Kent Konseyi´ne, kenti için değil, kendi için beklenti içinde olanlar seçileceğine, bu kente ömrünü vermiş, fikir insanları, bilim insanları, işadamları seçilse çok daha iyi olmaz mı?



Yani Kent Konseyi; fikir üreten, akıl veren, öneri getiren bir oluşum olsa...



Kent Konseyi, Belediye Başkanına gittiğinde, "Bak, burada yanlış yapıyorsun" dediğinde, Başkanın, "Nasıl yapalım?" diye sorduğu bir konsey olmalı.



Konsey, Valiye gidip, "Bakın bu tünel işi gecikiyor. Gerekirse birlikte Bakanlıklara gidelim. Milletvekillerine gidelim" dediğinde, Valinin, "Siz ne zaman uygunsanız gidelim" dediği bir konsey olması lazım.



Siyasi partilerin İl Başkanları, Merkez İlçe Başkanları, Milletvekilleri, Kent Konseyi´ne yaptıkları çalışmalarla ilgili bilgi verip, yapılması gereken konularda fikir alışverişinde bulunması lazım.



Peki, gelelim Zonguldak Kent Konseyi´ne... Başkanı Yesari Sezgin, her seçimde bir yere aday oluyor. Sanırım en son Kanarya Sevenler Derneği kongresine de girecek.



Diyeceksiniz ki: "Kent Konseyi´nin tüzüğü, yapısı buna müsait değil."



Bu iş, tüzük işi değil ki...



Öyle bir isim atarsın ki ortaya, kimse karşı çıkamaz.



Kont Konseyi Başkanı, aynı zamanda kentin de abisi olur.



Toplumun genelinin saygı duyduğu insanlar böylesi onursal görevlere seçilirse, yanlarında yetişecekleri gençleri düşünebiliyor musunuz?



Böyle bir yapılanmaya gidilirse, TTK´daki işinden kaytarmak için Kent Konseyi Başkanı olan Yesari Sezgin gibi isimler, bir şey yapmasalar da işlerinin başında olurlar. Hiç olmazsa aldıkları maaşı hak ederler.



Diyeceksiniz ki: "Kent Konseyi seçimle yapılıyor."



Demokrasi nerede?



Ne demokrasisi? Siz Kent Konseyi´nin demokratik kurallar çerçevesinde yapıldığını mı sanıyorsunuz? Kimin oy verdiği bile belli değil. Niye öyle alelacele yapıldı o seçim?



Bence kentteki akil insanları öne çıkartmamız lazım.



Koskoca TTK´da Yesari´den başka adam mı yok Allah aşkına?



Bizim bildiğimiz TTK´de ne cevherler var. Kim bilir, bilmediğimiz ne cevherler var.



Konu, Yesari Sezgin meselesi de değil.



Tartışmayı onun üzerinden götürürsek, seviyeyi de, kaliteyi de düşürürüz.



Bu kent, hiçbir şeyine sahip çıkmadığı gibi konseyine de sahip çıkmıyor.



Bu makamları "kimlik edinme" yeri olarak gördüğümüz sürece, vermeye değil, almaya geliriz.





Tabela değişti, sıra yönetimde...





AK Parti Çaycuma İlçe Başkanı Vedat Emeksiz, Çaycuma merkez ve üç beldede seçimi kaybettikten sonra ilk yaptığı iş, seçimi kazanan CHP Adayı Bülent Kantarcı´yı kutlamak olmuştu. Zira, Emeksiz´in babası da Kantarcı´ya oy vermiş, AK Partililer bunu ses kayıtlarıyla belgelemişti.



Görevden alınacağı iddiaları ortaya atılınca, Emeksiz imaj çalışmasına başladı. Dargın, küskün kim varsa geziyor. Aklı başına gelmiş. Ama keşke bu arkadaşları seçimden önce ziyaret etseydi, kimseyi küstürmeseydi.



Şimdi partinin tabelalarını değiştirmiş.



Sanki vatandaş tabelaya oy veriyor.



Değişmesi gereken Emeksiz ve yönetimidir.





Kıssadan Hisse: Kozadaki kelebek...





Bir gün, adam ormanda gezerken bir kelebeğin kozasından çıkmaya çalıştığını gördü. Kozasındaki küçük delikten çıkmaya çabalayan kelebeği saatlerce izledi. Sonra adam, kelebeğin kozadan çıkmak için çabalamaktan vazgeçtiğini, gücünün kalmadığını düşündü. "Kelebeğe yardım edeyim de kolayca çıksın" diye düşündü ve kozadaki deliği, "daha rahat çıksın" diye büyüttü. Bu sayede kelebek kozasından kolayca çıkabildi. Fakat çıkmaya daha hazır değildi, bedeni hala kuru ve kanatları buruş buruştu. Adam, kelebeğin gücünü toplayıp, kanatlarını açıp, uçacağını düşünüyordu. Ama kelebek kozasından zamanından önce çıkmıştı. Ne kadar çabalasa da uçamadı ve buruşmuş kanatlarıyla yerde sürünmeye devam etti. Adam iyi niyetli bir şekilde kelebeğe yardım etmeyi istemişti, ama bilmediği nokta; kelebeğin kozadan çıkmak için çabalaması, bedenindeki sıvının kanatlarına gitmesini ve bu sayede doğru zamanda kozasından çıktığında uçabilmesini sağlayacaktı.



Hayat akarken sarf edilen çabalar, uğraşlar bizi hayatımızdaki bir sonraki adıma hazırlar, gerekli güce ulaşılmasını sağlar. Kendi kanatlarınızla uçmak isterseniz, emek vermeniz, zorluklarla mücadele etmeniz gerekir.