Geçtiğimiz günlerde "Zonguldak Belediyesi tarafından içkili yer bölgesine dahil edilen 7 işletmeden biri olan Panorama Kafe’nin, kent merkezindeki Ulu Cami’ye çok yakın bir konumda bulunması kamuoyunda tepkiyle karşılanıyor" şeklinde bir haber yapmıştım.
Bu habere gelen bir yorumu, isim vermeden aynen yayınlıyorum:
"Öznur, bir gün de doğru dürüst bir haber yap da seni alkışlayalım be kızım.
Şu takıntılarından vazgeç, ufuk çizgini değiştir, kaliteli haberlere yönel be yavrum. Emekli, dul ve yetimin sorunlarını işle; Zonguldaklı madencinin onlarca problemi var.
Sokak emekçilerinin dertleri, pazar esnafının sorunları, Zonguldak’taki trafik problemi ortadayken; ülke gündemini meşgul eden bunca mesele varken ceviz içini doldurmayan, böyle kıytırık haberlerle zamanını harcama be bacım.
İrtifa kaybındasın, yazık oluyor geçmişteki emeklerine.
Kariyerini büyüt, kendini Zonguldak’a hapsetme. Çıtanı yükselt, hedefini büyüt, ulusal basına ulaşmaya çalış.
Gençliğin var, güzelliğin var, enerjin var, tecrüben var.
Bir eski basın mensubu olarak, bir ağabey nasihati bu; bana gönül koyma.
Geçmişte seni öven şiirler de yazmıştım, biline."
Yorumu yazan ağabeyimiz beni hem yüceltiyor, hem eleştiriyor.
İkisini de aldım, cebime koydum.
Cami ve alkollü mekan haberini yine yaparım.
Haberimin arkasındayım.
Bu haberi de bize gelen eleştiri ve şikayetler üzerinden yaptım.
Cami haberlerinde ve alkollü haberlerde bir hassasiyet oluşuyor.
Bunun farkındayım ve haber ya da köşemi dengeleri koruyarak yazmaya dikkat ederim.
Eğer bana genel olarak haberi eleştiriyorsanız, eleştirmeyin!
Bana "Şurada şöyle bir dil ya da şöyle bir ifade kullansaydın daha iyi olurdu" diye öneri getirebilirsiniz.
"Emekli, dul ve yetimlerin maaşlarından ve geçim sıkıntılarından bahsedin" demişsiniz.
Babam, emekliyken hayatını kaybetti.
Annem, dul maaşı alıyor.
Sizce; ben bir gazeteci, bırakın bir vatandaş olarak bu konuya duyarsız kalabilir miyim?
Zonguldak'ta emeklilerin yaptığı her eyleme gider, haber yaparım.
Ama benim gittiğim eylemlere emekliler katılmıyor ki.
Emekliler kendi haklarını savunmayınca, ben ne kadar savunabilirim ki?
Her eylemde, bakıyoruz aynı yüzler...
Çoğunluğu çalışan ve Demokrasi Platformu'ndaki üyeler!
Ben, o eylemlerde "yol masrafı olmasın" diye çarşıya inemeyen...
Pazardan ve marketten istediği alışverişi yapamayan...
Karnını doyurmakla meşgulken tatile çıkamayan...
Ev kirasını ödeyemeyen, elektriğini-doğalgazını ödeyemeyen...
Torununa harçlık veremeyen emeklileri görmek istiyorum.
Emekçilerin de madencilerin de hangi siyasi görüşlü sendika varsa hepsinin de haberini yapıyorum.
Size bir itirafta bulunayım mı?
Bu haberler okunmuyor bile!
Adım kadar eminim, siz de okumuyorsunuzdur!
Gazetede bir günlüğüne sadece emekli, emekçi ve sendika haberleri yapalım.
Bu haberler okuyucunun dikkatini çekmiyor!
Sizin "ceviz içini doldurmayan" dediğiniz haberler daha çok okunuyor.
Bunların da okunma oranını yine siz belirliyorsunuz, biz değil.
Bir de şöyle bir ifade kullanmışsınız...
"Kariyerini büyüt, kendini Zonguldak’a hapsetme. Çıtanı yükselt, hedefini büyüt, ulusal basına ulaşmaya çalış."
Temennileriniz için teşekkür ederim.
Pusula'daki ve DHA'daki görevim devam ediyor.
Bu işler kısmet...
Övgü ve eleştirilerinize teşekkür ediyorum.