Çevrecilere ve kimi enerji uzmanlarına göre enerji güneş, su, rüzgar, jeotermal ve biyogaz gibi yenilenebilir kaynaklardan elde edilmeli.
Enerji üretimde doğalgaz, kömür ve nükleer kaynak seçenekleri üzerinde önemle duran bakanlık ve kimi enerji uzmanlarına göre çevrecilerin sözünü ettiği kaynaklarla Türkiye&[#]8217;nin enerji ihtiyacının hepsini karşılamanın imkanı ve ihtimali yok.
Enerji için dışarıya çok büyük paralar ödeyen, enerji açığı büyüyen ve enerjiye ihtiyacı giderek artan bir ülkede yaşıyoruz.
Çözüm önerileri arasında hatlardaki kayıp kaçağı önlemek ve tasarruf gibi önlemler de var.
Bakanlık giderek artan talebe cevap verebilmek için sadece termik ve nükleer santral peşinde koşmuyor, Türkiye&[#]8217;nin dört bir yanındaki dereler ve ırmaklar üzerinde çok sayıda hidroelektrik santral planlıyor.
Sudan elektrik üretmek çevrecilerin de savunduğu kaynaklar arasında bulunuyor ama buna son yıllarda yoğun bir şekilde itiraz var.
Çevreciler bu şekilde doğanın dengesinin bozulacağını iddia ediyor.
Rüzgar santrallerine bile itirazlar var.
Hatay Samandağ´da kurulması planlanan rüzgâr santrallerine yöre halkı tarafından gösterilen tepkileri duymuşsunuzdur.
Sebebi rüzgar santrallerinin &[#]8220;çok gürültü yapıyor&[#]8221; olması.
Göçmen kuşların göç yolları üstünde olması ve kuşları öldürmesi.
Tarımsal faaliyetlere engel olması, bitkilerin döllenmesini geciktirmesi.
Turistik yörede, görüntü kirliliği oluşturması.
Radar taramasında karartma yapması, savunma zaafiyeti oluşturması.
Gördüğünüz gibi termik ve nükleerden sonra hidroelektrik ve rüzgar santrallerine de karşıyız.
Makine Mühendisi, Enerji Uzmanı Haluk Direskeneli&[#]8217;nin geçenlerde gazetemizde de yer verdiğimiz yazısında enerji konusunda Türkiye&[#]8217;nin içinde bulunduğu açmazı gözler önüne sererken çıkış yolu da gösteriyor.
Direskeneli yazısında &[#]8220;Peki, biz elektriği nasıl üreteceğiz? Herkes evinde, işyerinde, hastanede, okullarda aydınlanma, güç üretimi, elektrikli alet kullanımı için elektrik istiyor&[#]8230; Peki, bu elektrik üretimini hangi yolla ve nasıl üreteceğiz? Üretimin çevre, gürültü, kirlenme bedelini kim ödeyecek?&[#]8221; sorularına cevap arıyor.
Uygun yerlere gerekli önlemleri alarak termik ve nükleer dahil her türlü santralin yapılabileceğini savunan Direskeneli bakın çözüm yolunu nasıl gösteriyor;
&[#]8220;En temiz üretim diye düşündüğümüz rüzgar santrallerini Samandağ´lı hanımlar istemiyorlar.
Kendilerine göre gerekçeleri de var.
Ama bu şekilde bir yere varamıyoruz. Eğer Samandağ´lı hanımlar rüzgâr santrallerini yukarıdaki sebeplerden dolayı istemiyorlarsa, demek ki yatırımcı da ona göre yatırımını yapacak, gürültü çıkarmayacak, kuşları öldürmeyecek, tarım ürünlerine zarar vermeyecek. ÇED aldığı zaman, verdiği sözleri tutacak.
Eğer kömür santrali yapıyorsak, azami yerli kömür kullanarak, azami yerli mühendislik ve yerli işçilik ile çevreye asgari etkileyecek, toz tutacak, SO2 tutacak, kükürt tutacak, CO2 tutacak, E/P, FGD, CCS kapsamlı tasarımlar yapmak, onaylatmak zorundayız. Gerekirse, yeni CFB hatta IGCC temiz kömür teknolojileri geliştirmek zorundayız. &[#]8216;İstemiyoruz&[#]8217; diyerek bir yere varmaya imkân yok. Daha çok elektrik üretimi şart&[#]8221; Makine Mühendisi ve Enerji Analisti Haluk Direskeneli&[#]8217;nin sözleri Amasra&[#]8217;da kurulmak istenen termik santral ve yapımı planlanan iki baraj ve hidroelektrik santral ile rüzgar santrali önerileri nedeniyle Bartın&[#]8217;ı yakından ilgilendiriyor.
Termik, nükleer, hidroelektrik ve Hatay örneğinde olduğu gibi rüzgar santrali de istemiyoruz. Buna karşılık daha çok ve kaliteli elektrik istiyoruz.
İyi de bu nasıl olacak?
Bizde her şeye karşı olmak üzerine kurulu bir çevreci anlayışı var.
Bu anlayışla bir yere varmak mümkün mü?
İşte Bartın&[#]8217;da yaşananları hepimiz görüyoruz.
Hema &[#]8220;Biz Amasra&[#]8217;ya son teknoloji ile termik santralin iyisini yapacağız, yapacağımız santralin çevreye ve insan sağlığına hiçbir zararı olmayacak&[#]8221; diyor.
Ama doğru ama yanlış şirketin böyle bir iddiası var.
Çevreciler, &[#]8220;Hayır, Hema yapacağı santralle çevreyi tahrip edecek insan sağlığını bozacak, tarımı, turizmi, ormanı, balığı, doğal hayatı bitirecek&[#]8221; diyor.
Doğru ya da yanlış onların da böyle bir iddiası var.
Ama onlar bunun bir iddia olmadığını, gerçek olduğunu düşünüyorlar, herkesin de kendileri gibi düşünmesini istiyorlar.
Dayanakları da başta Yatağan olmak üzere Elbistan ve Çan gibi Türkiye&[#]8217;deki kötü santral örnekleri ve Çevre Bakanlığına yapılan ÇED başvurusundaki bilgiler.
Kötü örneklere ve buradaki bilgilere bakarak kestirip atıyorlar.
Hema &[#]8220;Avrupa ülkelerinde ve Amerika&[#]8217;da yüzlerce termik santral var. Dünyada iyi santral örnekleri var, bunları gösterelim, gidelim bakalım&[#]8221; diyor.
Çevreciler bunu da kabul etmiyor.
Külü çıkardığımız kömürün yerine yer altına koyacağız diyorlar.
Çevreciler bunu da mümkün görmüyorlar.
Çevreciler yeraltında eksi 800 metrede açılan kömür kuyularını göstererek kömürü buradan çıkaracağım diyen şirketin bu sözlerine de inanmıyor.
İthal kömür kullanacaklar diyorlar, başka bir şey demiyorlar.
Çevreciler şirkete o kadar hakkınızda atıp tutuyoruz, şu kömür kuyularınızı (Kazpınarı da dahil olmak üzere) biz de görelim diyeceklerine bu kuyuları görmeye gelenlere ve gördükten sonra olumlu açıklama yapanlara kızıyorlar, bunlara Hema&[#]8217;ya yandaş gözüyle bakıyorlar, ön yargılı, peşin hükümlü davranıyorlar, her şeye hayır diyorlar.
İstemezük diyorlar başka bir şey demiyorlar.
Hema&[#]8217;nın bilgilendirme toplantılarına katılan esnaflara, tüccarlara, dernek ve oda yöneticilerine kızıyorlar, karşı çıkıyorlar.
Hema&[#]8217;nın açıklama yapmasına karşı çıkıyorlar.
Hema&[#]8217;dan gelen açıklamaların basında yer almasına karşı çıkıyorlar.
Hema&[#]8217;nın haberlerine fazla yer veren gazeteleri yakıyorlar.
Termik santral için referandum yapılmasına karşı çıkıyorlar.
Çevrecilik her şeye hayır demek, her şeye karşı olmak demek değildir.
Bartın&[#]8217;daki çevreciler üzerlerine yapışan bu imajdan kurtulmaya çalışsalar iyi ederler.
Arada bir kömüre ve Hema&[#]8217;ya karşı değiliz diyorlar ya işte o zaman daha fazla inandırıcı olurlar.
Gereği düşünülmeli
Avukatlar Gününde konuşan Baro Başkanı Avukat Şeref Yıldız&[#]8217;ın üzerinde durduğu konulardan biri adliye binasının yetersizliğiydi.
Şeref Yıldız, yeni bir Adliye binasına ihtiyaç duyduklarını belirterek, çalışma koşullarını güçleştiren bu sorunun çözülmesini istedi.
Baro Başkanı Şeref Yıldız, 2000 yılından bu yana her fırsatta bu sorunu dile getirdiklerini söyledi.
Uygun yer bulunamadığı için çözülemeyen bu sorunu sadece Baro Başkanları değil 2000 yılından bu yana görev yapan Başsavcılar da dile getiriyor.
Nasıl bizim bazı şeyleri yaza-yaza kalemimizde tüy bitiyorsa Avukatların ve Başsavcıların da bu konuda söyleye söyleye dillerinde tüy bitti.
Giden Başsavcımız Mustafa Yalçın çaresizlikten Adliye&[#]8217;nin ortasındaki boşluğu değerlendirmiş, buraya yeni odalar yaptırmıştı.
Savcılık katındaki koridora da odalar yapılmıştı.
Bina sorunu yakın zamanda çözülmezse bu gidişle Adliye&[#]8217;de koridor ve salon kalmayacak.
Bu sorunun çözülmesi için daha kaç Avukatlar Günü&[#]8217;nde, Adli Yıl açılışında ve Baro kongrelerinde konuşulması gerekiyor?