Her seçim öncesi tartışılır.
İttifaklar.
Barajlar.
Siyasi partiler yasası.
Seçim yasası.
Sistem.
Vesaire.
Sonuç...
Yetkiyi elinde bulunduran ayarlamayı yapar.
Her daim kendini kollayacak bir yol bulur.
Oysa ki...
Biz eşitlik, adalet, hak, hukuk gibi kavramların içi dolmuş halini umud ediyoruz.
Ancak evdeki hesap çarşıya uymaz.
Hele hele bu dönemde...
Her gün binip indiğin otobüse zam gelir.
Ekmeğe, makarnaya, çaya, şekere...
Bilimum giderlere zam gelir.
Paraya uzattığında...
Kasaya vardığında karşılaşırsın acı gerçekle...
Seçim yasası da böyle.
Bizim umduğumuz.
İstediğimiz asla olmaz.
Biz ne istiyoruz?
İstediğimiz partiyi seçelim.
İstediğimiz kişiye oy verelim.
Mümkün mü?
İsterlerse mümkün.
Olur mu böyle bir olay.
Asla...
Şimdilerde seçim yasası tartışılıyor.
Hazırlıklar yapılıyor.
Baraj idi.
İttifak.
Bölge durumu.
Velhasılı.
Ne olursa olsun?
Her daim halkın dediği olur görünür.
Ama olmaz.
Birilerinin isimlerini oy pusulasına yazarlar.
Biz de lidere bakarız.
Onun partisine oyu atarız.
Milletvekili seçeriz.
Adını bilmeyiz.
Yüzünü görmeyiz.
Belediye başkanı seçeriz.
Makamdan içeri giremeyiz.
Kısacası.
Eskilerin deyimiyle.
Bunlar çelik-çomak oyunu.
Her zaman uzun sopa kısa sopaya vurur.
En uzağa fırlatır.
Birileri küçük sopayı alır.
Kam kaleye getirecekken...
Bir de bakmışsın.
Küçük sopa yine uzağa fırlamış.
Bizim ülkemizdeki seçim işleri de böyle.
Niye yazdık?
Kendinizi yormayın.
Umut fakirin ekmeği.
Umutsuz olmaz.
Gerçekleri de bilirseniz.
Hayal kırıklığına uğramazsınız.
Umudumuz şu...
İstediğimiz kişiyi seçebileceğimiz bir seçim sistemi...
2023 olmazsa...
2071 var.
Ölmeyen gözler görür.
Kalın sağlıcakla...