Zonguldak’ın yer altındaki karanlık dünyasında, yüzeydekinden daha karanlık işler çevriliyor!
Kaçak maden ocakları patlatılıyor, imha ediliyor, göçükler oluyor, canlar gidiyor!
Bu ocakların büyük bölümü denetim adı altında ancak kamuoyu baskısı ya da “rödövans saha sahiplerinin ihbarı” ile ortaya çıkıyor!
Havzada yüzlerce kaçak ocak var!
Bunların yaklaşık yüzde 80’ine bugüne kadar ciddi bir işlem yapılmamış.
Neden mi?
Çünkü ihbar mekanizması ancak “işler bozulduğunda” devreye giriyor.
Ocağın yıllık kullanım bedeli –ki kamuoyunda açık açık “avanta” diye anılıyor– ödenmezse, bu bedele zam yapılmazsa, çıkarılan kömürün çoğu “rakip” rödövansçıya ya da doğrudan ÇATES’e satılırsa!
İşte o zaman telefonlar çalışıyor, ihbarlar yağıyor, ekipler harekete geçiyor.
Dinamitlenen ocakların çoğu böyle ortaya çıkıyor.
Denetim değil, hesaplaşma.
Rekabet değil, ihbar.
Kamu yararı değil, kişisel menfaat.
Peki bu düzenin arkasında kimler var?
Sektörde dönen kara paranın, kurulan sistemin o kadar çok ortağı, o kadar çok paydaşı var ki, dışarıdan bakan şaşkınlığını gizleyemiyor.
Kuruma ve devlete yaklaşık 200 milyon liraya yakın rödövans borcu bulunan bir saha sahibinin, sahayı devrettikten sonra üzerine kayıtlı onlarca taşınmazı 25 yaşındaki çocukların üzerine pervasızca/cesurca geçirebilmesi…
Bu mudur hukuk devleti?
Bu mudur hesap sorma?
Görmezden gelmenin elbette bir bedeli var.
O bedeli en ağır ödeyenler kim?
Yine maden emekçileri.
Yine fırın ekmeği, evde bez parası için yerin metrelerce altına inenler.
Göçükte kalanlar, zehirlenenler, hayatını kaybedenler…
Kaçak ocak mı, rödövans mı fark etmiyor artık.
Ölen madenci aynı, gözyaşı aynı, acılı baba aynı.
Ama ihbarı yapanla, ihbar edilen aynı masada oturuyor çoğu zaman.
Avanta kesilince düşman, avanta devam edince ortak!
Bu sistemin sahipleri karşımıza kimi zaman iş insanı, kimi zaman spor kulübü başkanı, kimi zaman sivil toplum örgütü başkanı, kimi zaman medya patronu olarak çıkıyor!
Çark büyük olunca sistem büyüyor!
Bu sistem kendi ekonomik ekosistemini yaratıyor!
Sadece kömür işi yapanlara para satan tefeciler var!
Onlar verdikleri paradan faiz değil, kar payı alıyorlar!
Zonguldak’ta bu düzen değişmedikçe, denetim gerçekten denetim olmadıkça, ihbar mekanizması “ihbar” olmaktan çıkıp “ticari anlaşmazlık çözümü” olmaktan kurtulmadıkça!
Daha çok can gidecek.
Daha çok aile ağlayacak.
Ve biz hâlâ “Başımız sağ olsun” diyeceğiz.
Ne zaman “Artık yeter” diyeceğiz?
İcbar suretiyle irtikap
Belediyeler tarafından Yükseköğrenim gören öğrencilere verilen burslar, CHP'nin Anayasa Mahkemesi'ne açtığı dava sonucu iptal edildi.
Anayasa Mahkemesi, 5102 sayılı “Yükseköğrenim Öğrencilerine Burs, Kredi Verilmesine İlişkin Kanun”un, “Belediyeler hariç kamu kurum ve kuruluşlarının yükseköğrenim öğrencilerine doğrudan burs ve kredi vermelerini engelleyen” hükmündeki “belediyeler hariç” ibaresini 21 Kasım 2008 tarihinde oy birliğiyle iptal etti.
CHP, belediyelerin üniversite öğrencilerine burs verilme işini iptal ettirmemiş olsa, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, marketlerden reklam yerine zorla bağış almayacak ve “İcbar Suretiyle İrtikap” suçu nedeniyle tutuklanmayacaktı!
CHP, kendi kazdığı kuyuya düşmüştür!
Belediye Başkanları, marketler, müteahhitler, kişi işadamlarından çeşitli isimler altında zorla bağış alıyor!
Mesela geçen yıl Zonguldak Belediyesi müteahhitlerden zorla bağış almış, toplanan paralarla kumanya dağıtmıştı!
Bu işlere dikkat etmek gerekiyor!
Zonguldak Belediyesi imar çalışması yapıyor!
Hadi bakalım, birinden para alsınlar!
Şu parayı verirseniz, imarı şu şekilde değiştiririz desinler!
Görün bakın ne olacağına!
İcbar suretiyle irtikap suçu; kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak kişiyi tazyik etmesi ile başlayıp, bu sıkıştırma karşısında mağdurun kamu görevlisinin haksız işlemlerini önlemek zorunluluğunu duyarak ona menfaat temin ve vaat etmesi ile oluşur.
İcbar suretiyle irtikap suçunun cezası 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasıdır.
İkna suretiyle irtikap suçunun cezası 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır.
Mağdurun hatasından faydalanarak işlenen irtikap suçunun cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır.
Sadece Zonguldak Belediyesi değil!
Tüm belediyeler ve belediye başkanları artık gözetimimiz altında!
Akın Kavi’nin kaçak inşaatı!
Akın Kavi, Terakki Mahallesi Gültekin Kızılışık Sokak’ta annesi Münevver Kavi’ye ait araziyi hafriyat döküm alanı olarak işletiyor!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, muhasebecilik yaptığı dönemde defterlerini tuttuğu Akın Kavi’ye bu kıyağı yapmış!
Akın Kavi, aynı bölgede annesinin de hissedar olduğu araziye temel atıp beton döktü!
Şikayet üzerine zabıta müdahale etti!
Zonguldak Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü hisseli araziye bina yapılamayacağını söylüyor!
Anılan bölgeye tek tapu da olsa bina yapılamıyor!
Çünkü Zonguldak Belediyesi şu anda imar veremiyor!
Prefabrik bile olsa imar veremiyor!
Hafriyat döküm alanı üzerine de imar veremiyor!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, eşinin televizyonunda çalışan ve her gün kendisine yağ çeken Akın Kavi’ye usulsüz imar izni verecek mi?
Yapacağı binaya izin verecek mi?
Soruşturmalar sınırımıza dayandı!
Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan tutuklandı!
Tüm Belediye Başkanları aklını başına alsın!
Biz bu işin takipçisi olacağız!
Magazin ciddi iştir!
CHP Zonguldak İl Kadın Kolları Başkanı Nazan Pulat'ın kızı Canan Pulat, yerel basında kendisinin "Barış Emirhan Erdem ile evleniyor" haberi hakkında suç duyurusunda bulundu.
Bu haberi yapan arkadaşlara sormak lazım!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in 31’i yeni bitirmiş, 32’sinden gün almış, hala bir işe girememiş, Genel Maden İşçileri Sendikası’na iş için gidilmiş, o da olmamış bir kişi Canan Pulat ile evlenebilir mi?
Canan Pulat kendi işi olan genç, güzel bir kadın!
Geçmiş ilişkilerine bakıldığında Emirhan Erdem profilinde biri hiç yok!
Magazin ciddi bir iştir beyler!
Yaptığınız haberlerdeki kişilerin birbirlerine yakışması lazım!
Emirhan Erdem böyle bir ilişki ister mi?
Elbette ister!
Ama Canan Pulat istemez!
İstese Cumhuriyet Başsavcılığı yerine Emirhan Erdem’e giderdi!
Şu Emirhan bir işe girse de Zonguldak kurtulsa!
Annesi bu çocuğa bir kız bulsa!
Kaçak binada hayır işi olur mu?
Kastamonu Vakıflar Bölge Müdür Yardımcısı Abdullah İpek, "Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün her yıl düzenlediği geleneksel iftar yemeklerini Zonguldak’ta da başlatmış bulunuyoruz. Kastamonu, Karabük, Bartın ve Zonguldak olmak üzere sorumluluk alanımızdaki dört ilde iftar programlarımız kesintisiz devam ediyor. Bölge genelinde günlük yaklaşık bin kişiye, Zonguldak özelinde ise her gün 400-500 vatandaşımıza iftar ikramında bulunacağız. Kapımız herkese açık, dileyen tüm vatandaşlarımız gelip iftarını yapabilir" demişti!
TTK Memurlar Lokali İşletmecisi Sami Aydın’ın orada iftar veriliyor!
Ancak sayının Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün tespit ettiği kadar olmadığı, insanların kapıdan çevrildiği, kapasitenin dolduğu, yemek kalmadığı şeklinde şikayetler oluyor!
Vakıflar Bölge Müdürlüğü işini iyi takip etmeli!
Vakıflar Bölge Müdürlüğü, yapı kayıt belgesi olmayan, dolayısı ile ruhsatı olmayan bir işletmede nasıl böyle bir organizasyona izin verdi?
Kaçak binada, hayır işi olur mu?
Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu’nun bu duruma el atması gerekiyor!
Öyle sosyal medya hesabında Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Köksal Toptan’a yağ çekmekle ,’Baba baba” demekle olur mu bu işler!
Ne yani, Sami Aydın işini eksik yapıyorsa, kaçak binada Vakıflar Bölge Müdürlüğü adına yemeği eksik veriyorsa Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Köksal Toptan’a yağ çekip “Baba, baba” diyor diye göz mü yumulacak?
Sami Aydın, Köksal Toptan’ın adını kullanmayı, arkasına saklanmayı ne zaman bırakacak?