Bizim Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem çok vizyonsuz!
Vadettiği projeleri bile yapmaktan aciz!
Biz, her gün yazıp çizmesek, zorlamasak, hiçbir şey yapmayacak!
Basın yazmayınca, ilaçlama yapamayan bir belediye başkanı olur mu?
Neyse, kafalarına vura vura "Kent Lokantası" açtırıyoruz!
Şimdi diyoruz ki...
"Her Mahalleye Kreş Projesi"ne start versek...
Tahsin Erdem, “Para yok” diye ağlar ama!
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş söz vermişti!
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu söz vermişti!
CHP Genel Başkanı Özgür Özel söz vermişti!
Tahsin Erdem yapmak istesin!
Biz, ona yardımcı oluruz.
Şimdi, Merkez Çarşısı’nı yapacak müteahhitten zorla bağış alıyorlar ya!
22 almaları gerekirken, 75 milyon lira alıyorlar ya!
Oradan gelen zorunlu bağışın bir kısmı ile bir mahalleye kreş açabiliriz!
Bir de “Seçimde ben çok para harcadım! Bu paraları çıkartmam lazım!” diyerek belediyeden çıkmayan dolandırıcıları kovalayalım!
Onların alacağı avantalarla yine bir mahalleye kreş açalım!
Ben, iki kreşe kaynak buldum!
Daha da bulacağım!
Bahçelievler Ahmet Erdoğan İlkokulu...
“Zonguldak’ta hayırsever Ahmet Erdoğan, Bahçelievler Mahallesi Hacı Memiş Sokak’ta bir okul yaptırmıştı. Ahmet Erdoğan İlkokulu, depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yeniden yapılmak üzere yıkıldı.
Okulun yapımına başlanacağı zaman tapuya bakıldı...
Tapu, Dr. Derviş Nihat Arkat’a ait çıktı.
Dr. Derviş Nihat Arkat’ın varisleri, arsaya yapılacak yeni okula ancak 'Dr. Derviş Nihat Arkat' ismi verilirse, onay vereceklerini söylediler.
Okul yapıldı, adı 'Dr. Derviş Nihat Arkat İlkokulu' oldu.
Hayırsever Ahmet Erdoğan’ın yaptırdığı ve adının verildiği "Ahmet Erdoğan İlkokulu' tarih oldu!
Hayırsever Ahmet Erdoğan’ın varisleri, bu ismin yaşatılmasını istiyorlar.
Hayırları sadece bu okul ile de sınırlı değil...
Ahmet Erdoğan Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nu da bu aile yaptı.
Başkaca bir sürü hayır işleri var.
Ailenin talebi, depreme dayanıksız olduğu için yıkılıp yeniden yapılan Bahçelievler İlkokulu’nda bu ismin yaşatılması...
Öneri şöyle...
Bahçelievler Ahmet Erdoğan İlkokulu...
Hem Bahçelievler’in adı yaşayacak.
Hem Ahmet Erdoğan’ın adı yaşayacak.
Hem de hayırlar devam edecek.
Hayırlı bir iş...
Ama Milli Eğitim içinde ayak sürüyenler varmış!
Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu’nun bu sorunu çözeceğine inanıyoruz.
Zonguldak Merkez’de, İbrahim Fikri Anıl Ortaokulu ile Başöğretmen Atatürk Anadolu Lisesi binalarını değiştirdi!
İsimler de değişti!
Hayırseverleri küstürmemek lazım.
Yeni hayırlara teşvik etmek lazım.
Zonguldak İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün hayırsever Ahmet Erdoğan’a yaptığı hayırsızlığa son verilsin” demiştik.
Acaba ne oldu bu iş?
"Bahçelievler Ahmet Erdoğan İlkokulu" olamaz mı?
Küstü, kenti terk etti!
İl Başkanı ile arası kötü!
Merkez İlçe Başkanı ile arası kötü!
Milletvekilleri ile arası kötü!
Bürokratlarla arası kötü!
Basının bir bölümü ile arası kötü!
Kardeşleri ile arası kötü!
İşadamları ile arası kötü!
Eski eşi ile arası kötü!
Bunları yazdığımız için bizimle arası kötü!
"Geçmiş olsun demedi" diye 1 numara ile arası kötü!
Şimdi herkese birden küstü!
Kenti terk etti adam ya!
O da ne yapsın?
Dediği hiçbir şey olmadı!
Belediye başkan adayı gösteremedi!
Belediye meclis üyesi adayı gösteremedi!
İl genel meclisi adayı gösteremedi!
İstemediği isim il başkanı oldu!
Tek bir bürokratı bile görevden alamadı!
Almaya çalıştıkları görevde yükseldi!
O da kızdı, gitti kendini misafirhaneye kapattı!
Dolandırıcı transferi: KAP bildirimi geldi!
Devrek Belediyesi’ndeki yolsuzluk ve hırsızlıklar araştırılıp, tek tek ortaya çıkartılırken ilginç bir şey oldu!
Son dönemde Devrek’te yeni yeni dolandırıcılar türüyor!
Yine, yeni biri çıkmış!
Her gün Devrek Belediyesi’ne gidiyor!
İmar İşleri Müdürlüğü’nde oturuyor!
Kim gelirse, “Ben işinizi hallederim” diyerek para istiyor!
Adam, o kadar mükemmel bir dolandırıcı ki, karısını bile Devrek Belediye Başkanı Özcan Ulupınar’ın danışmanı olduğuna inandırmış!
Devrek, bir dolandırıcıyı daha kaldıramaz!
Belediye Başkanı Özcan Ulupınar, böyle birini oralarda barındırmaz!
Hele üç harflileri hiç barındırmaz!
Hoca bir okusa-üflese, bu üç harfli, belediyenin yakınlarında bile olamaz!
Şifre: O.E.K...
Parkeci alsın bu dolandırıcıyı, "parke" diye döşesin bir yere!
Ha Çekirdekçilere!
Ha Devrek’in içine!
(KAP’ın açılımı: Kamuoyu Aydınlatma Platformu)
Yokluğu huzur veriyor...
Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Zonguldak’a geldi.
Ereğli’den başladığı ziyaretler, kent merkezinde sürdü.
AK Parti, Milletvekili Muammer Avcı dışında tam kadro hazırdı.
Muammer Avcı olmadığı için yine hiçbir gerginlik, itiş-kakış yaşanmadı!
Bir süredir partinin etkinliklerine katılmayan Muammer Avcı’nın yokluğu hiç aranmadı!
Aranmadığı gibi Muammer Avcı olmadığı için etkinliklere katılım sayısı arttı!
Özellikle fotoğraf çekimlerinde hiçbir sorun yaşanmıyor!
"Bakanın yanında durayım, en önde ben görüneyim" çabası olmayınca, herkes rahat ediyor!
Devlet, Yasin Hamzaçebi’yi neden korur ki?
Habere bakın...
“İsveç vatandaşı Andreas Szakacs, dünyanın en büyük kripto para vurgunlarından birine imza attı. 'OmegaPro' adlı şirket, Ponzi yöntemini kullandığı vurgun öncesi insanların güvenini kazanmak için ünlü futbolcular ve oyuncularla etkinlikler düzenledi. Şirketin 3 milyon kişiyi 4 milyar dolar dolandırdığı iddia edildi. Türkiye vatandaşı olduktan sonra 'Emre Avcı' ismini alan Szakacs, Beykoz'daki Acarkent Sitesi'nde yakalandı.”
Zonguldak’ta işlediği zimmet suçundan 20 yıl, Ereğli’de işlediği nitelikli dolandırıcılık suçundan 13,5 yıl, toplam 33.5 yıl hapis cezası bulunan ve halen firarda olan Yasin Hamzaçebi’nin de Beykoz'daki Acarkent Sitesi'nde olduğu iddia edilmişti!
Biz, bu iddiayı gündeme getirdik, Zonguldak İl Emniyet Müdürlüğü’nden ekipler ofise geldi.
Bilgimize başvurdular.
Gittiler...
Daha önce de bu tür bilgi alışverişi yapmıştık!
Ama hala bir sonuç alamadık!
Türkiye Cumhuriyeti, Yasin Hamzaçebi gibi zimmetçi ve nitelikli dolandırıcıyı neden korur ki?
Yasin; biraz İstanbul’da, biraz Antalya’da yabancıların kaldığı otellerde gününü gün ediyor!
Benim en çok üzüldüğüm konu, Yasin gibi biri yüzünden "adalet"e olan güven sarsılıyor!
Yasin’in Zonguldak’ta olmaması, Zonguldak için bir şans!
Havamızı kirletemiyor, suyumuzu kirletemiyor!
Ama "adalet" duygumuzu zedeliyor!
Güven duygumuzu zedeliyor!
Kıssadan Hisse: Çantana bak...
Geziye çıkan iki adam, aynı trende karşılaşır ve arkadaş olurlar. İkisinin de gideceği yer aynıdır ve yolculuk bir hafta sürecektir. Nihayet yedi günün sonunda yolculuk bitmiş, ayrılma vakti gelmiştir. Trene binen ilk yolcu, öbür yolcuya der ki:
- Arkadaş, bir haftadır birlikteyiz, beni tanıdın mı?
- Hayır, tanıyamadım...
- Ben, ünlü bir eşkıyayım ama siz benden de büyük bir eşkıyasınız ve siz, bu yolculukta benim öğretmenim oldunuz.
- Nasıl?
- "Bir şey elde ederim" umuduyla üst üste yedi gün uyuduğunda üzerini, mola verdiğimizde ise çantanı didik didik aradım ama hiçbir şey bulamadım. Bu kadar uzun bir yolculuğa boş cüzdan ve hiçbir değerli eşya almadan mı çıktın?
- Değerli bir elmasım ve birkaç da altın akçem var.
- O zaman neden ben bu kadar çabama rağmen onu bulamadım?
- Ne zaman dışarı çıksam, elmasımı ve altın akçelerimi senin çantana koydum ve sen, benim çantamı yedi gün boyunca karıştırdın ama kendi çantana bakmak aklına gelmedi. Benim çantamı karıştıracağına, kendi çantana odaklansaydın, aradığını bulmuş olacaktın ama yapmadın.
Hisse: Allah, her gün çantamıza yeni umutlar, yeni mutluluklar koyar ama bizim çantamıza bakacak vaktimiz olmadığı için görmeyiz. İşte herkesin temel sorunu bu...
İnsan, başkalarına bakmayı bırakıp kendine baktığı gün tüm sorunlar çözülür...
Eğer içindeki kötü hırsı yenip kendi yolunda ilerlersen, yolun sonunda başarı ve mutluluk seni bekliyor olacaktır. (Alıntıdır)
Günün Fıkrası: İkisi de doğru söylüyor...
İki siyasetçi, her nedense aralarında geçinemiyorlarmış. Araları tamamen açıldığı için onları barıştırmak adına hatırı sayılır birine götürmüşler.
Birinci siyasetçi, “Bu ahlaksız yok mu?” deyip adamın tüm ayıplarını ortaya döküp rezil-kepaze etmiş.
Diğer siyasetçi de, “Bu edepsiz, bu soysuz yok mu?” deyip ondan aşağı kalmamış.
Dinleyenler, hatırlı adama dönüp, “Her iki tarafı da dinlediniz. Söyleyecekleriniz yok mu?” diye sormuşlar.
Adam gülümsemiş, "Her ikisi de doğru söylüyor" demiş!