- Gel oğlum.
Kalk bakalım tahtaya...
Sana bir sorum var.
- Buyurun!
Sorun öğretmenim.
- Canlılar kaça ayrılır?
- Dörde ayrılır.
- Bana yanlış gibi geldi...
Say bakalım.
- Bitkiler...
Hayvanlar...
İnsanlar...
Çocuklar...
- Çocuklar da insan değil mi?
- Haklısınız.
O zaman canlılar üçe ayrılır.
- Peki!
Şimdi yeniden say bakalım.
- Bitkiler...
Hayvanlar...
Çocuklar...
- Oğlum!
İnsanlara ne oldu?
- Kalplerinde sevgi olanlar...
Vicdanı ile yaşayanlar...
Hep çocuk kaldılar.
Diğerleri de hayvanlaştılar.
[*] [*] [*] [*]
Yaşadığımız hayat...
Her şey...
Aklınıza ne gelirse...
Memnuniyetsizliklerimiz...
Şikayetlerimiz...
Pişmanlıklarımız...
Vesaire...
Dönüp gidelim geriye...
Çocuk olsak...
Yine öyle mi yapardık?
Ya da...
Bir çocuğun aklıyla...
Vicdanıyla sürdürsek hayatı...
Öyle gayret etsek...
Nasıl davranırdık?
[*] [*] [*] [*]
Ulaşmak istediklerimiz...
Ulaşamadıklarımız...
Kaybettiklerimiz...
Eksiklerimiz...
Bunlar bizim için hep sancı...
Öyle ki...
Daha kıymetlisini kaybedene kadar...
Ya da...
Tam tersi...
Daha önemlisine ulaşana kadar...
Bizim için çok önemli görünenler...
Hiç önemli değil.
[*] [*] [*] [*]
Tam Hz. Ali kıssası...
Hz. Ali (r.a.)'a geldi.
- O kadar dertliyim ki...
Çok fazla sıkıntım var!
- İki soru soracağım.
Cevabını ver.
Dermanını bulacaksın.
- Sor Ya Ali!
- Dünyaya geldiğin zaman...
Bu dert seninle birlikte mi dünyaya geldi?
- Hayır...
- Dünyadan giderken...
Bu dert seninle birlikte olacak mı?
- Hayır...
- Seninle birlikte gelmeyen...
Giderken de seninle birlikte olmayan...
Bir dert...
Sıkıntı...
Bu kadar zamanını almamalı.
Üzmemeli...
Sabırlı ol.
Dünyaya ümit bağlamaktansa...
Allah'a yüz çevir...
Ondan yardım dile...
[*] [*] [*] [*]
Tüm mesele bu...
Biz öyle dalıyoruz ki dünyaya...
Dert-keder gelince...
Çırpınıyoruz.
Dünyalıklarla sorunu çözmeye çalışıyoruz.
Allah gelmiyor aklımıza...
Ne zamanki elimiz-kolumuz bağlanıyor...
O zaman hatırlıyoruz.
"Allah" diyoruz.
Allah'ı unutmazsak, insan oluruz.
Unutursak, perişan oluruz...