Zonguldak İl Genel Meclisi CHP Grubu'nda ikinci istifa da yaşandı.
İki gün önce Kenan Karaveli...
Bugün de Nedim Bekar partilerinden istifa ettiler.
İstifa eden iki isimden biri, 2024 yılında partiyi satan isimlerden biri!
Ben ona "Kuzen Larry" diyorum!
Ancak 1 Nisan'da yapılan seçimde, bu iki isimden biri ya da ikisi "Harf hatası yapanlardan mı?" derseniz...
Biri için "evet" derim.
Şimdi burada partiye hainlik yapan mı yoksa parti yöneticilerinin meclis üyeleri üzerinde baskı kuranlar mı hatalı?
İkisinde de parti yöneticileri hatalı!
Parti yöneticileri, 2024 yılında yapılan meclis başkanlığı seçiminde partiyi satanı, hainlik yapanı bulamadılar!
Bu işi ciddiye almadılar!
Milletvekilleri, Ankara'daki işlerinden dolayı ilgilenmediler!
İl Başkanı Devrim Dural, kulağının üstüne yattı!
Düştüler koltuklarının peşine, delege seçimlerinin peşine!
Ne oldu şimdi, iki kişiyi kaybettiniz!
Haini siz bulmadınız, kendi kendini lağvetti!
Şu an seçimin iptal edilmesiyle ilgili yaptığınız başvuru da netice vermeyecek.
Biliyorsunuz değil mi?
Çünkü eksidesiniz!
İl Başkanı Devrim Dural'a, "İstifalarla ilgili bir şey söyleyecek misiniz?" diye soruyoruz...
O kadar rahat ki!
Bu rahatlık hiç kimsede yok!
Sanki iki üyesini kaybetmemiş gibi!
Sizin vicdanınız rahat mı Gökhan Günaydın?
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Zonguldak'ta konuştu...
Ama konuştuğu şey Zonguldak’ın gerçeği değil,
kendisine anlatılan tam bir hikayeydi!
Ve o hikayeye dayanarak, istifa eden meclis üyelerine, “Gece başını yastığa koyduğunda düşün” demek, en hafif tabirle meseleyi ıskalamaktır!
Ortada basit bir “vicdan muhasebesi” meselesi yok.
Ortada, CHP içinde giderek derinleşen bir güven krizi var.
İnsanlar neden istifa eder?
Koltuk sevdasından mı yoksa artık o yapının içinde kendilerine yer bulamadıkları için mi?
Bu sorunun cevabı verilmeden yapılan her açıklama, sadece gerçeğin üzerini örtmeye yarar.
Zonguldak’ta konuşulan iddialar hafife alınacak gibi değil.
“Çip takıldı”, “karbon kağıdıyla oy kullandırıldı” gibi ifadeler, bir partinin kendi iç işleyişine dair ciddi bir güvensizliği işaret ediyor.
Bu iddiaların doğru ya da yanlış olması bir yana, böyle bir algının oluşması bile başlı başına bir yönetim krizidir. Çünkü siyaset, en başta güven işidir.
Kenan Karaveli ve Nedim Bekar istifa ettiyse, bunu sadece bireysel bir kopuş olarak görmek kolaycılıktır.
Asıl zor olan, “Neden bu noktaya gelindi?” sorusunu sormaktır. Ama ne yazık ki, o zor soru sorulmuyor. Onun yerine, klasik bir refleksle oklar istifa edenlere çevriliyor!
Parti örgütünün kendi seçilmiş üyelerine “hain” gözüyle baktığı bir ortamda; kimden, hangi sağlıklı siyaset beklenebilir?
Bu dil, bu yaklaşım, bu dışlayıcılık; bir partiyi büyütmez, küçültür.
Siyaset, insan kazanma sanatıdır.
İnsan kaybetme değil.
Sayın Günaydın’ın sözleri, genel merkez ile yerel arasındaki kopukluğu da açıkça ortaya koyuyor.
Ankara’dan bakınca, her şey teorik olabilir.
Ama sahada yaşananlar, masa başı değerlendirmelerle anlaşılmaz.
Yereldeki yangını görmeden, yukarıdan verilen “vicdan” öğütleri kimseyi ikna etmez.
O zaman bu adamları ilgilenen Meclisi üyesi seçtirdiğiniz için
sizin vicdanınız rahat mı?
Gerçek şu...
CHP, Zonguldak’ta bir yönetim sorunu yaşıyor. Ve bu sorun artık saklanamayacak kadar büyümüş durumda.
Sorun, istifa edenlerde değil, o istifalara zemin hazırlayan anlayıştadır.
Eğer bir parti; kendi içindeki eleştiriyi bastırır, farklı düşüneni dışlar ve her sorunu “sadakat” üzerinden okumaya devam ederse, o parti içinde siyaset değil, sadece hizipleşme büyür.
Kısacası, mesele vicdan değil, yönetimdir.
Ve o yönetim sınıfta kalmıştır.