Pusula´nın dünkü manşeti;
"Burhan Bey´den yanıt bekleniyor?" şeklindeydi.
İki konu gerekçeydi.
Birincisi; Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Kozlu Müessese Müdürlüğü´ndeki bir ocakta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müfettişlerince "karatumba" ve "kılçık" yöntemiyle kömür çıkarılmasının yasaklanmasıydı.
İkincisi ise; TTK´nın, bu yılsonunda sözleşmesi biten 18 rödevanslı saha sahibine önerdiği yeni sözleşmede, "kurumun kapatılması ya da satılması halinde sözleşme hükümleri geçersizdir" şeklinde konulan maddeydi.

Sabah haber toplantısında bu konuda yanıt alınmasını konuştuk.
Sonra da Adliye´nin yolunu tuttum.
TTK Genel Müdürü Burhan İnan ile TTK Memurlar Derneği Lokali hakkında yazdığım yazıdan dolayı devam eden bir davamız vardı.
Burhan Bey şikayetçiydi.
Her ne kadar birbirimizi iyi tanıyanlar olsak da, mahkeme koridorlarının soğukluğunu ikimizde hissederek çıktık hakim karşısına...
Akıl; hem duruşma salonunda, hem de sabahki haber toplantısındaydı.
Sonuçta, mahkeme hakaret kastı iddiasıyla açılan davaya konu sözlerin, eleştiri sınırları içinde olduğuna karar verdi ve kapıya yöneldik.
Burhan Bey ile zoraki tokalaşmanın ardından biraz konuşma fırsatımız oldu.
Davaya değin hiçbir şey konuşmadık dersek yeridir.
Elbette bizler zaman zaman işimizi yaparken; insanları, dostlarımızı incitebiliyoruz.
Elimizden geldiğince gereken dersleri de çıkarmaya çalışıyoruz.
Ancak bunları yazdıran nedenlerin de algılanması gerekiyor.

Dava telaşı bitmiş Burhan Bey´in manşetimize vermesini isteyeceğimiz yanıta gelmişti sıra.
O sıralarda zaten bir açıklama geçilmiş gazeteye...
Burhan Bey, bu açıklamanın ardından Yazı İşleri Müdürümüz İlknur Yılmaz´ın da sorularını da yanıtlamış.
Açıklama önemli.
Zamanında yapılan bilgilendirmeyi önemsiyoruz.
Tüm kurumlara da tavsiye ediyoruz.
Ancak TTK yönetimi başta olmak üzere kurumların pek çoğu zamanında ve doğru bilgilendirme konusunda zayıf.
"Devlet memuruyuz" anlayışı baskın geliyor.
Onları da anlıyoruz.
Ancak, kamuoyunda farklı yorumlamalara neden olabilecek gelişmelerle ilgili doğru ve güncel bilgilendirme önemli.
Pusula´nın dünkü çağrısına yanıt verildiği için teşekkür ediyoruz.

Gelelim açıklamada nelerin olduğuna...
Diyor ki Burhan Bey:
"Net bir şekilde söylüyoruz; bu madde, eski sözleşmede de var.
Biz bunu tedbir amacıyla yazıyoruz. Kurum ileride böyle bir karar alırsa, hukuki bir sorunla karşılaşmamak için bu maddeyi koyuyoruz.
Eski sözleşmelerimizde de bu maddeler yer alıyor, burada kurumun kapatılması gibi bir durum söz konusu değil.
Kurum, eskiden olduğu gibi devam ediyor."

Devam ediyor.
Diyor ki:
"Kozlu´da üretim durdurma olayları teknik şeyler.
Yönetmelik değişikliği için tasarımızı hazırladık, gerekli girişimlerde bulunduk, problemi çözmeye çalışıyoruz.
Teknik bir meseleden doğan bir meseleyi getirip bütün kurum kapatılacakmış gibi yansıtmak hiç doğru değil.
Müfettişler, son kazalardan sonra daha dikkatli davranıyorlar.
Bize göre 100 yıldır hazırladığımız, dünyanın da tanıdığı, bildiği üretim yöntemlerini risk olarak değerlendiriyorlar."

Devam ediyor.
Diyor ki:
"TTK´nın kapatılması diye bir şey asla yok.
Kozlu´da üretimi duran ocaklar da teknik meselelerdir.
Gerekli girişimleri yaptık, üretimi duran ocaklarımız da açılacak."

Rödevanslı saha sahiplerinin endişelerine de yanıt veriyor İnan.
Diyor ki:
"Biz kömürü almayı düşünmüyoruz.
Geçmişte bunu denedik ve faydasını görmedik.
Rödevansçılarımız bugüne kadar özgür oldukları gibi bundan sonra da özgürler."

Gelelim suyun başına...
Tüm bunlar kent adına kopuşların sonucu.
Kentte işler iyiye gitmiyor.
Gerçekten iyiye gitmiyor.
Gülüyoruz, ağlanacak halimize...
Her şeyi politize ederken, kaybeden bizler oluyoruz.
Filyos hayali sulandırılmaya devam ediliyor.
"Filyos Projesi" adı altında termik santraller bu kente kakalanmak isteniyor.
Çatalağzı Termik Santrali (ÇATES), bugün TTK´ya devredilmiş olsaydı, buraya gelmeyecektik.
ÇATES, Zonguldaklıların olsaydı, bugün bu noktaya gelmeyecektik.
Bunlar olmasa, Burhan Bey, bugün böyle konuşmayacaktı.
Bunlar olmasa, TTK´ya çoktan işçi alınmış olacaktı.

Dünkü haberimizde şöyle bir detay vardı:
"TTK yöneticileri ile iktidar partisi milletvekilleri ve il yöneticileri arasındaki soğuk savaş devam ediyor.
Uzun süredir devam eden gerilim nedeniyle kurum yöneticileri ile iktidar temsilcilerinin bir araya gelip sorunları konuşmaması tepki çekiyor."
Gerçekten de böyle.
Düşünebiliyor musunuz?
Kentin kalbi durumdaki bir kurumda yaşanan sorunlar nedeniyle bürokratlar ve iktidar temsilcileri düşman kardeşler gibi.
Eften-püften meseleler nedeniyle birbirlerinden kopuklar.
Sonuç ortada.
Kaybeden Zonguldak oluyor.
Ne diyorlardı?
"Kavgalı eve kız bile vermezler."
Zonguldak´ta bu kavgalar devam ettiği sürece, Zonguldaklılar geçmişten ders çıkarmadığı sürece Orta Anadolu´dan Trakya´ya kadar göç veren tek il olmaya devam edeceğiz.
Burhan Bey´in dediği gibi; herkes özgür...
Herkes dilediği gibi özgür olabilir!