Dini yurtta, çocuklara cinsel istismarda bulunulmuş. İslami kesim, olayı örtme, insani kesim ayıbı duyurma peşinde. Ben de bu konuda insani kesimden yanayım.

İslami kesim, böyle rezilliklerin üzerini örtmek ister.

Niye biliyor musunuz? İslam’a zarar geleceği endişesiyle…

Ben öyle düşünmüyorum. Rezilliğin İslamisi mi olur?

“İslami vakfı koruyayım” derken, sabi sübyanları mı atalım ateşe?
Hayır arkadaş… Pisliği kim yapmışsa, ortaya çıkacak.
Cezası neyse, çekecek. Bakan Hanımefendiye ne demeli?
“Bir defa oldu diye vakfı karalamamak gerekiyor” diyor.
Hanımefendi, Hanımefendi, aynı durum sizin başınıza bir kez gelse, siz konuyu kapatabilir misiniz? Lütfen empati yapın. İslami değil, insani olun!

Paranı al, dümenine bak…

Halkın Sesi’nde yazan ÇAYBEL işçisi yazar Ahmet Öztürk, önceki gün yazdığımız bir yoruma atıfta bulunmuş. Reza Zarrap’ın ABD’de tutuklanmasıyla ilgili, “İyi de Reza Zarrap’ın işlediği söylenen İran’a yönelik yaptırımları ihlal ederek, ABD’yi dolandırmak, Türkiye’de suç değil ki… Bankacılık sahtekârlığı ve kara para aklama işini de Türkiye Cumhuriyeti için yaptı” demiştim.

Ahmet Öztürk de, köşesinde demiş ki:

“Zonguldak’taki gazetelerin ünlü isimlerinden biri, Zarrap’ın herzesi için, yabancılara karşı ülkede suç işlemek serbestmiş gibi, ‘ABD’yi dolandırmanın suç olmadığı’ yolunda inciler döktürdü köşesinde…”

Ahmet Ağabey, Türkiye Cumhuriyeti’nde İran’a yönelik ambargoyu delmek suç değil.

ABD, “Bankacılık sistemimize aykırı işlem yapıldı” diyorsa, bizde Amerikan bankacılık kuralları geçerli değil ki... O iş, Reza ile ABD arasında…

Amsterdam’da uyuşturucu kafeleri var. Kafana göre içiyorsun, suç değil. Ama Türkiye’de suç... Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığını, Türkiye düşmanlığına çevirme!

Çay demle, keyfine bak. Sana başka yerde o kadar para vermezler! Bak, önceki işyerinde paran kaldı. ÇAYBEL’den paranı al, dümenine bak. Bize bulaşma Ahmet Ağabey…

Taksit, taksit…

Önceki akşam “Başkan”la görüştüm. Baskı makinesinin taksiti üç değilmiş… “Ne üçü, ödeme devam ediyor” dedi. “Nasıl?” diye sordum, “Canım ne zaman isterse” dedi.

Bir de Silivri hikayesi vardı. Mürüvvetini göremedik, ama olsun! Ankara’dan haberaldık, daha iyisini bulmuş. Onu da sonra anlatırım. Fakat kimin kuyruğuna bastık orada!

Birbiriyle evli olmayan ana ve babadan doğmuş çocuğun işine gelmedi.

İstanbul’daki barın adının yazılması, gece operasyon yapılması!

Oysa ne güzel gerim gerim geriniyordu!

Birbiriyle evli olmayan ana ve babadan doğmuş olmak zor gelmedi de adama, para karşılığı kadın sağlama işi ağır gelmiş anlaşılan!

Olsun, operasyonda ele geçen CD’nin bir kopyası nasıl olsa bizim elimizde.

Onu da sonra yazarız. Yalnız Başkan ile İlçe Başkanı kucağı oturmuş durumda.

Yakında çekiyle, çüküyle her şey çıkar ortaya…

Ne aldığınızı biliyorum, ben sizin…

AK Parti İl Başkanı Zeki Tosun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yapılan hakaretler yüzünden yapılan suç duyurularında Zonguldak Teşkilatı’nın birinci olduğunu açıkladı.

Tamam işte... Zeki Tosun ve ekibinin en büyük başarısı bu oldu.

Şimdi madalya verecekler. Tövbe estağfurullah ya…

Adam gibi bir konuyla çıksanıza toplumun karşısına…

“Biz Ankara’ya gittik, şunu istedik, koparttık, geldik.”

Var mı böyle işiniz?

Efendim, taşerona kadro verilmiş, şu olmuş, bu olmuş.

Arkadaş, sen Zonguldak’a özel ne aldın, onu söyle?

Ne aldığınızı biliyorum ben sizin. Buradan söylemeyeyim! Yüzünüz kızarır!

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü…

CHP’li belediyeler olunca aslan kesilen Çevre ve Şehircilik Zonguldak İl Müdürlüğü, sıra AK Partili Kozlu Belediyesi’ne gelince, kuzu kesiliyor!

Demek ki, Kozlu Belediye Başkanı Ertan Şahin’in arkası sağlam!

Adam, göz göre göre, sahile, dağa, taşa hafriyat döktürüyor.

Çevre Müdürlüğü gidip uyarıyor. Niye uyarıyorsun? Yazsana cezayı…

CHP’li olsa, koparırsın kafasını!

“AK Partili” diye ceza yerine, veriyorsun uyarıyı!
O deniz, o dağ, o toprak babanızın malı değil!

Bizim malımız… Kirlettirmeyeceğiz!