetsiz” diye de eleştirdim onları…

Ve diyorum ki:
“Bu insanlar, üstelik yüreksizler de...”

İsimsiz yorum atıyorlar.

Bir kere okuduklarını anlamıyorlar.

Ben memurların kılık kıyafetlerine karışmıyorum.

Temsil makamında olması gereken sendikacıların kıyafetsizliklerini ve kifayetsizliklerini eleştiriyorum.

Bundan sonra da eleştirmeye devam edeceğim.

Siz de yüreğiniz yetiyorsa, adınızı yazarak yorum yapın, olur mu?

Öyle akşam sarhoşların içki içip işediği duvarın dibine düşersiniz işte öyle!

Akşam Vali’yle top oyna…

Sabah makamda hurma ye!

Nereden nereye?

Ne demiş atalarımız?

“Ne oldum değil, ne olacağım diyeceksin!”

Haber hırsızları!

İnternet siteleri arasındaki yarış çok hoşuma gitmişti.

Ta ki haberlerimizin sitemizden alınıp, birebir yayınlanıncaya kadar…

Üstelik haberi izinsiz alan arkadaş, altına kendi adını yazıncaya kadar...

Arkadaşlarımızın emeğinin göz göre göre çalınması bizleri çok rahatsız ediyor.

Haberi bilerek eksik atıyoruz.

Adam aceleyle kopyalayıp yapıştırıyor.

Sonra eksiği tamamlıyoruz.

“Utansınlar” diye... Ama yüz yok ki, utansınlar. Bir de bu hırsızlık zincirleme gidiyor.
Zonguldak’taki bizden, Ereğli’deki ondan, o ondan çalıyor.

Sonra soruyorsun, “Ben senden almadım, ondan aldım” diyor.

Üstelik bunlar solcu... İktidara “hırsız” diye hakaret eden bu arkadaşların yaptığı ne oluyor acaba?

Günün fıkrası: Milletvekili…

Mecliste bir milletvekili kürsüye çıkmış, “Bu meclisteki milletvekillerinin yarısı i…nedir” demiş.

Milletvekilleri ayaklanmış ve bu adamı dövmüşler.

Milletvekili yeniden kürsüye çıkmış ve özür diledikten sonra:
“Bu meclisteki milletvekillerinin yarısı i...ne değildir!..”