Şirin köpek yavruları, kendi aralarında oynaşmaktadır. Oradan Mevlana ve talebeleri geçer. Talebelerden biri, köpeklerin dostane oyunlarına bakarak, "Ne güzel bir kardeşlik sergiliyorlar! Keşke insanlar, şu köpeklerden ibret alsa!” der.

Hazret-i Mevlana, manzaranın masumiyetinden emin değildir, peşin kanaatin hatalı olduğunu hatırlatarak ölçüyü verir:

“Sen bir kemik at aralarına da gör kardeşliği!”

Son günlerde Zonguldak’ta yaşanan tartışmaların en güzel özeti budur!

Ortaya bir "ruhsat" atılmıştır!

Kardeşlikleri bozulmuştur!

Bütün dünya menfaatleri bir kemik parçasından ibaret değil mi? 

Az ya da çok!

Büyük ya da küçük!

Leş ile beslenen hayvan olunca!

Mesele "kemik" oluyor!

Kemik "ruhsat"a dönüşüyor!

Kemik, "imar"a dönüşüyor!

Bir süre sonra her şey kemiğe dönüşüyor!

Bu kadar havlamalarının nedeni bu!

En korkak belediye başkanı!

Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’i koltuğa oturduğu ilk dakikadan itibaren eleştiriyoruz.

Altı aydır eleştiriyoruz, eleştirmeye de devam edeceğiz.

Çünkü...

Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Zonguldak tarihinin en vizyonsuz belediye başkanıdır!

Yapacağını iddia ettiği tüm projeler, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun projeleridir!

Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Zonguldak tarihinin en korkak belediye başkanıdır!

Tahsin Erdem, görev süresinin altı ayı dolmadan Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuru yapmış, koruma talep etmiş ve koruma almıştır!

Tahsin Erdem, içki ruhsatlarının görüşüldüğü meclis toplantısına gelmeyerek, kamuoyundan korktuğunu göstermiştir!

Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Zonguldak tarihinin en başarısız belediye başkanıdır!

Göreve geldiği ilk günden bu yana, belediyenin borçlarını bahane ederek, hiçbir icraat yapamamıştır!

Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, "Mali Müşavir" olmasına rağmen, belediyenin alacaklarını tahsil etmemekte direnmektedir!

Biz, Tahsin Erdem’i eleştirmeye devam edeceğiz.

Vali Osman Hacıbektaşoğlu’nn görevi...

Zonguldak’ta çeşitli isimler altında fuarlar açılıyor!

Özellikle gıda fuarları konusunda şikayetler geliyor!

Belediye başkanları, kendileri, spor kulüpleri ya da yandaşları "menfaat temin etsin" diye bu işe izin veriyorlar!

Bile-isteye halkın zehirlenmesine göz yumuyorlar!

Biz, bu rezilliğe göz yummayacağız.

Elimizden geldiğince mücadelemizi sürdüreceğiz.

Ama işin asıl sorumlusu belediyeler!

Belediye başkanları, kişisel menfaatleri için bu işe göz yumsalar bile bürokrasi bu işi sıkı tutmalı...

Halkın oyuyla göreve gelip, halkın sağlığını hiçe sayanlarla mücadele etmek bizim görevimiz.

Ama en başta kamu bürokrasisinin görevi... 

En başta da Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu’nun görevidir.

Kıssadan Hisse: Fare kapanı...

Duvardaki çatlaktan bakan fare, çiftlik sahibi ile karısının bir paket açtıklarını gördü. “İçinde yiyecek mi var?” derken, bir baktı ki fare kapanı...

Hemen bahçeye koşup, alarmı verdi:

"Evde kapan var! Evde kapan var!"

Tavuk, gıdaklayıp, kafayı kaldırdı ve "Bay fare, bu sizin için ciddi bir sorun olsa da, beni ilgilendiren bir tarafı yok ne yazık ki!" dedi.

Fare dönüp bu sefer koyuna, “Evde kapan var, evde kapan var” dedi.

Koyun, konuyla ilgilendi ama kendi hesabına  

"‘Üzgünüm bay fare, vah vah emin ol senin için dua edeceğim” dedi.

Fare, bu kez öküze yöneldi, “Evde kapan var! Evde kapan var!” diye bağırdı nefes nefese...

Öküz, "Bay fare, senin için üzüldüm ama burnumu sokacağım bir şey değil" dedi.

Farenin de başını eğip, gitmekten başka çaresi kalmamıştı… Yalnızlık ve terk edilmişlik hisleri içinde, fare kapanı ile artık tek başına başa çıkmaya çalışacaktı!

O akşam evde, alışılmamış bir ses duyuldu. Sanki bir kapan, avının üzerine kapanmıştı.

Sese koşan çiftçinin karısı, karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunu kaptırdığını görmemiş, yılan da kadını ısırmıştı.

Çiftçi, karısını hemen hastaneye götürdü. Karısı eve ateşli ve hasta olarak döndü.

Ateşli insana ne verilir? Sıcacık bir tavuk çorbası! Tavuk hemen kesilmiş ve acilen pişirilmişti!

Ama kadın hala iyileşmiyordu.

Eş-dost-ahbap gelince hasta ziyaretine, çiftçi de sofraya koyunu kesip çıkarmak zorunda kaldı!

Ama çiftçinin karısı iyileşmemiş, ölmüştü!

Aman ne kalabalık gelmiş cenazeye, ne kalabalık...

Bu sefer de konukları doyurmak için kesilen öküz oldu!

Fareye de olan biteni deliğinin ardından izlemek kaldı!

Hisse: Seni ilgilendirmeyen bir sorun karşına çıkarsa bir düşün... Birimiz tehdit altındaysak, hepimiz risk altındayız. Bu hayat denen yolculukta birlikte yol almaktayız. Birbirimizi kollayıp, güç ve güveni paylaşmalıyız.

Günün Fıkrası: Şeyh...

Herkes tarafından bilinen bir şeyh, köye misafir olarak gelir. Köylüler buyur ederler, köylülerle birlikte odaya geçerler.

Cemaat, "şeyh ne keramet gösterecek?" diye ağzının içine bakarken, şeyh arada bir irkilir gibi yaparak "Hoşt" diyordu.

Köylüler, bunun bir keramet olduğunu anladılar ama ne kerameti olduğunu anlayamadılar, merakla sordular:

"Muhterem şeyh hazretleri, o arada 'hoşt' dediğiniz nedir?"

Köylüyü etkilediğini gören şeyh, "Bir köpek Kabe'nin duvarına işeyecek gibi niyetleniyor, onu görüyorum tabii ki, 'hoşt' diye kovalıyorum" der.

Köylülerin şeyhe inancı daha da artar, kendilerine çeki düzen verirler.

Olanları kapının eşiğinden dinleyen evin hanım ağası sofrayı hazırlatır.

Herkesin önüne üstünde et olan pilav gelir. Şeyhin tabağında da sadece pilav vardır.

Şeyh, bir süre etsiz tabağa baktıktan sonra, kapıda beliren hanım ağaya, "Benim tabağımda niye et yok, bunun bir sebebi var mıdır ey hatun?" diye sorar.

Hanım ağa  şeyhe yaklaştı, elindeki kepçeyle tabaktaki pilavı araladı. Onun etlerini pilavın altına koymuştu.

Pilavın altında etlerin gözükmesiyle elindeki kepçeyi şeyhin kafasına indirir ve şöyle der:

"Ulan! Tabağındaki eti göremedin de, Kabe'deki iti mi gördün?"