Türk siyasetine,
Süleyman Soylu tarafından kazandırılan,
‘Operasyon çocuğu’ kelimesi,
Zonguldak’ta,
Operasyon yemesi gereken kişilerin ağzında,
Sakız olmuş.
Karşı mahallenin horozcusu çok.
Horozcu çocuğu ise bir iki tane.
Biz,
Kenar mahallelerde,
İzbe köşelerde,
Horoz dövüştürenlere,
Horozcu diyoruz.
Onların çocuklarına da,
Horozcu çocuğu diyoruz.
Horozdan sahibine geçen huylar,
Horozcu’nun da,
Çocuğuna geçiyor.
Sahte kabadayılık.
Esinti racon.
Eser miktarda mafyamsılık…
Dar alanda,
Gagalamak!
Veya gagalamaya çalışmak!
Tam bir ‘Zebercet’
Kendisini,
Köşe yazarı veya gazeteci sanan,
Horozcu çocuğu da var.
Kendisine Allah’tan selamet diliyorum.
* * * * * * * * *
Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan,
İrtikap suçlaması ile,
Gözaltına alınmıştı.
Akabinde ise tutuklandı.
Ulusal medyada yer alan haberlerde, “Savcılığın yaptığı açıklamada marketlerle yapılan reklam görüşmelerinde, market yetkililerinin belediye şirketi adına verilen reklam teklifini yüksek bulduğu için Tanju Özcan’ın “Ya seve seve ya… vereceksiniz” dediği iddia edildi.” İfadeleri kullanıldı.
Rasyonel düşündüğümüzde,
Operasyonlar,
Gerçekten Zonguldak sınırına dayandı.
Soğuk hava nasıl Balkanlar’dan giriş yapıyorsa,
Operasyonlarda il sınırımıza dayandı.
Doğal bir gerçek bu.
Tanju Özcan’ın,
Bağış kisvesi ile,
Yüksek rakamlar istediği söyleniyor.
BOLSEV Vakfı’na yapılması istenen bağışlara bir yöntem bulunmuş.
Zonguldak’ta da,
Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu.
Seçim döneminde,
‘İhaleler cannlı yayınlanacak’ dediller.
Kaç tanesini gördünüz?
Bir şey yapılıyor,
Sürekli olarak doğrudan temine gidiliyor.
Veya örtülü şekilde,
Yöntemini bilmediğimiz bir sistem inşa ediliyor.
Çaydamar’a,
Yüz metre yol yapılıyor.
Burası,
Davut Acar’a teslim ediliyor.
Halbuki,
Belediye bir dünya yeni işçi almadı mı?
Kendi öz kaynakları ile yapamaz mıydı?
Daha hala,
Melek Mosso konserinin hesabı nasıl ödendi?
Piyasada kimse yok.
Özel Kalem Müdürlüğü’nün örtülü ödeneğinden mi?
Ağırlama giderleri kaleminden mi?
İki de bir müfettiş de gelip duruyor.
Bakalım kokusu çıkar yakında.
* * * * * * * * *
Dün köşemde,
Emirhan Erdem’i özel olarak yazmıştım.
Gecesine,
Biri bombayı attı ortaya.
‘Canan Pulat ile Emirhan Erdem’ evleniyor diye.
Yalan habermiş.
Canan Pulat,
Bugün suç duyurusunda bulundu.
Ama akşam,
Dedikodu kazanı kaynadı.
Emirhan,
Babası seçilmeden önce,
Tanınan,
Bilinen biri değildi.
Ön seçim,
Ve,
Kongrelerdeki mücadelesi ile birlikte,
CHP İl Başkan Yardımcılığına kadar yükseldi.
Siyasi bir figür olarak karşımıza çıktı.
Ama son dönemde,
Magazinsel bir figüre dönüşmeye başladı.
Ben haberi görünce ‘Helal olsun Emirhan. Sonunda başardın’ dedim.
Ama yine olmamış.
Öyle ki,
Canan Pulat,
Bu yakıştırılmayı nasıl beğenmediyse,
Suç duyurusunda bile bulundu.
Emirhan ha gayret!
Oldu olacak!
* * * * * * * * *
Bir varmış, bir yokmuş;
Evvel zaman içinde,
Kalbur saman içinde,
Deve tellâl iken,
Horozlar berber iken;
Karaelmas diyarı Zonguldak’ta,
Kömür karası bulutların arasından siyaset güneşi doğarmış.
Bu memleketin dağları kömür,
Denizi hırçın,
İl Başkanı ise Keloğlan’mış!
Rüzgar esse saçı dağılmaz,
Kongreleri berber salonunda olsa,
İl Başkanı olamazmış!
Derler ki bir gün Keloğlan vekil olmak istemiş.
İmtihanı kolay değilmiş!
Kibirli belediye başkanından yardımcı olmasını istemiş.
Amacı ise,
Deniz’i ortadan ikiye yarmakmış!
Hey deli Keloğlan!
Sen Hz. Musa mısın?
Keloğlan dedik diye,
Bir tek kendine mi masalsın?
Sarayında oturan,
Aile efradını yanından ayırmayan,
Oğlunu padişah zanneden,
Kibirli belediye başkanı,
Keloğlan’ı ‘Seni vekil yapacağım’ diye pışpışlamış.
Keloğlan o zaman kibirili belediye başkanına,
Kendisini bağlamış!
Kibirli belediye başkanının oğlundan azar yemiş.
Baseni geniş saray maskotundan laf yemiş…
Bizim Keloğlan,
Şamaroğlanına dönüvermiş!
Dönemin gazetecisi olan şairler,
Keloğlan için şiir yazıvermiş!
Şair şöyle demiş;
*
Karaelmas diyarı Zonguldak’ta
Keloğlan heves etti vekilliğe bir gün.
Çıktı kapısına kibirli başkanın,
Keloğlanım edelim sana düğün.
*
“Destek ver,” dedi, “yol uzun, taş kömür.”
Başkan gülümsedi, yüzü mermer mühür,
“Oğlanımı koyarsan baş köşeye,
Deniz’i de yararım Özgür’ü de”
*
Listeler yazıldı ince ince,
Keloğlan sandı ki taç giyecek,
Meğer tahta çivi çakılmış gizlice.
Taç kalmadı Keloğlanım,
Atınç’tan takma peruk hepinize.
*
Bir baktı ki yönetim başkasının,
Kendi adı var, irade kiralık.
Kürsüde söz onun ama
Keleşoğlan kukla başkanlık
*
Ve gün geldi aynaya baktı,
Vekil değilmiş kel yazgısı,
Masalda gülen değil Keloğlan,
Bu bildiğin solcu Şamaroğlan.
*
Gökten üç siyah kömür parçası düşmüş:
Biri keloğlana, biri gazetecilere, biri de masalı okuyanlara.