Demir Madencilik’in krizden çıkmak için elindeki en değerli varlıklardan biri olan DemirPark AVM’yi sattığı konuşuluyor.

Yani adamlar, borçlarını ödemek için ellerindeki varlıklarını satışa çıkartmışlar.

Bu krizi daha önce de yaşamışlardı.

Yani bu ikinci büyük krizleri.

O zaman da borçlarını ödemişlerdi.

“Borcuna sadık olmayan arkadaşlara örnek olsun” diye söylüyorum.

Kimi borcunun üzerine yatar, ödememek için kırk takla atar.

Malını kaçırır. Başkasının üzerine yapar.

Kimi ise elinde, avucunda ne varsa satar.

Demirleri bir çok konuda eleştirebiliriz.

Ama bu konuda haklarını vermek lazım.

Allah yardımcıları olsun.


İş işten geçti…


Gerek sosyal medya, gerek internet sitemize, gerekse cep telefonuma gelen hakaret içerikli mesajlarla ilgili izlediğim tek yol var: Yargı…

Bugüne kadar bir çok kişinin canı yandı.

Yorum ve hakaretleriyle bizim canımızı acıttığını düşünenleri mahkemeye veriyorum.

Son dönemde açtığımız davalardan hatırı sayılır bir gelir elde ettik.

Etmeye de devam edeceğiz. Şimdi biri daha var. Haber gönderiyor. Ama iş işten geçti.

Eskiden bize bir söyleyene iki söyler geçerdik.

Öyle yazıp-çizmeyle, işi uzatmayla sorun çözülmüyor.

En güzeli mahkeme...

Son günlerde bir-iki isim daha sallıyor yine...

Sanırım onlarla da mahkemede görüşeceğiz. Hayırlısı bakalım.


Kıssadan Hisse: Fısıltı ve tuğla…


Genç ve başarılı bir yönetici, yeni Jaguar’ıyla bir mahalleden hızlı bir şekilde geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından yola aniden çıkabilecek çocuklara dikkat ediyordu ve bir şey gördüğünü sanarak yavaşladı. Arabayla caddeden yavaşça geçerken hiç bir çocuk göremedi, fakat arabasının kapısına bir tuğla

atıldığını fark etti. Aniden arabasını durdurarak, tuğlanın fırlatıldığı yere geri döndü. Arabadan indi, orada bulunan küçük bir çocuğu tuttu ve onu park etmiş bir arabaya doğru iterek bağırmaya başladı: “Bunu neden yaptın? Sen de kimsin, ne yaptığının farkında mısın?” İyice sinirlenerek devam etti: “Bu yeni bir araba ve atmış

olduğun bu tuğla bana çok pahalıya mal olacak. Bunu neden yaptın?”

Çocuk yalvararak cevap verdi: “Lütfen efendim. Çok üzgünüm, ama başka ne yapabilirdim bilmiyordum. Eğer tuğlayı fırlatmasaydım kimse durmazdı.”

Park etmiş bir arabanın arkasına işaret ederken, çocuğun gözyaşları çenesine süzülüyordu.

“Kardeşim, kaldırımın kenarından yuvarlandı ve tekerlekli sandalyesinden düştü, ben onu kaldıramıyorum. Lütfen onu tekerlekli sandalyesine oturtmam için bana yardım eder misiniz? Benim için çok ağır” dedi.

Bu durumdan son derece duygulanan genç yönetici, boğazında büyüyen yumruyu zar zor da olsa yutkundu. Yerdeki genci kaldırarak, tekerlekli sandalyeye geri oturttu.

Mendiliyle, çizik ve yaraları sildi ve adamın ciddi bir yarası olup olmadığını kontrol etti.

Küçük çocuk genç yöneticiye dönerek, “Teşekkür ederim efendim, Tanrı sizden razı olsun” dedi. Genç yönetici, küçük çocuğun, ağabeyini kaldırımdan evine doğru götürmesini izledi. Bulunduğu yerden

arabasına geri dönmesi oldukça uzun sürmüştü. Uzun ve yavaş bir yürüyüştü.

Genç yönetici, kapıyı hiç tamir ettirmedi. Kapıda oluşan çöküğü, hayatını birisinin kendisine tuğla atmasını gerektirecek kadar hızlı yaşamaması gerektiğini hatırlatması için öylece bıraktı.

Tanrı, ruhunuza fısıldar ve kalbinize konuşur.

Bazen, dinleyecek kadar zamanınız olmadığında ise, size bir tuğla fırlatır.

İster fısıltıyı, ister tuğlayı dinleyin.

Tercihi siz yapın…


Günün Sözü:


Akıllı bir kimse; kazandığı paranın birazını, aldığı nasihatin ise birçoğunu saklar.


Harry Karns