Bahçelievler Mahallesi… Sendika Camisi’nin karşısında EnerjiSA ekibi günlerdir bir çalışma yapıyor. Yolu kazdılar. Kazdıkları gibi bıraktılar.


Belediye sınırı değil de, köyde gibiyiz. Haldır huldur.


Ne “dur” diyen var, ne de, “Bu ne biçim çalışma kardeşim?”


Eeee, kentin sahibi olmayınca, eline gelen kazmayı vuruyor. Küreği unutuyor.


Sadece EnerjiSA mı? Telekom da kesti yolu, bir kablo döşedi.


Asfaltı parçaladı. Kanalizasyon şirketi ayrı yardı yollarımızı.


Ala külli şeyin kadir.


Doğalgazcı kazıyor, kazdığı yeri bırakıyor. Belediyeyle asfalt konusunda anlaşamamış. “Kardeşim, sen bizim yolumuzu kafana göre kazıp öyle bırakamazsın” diyen bir Allah’ın kulu da yok.


Belediye Başkanımız, Site’den aşağıya iniyor, “yol bozuk” demiyor.


Valimiz, Fener’den aşağıya her sabah haldur huldur iniyor, “yol bozuk” demiyor.


Orduevi’nin önünden Valilik önüne kadar alabildiğince rezillik…


“Nasıl olsa yine kazılacak” diye yolu düzgün yapan yok.


Nasıl olsa bir dahaki ay fatura geliyor, ama faturayı ödemesek elektriğimiz-suyumuz kesiliyor. Belediye bu işlere bir “dur” demeli. Ya da biri çıkıp belediyeye “dur” demeli. Yeter artık!



Akdemir bu sorunu çözemez…



Site dolmuşları ile Kozlu dolmuşları arasında uzun süredir ciddi bir kriz var.


Site hattında çalışan minibüs şoförleri, Kozlu hattında çalışan minibüs şoförlerinin kendi yolcularını almalarından şikayetçi.


Ama vatandaş da, Site dolmuşlarından şikayetçi.


İnternet sitemize gelen yorumlardan da anlaşılacağı gibi Site hattında çalışan minibüs şoförlerinin kendilerine çeki düzen vermesi gerekiyor.


Ve tabii ki ücretlerine de...


Kozlu minibüs şoförlerinin kibarlığı herkesin dilinde…


Demek ki, önce kibar olacaksın, sonra ücretini düşüreceksin.


Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir ise, bu sorunu çözemez.


Bu sorunu minibüs şoförleri kendisi çözecek.


Ama zorla değil.


Dediğimiz gibi.


Güzellikle…



Kıssadan Hisse: Gerçek fakirlik!



Günlerden bir gün, zengin bir baba, oğlunu köye götürdü.


Bu yolculuğun tek amacı vardı; insanların ne kadar fakir olabileceklerini oğluna göstermek.


Çok fakir bir ailenin çiftliğinde bir gece ve gün geçirdiler. Yolculuktan döndüklerinde, baba oğluna sordu: "İnsanların ne kadar fakir olabildiklerini gördün mü?"


"Evet!"


"Ne öğrendin peki?"


Oğlu yanıt verdi:


"Şunu gördüm: Bizim evde bir köpeğimiz var, onlarınsa dört. Bizim bahçenin ortasına kadar uzanan bir havuzumuz var, onlarınsa sonu olmayan bir dereleri. Bizim bahçemizde ithal lambalar var, onlarınsa yıldızları. Bizim görüş alanımız ön avluya kadar, onlarsa bütün bir ufku görüyorlar."


Oğlu sözünü bitirdiğinde babası söyleyecek bir şey bulamadı.


Oğlu ekledi: "Teşekkürler, baba. Ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için!” (Alıntı)



Günün Fıkrası: Baaa ateş verun!



3 astronot uzaya gidecek. Bunlardan biri Alman, biri İngiliz, biri de bizim Temel. Bunlar yıllarca gelmeyecekleri için en önemli ihtiyaçlarını sorarlar. Alman, “Bana sarışın, esmer, kumral hatun” der. İngiliz, “Bana bol bol içki” der. Bizim Temel, “Baaa bol bol cigara” der. Neyse istekler temin edilip uzaya fırlatılıyorlar. 3 astronot, aradan yıllar geçiyor, geri dönüyorlar. Tabii aileler merakla bekliyor. Önce Alman iniyor, dalyan gibi Alman, olmuş iğne iplik. Sonra İngiliz iniyor, adam zil zurna sarhoş. Tabii ki sıra Temel’e geliyor. Temel kapıda görünür görünmez bir fırlıyor ağzında sigarayla:


"Allah’ını seven baaa ateş versuuun."



Günün Sözü:



Halk nasılsa, onu yönetenler de öyledir.
Grigory Petrov