Okyanusta yol alıyordu.

Yağmur...

Fırtına...

Tufan...

Bir öte sallandı...

Bir beri...

Kaptan elinden geleni yapıyor.

Bağırıyor...

Çağırıyor...

Talimatlar veriyor...

Dümeni bırakmıyor.

Gemisini kurtarmanın derdinde...

Canhıraş mücadele ediyor.

Tayfalar da öyle...

Derken...

Daha fazla dayanamamışlar.

Gemi alabora olmuş.

O büyük tufanda...

Dev dalgaların arasında...

Denizin dibini boylamış.

Tam bu esnada...

Herkes son ümit...

Kendini dalgaların arasına atmış.

Ama kurtulmak ne mümkün...

Tek bir denizci haricinde...

Hepsi derin sularda boğulmuş.

[*] [*] [*] [*]

Dalgalar bu adamı kıyıya atmış.

Adam mutlu.

Kurtulmanın sevincini yaşıyor.

Kendine gelir.

Toparlanır.

Başlar sahil boyu yürümeye...

Yürür...

Kısa zaman sonra başladığı yere gelir.

Anlar ki, bir adaya düşmüş.

Issız...

Kimsecikler yok.

Küçük bir ada.

Başladı Allah'a yalvarmaya...

- Allah'ım!

Beni o dev dalgaların arasından bu adaya sağ-salim çıkarttın.

Benim durumumu benden iyi bilirsin.

Sen dilersen...

"Ol" dersen...

Her şey olur.

Beni bu adadan kurtar ya Rabbi!

Yalvarır.

Yakarır.

Ufka bakar.

Ne gelen var...

Ne de giden.

Umutları azalır.

Günler, haftaları kovalar.

Aylar, yeni mevsimleri getirir.

Derken adam başının çaresine bakar.

Ağaç dallarını toplar.

Kendine küçük bir kulübe yapar.

Taştan...

Ottan...

Ateşi yakar.

Balık avlar.

Öyle karnını doyurur.

Adanın yüksek bir yerinde tatlı su bulur.

İhtiyacını karşılamak için oraya gider.

Günler böyle akıp gider.

[*] [*] [*] [*]

Bir gün su ihtiyacı için tepeye gider.

İhtiyacını karşılar.

Geri döner.

Ne görsün?

Tüm emekleri...

Tek sığınağı...

Alevlerin arasında kalmış.

Kulübesi yanıyor.

Ne yapacağını bilemedi.

Çaresiz seyretti.

Emekleri yandı.

Kül oldu.

Başına gelebilecek en kötü olaydı.

Artık bu adada sığınabileceği bir kulübesi yoktu.

Yenisini yapmak...

Çok zordu.

Zaman alacaktı.

[*] [*] [*] [*]

Aylarca dua etti.

Kabul olmadı.

- Kurtar beni Allah'ım.

Yalvardı.

Kurtulmadı.

Şimdi feryat figan...

- Bunu bana nasıl yaparsın ya Rabbi?

Ben ne yapacağım?

Sitemler etti...

Kara kara düşünmeye başladı.

Biraz zaman geçti.

Bir geminin düdük sesiyle irkildi.

Onu kurtarmaya geliyordu.

Geldiler.

- Beni nasıl buldunuz?

- Duman ile verdiğiniz işareti gördük.

Hikaye böyle diyor.

Bir de Mevla şöyle diyor:

"Hoşlanmadığınız şey, sizin iyiliğinize; sevdiğiniz şey de, kötülüğünüze olabilir. Siz bilmezsiniz, Allah bilir." (Bakara 216)

Bir de hadisi şerif...

"Allahü Teala, duanızı kabul eder. 'Dua ettim, hala duam kabul olmadı' diye acele etmeyiniz! Allah'tan çok isteyiniz! Çünkü kerem sahibinden istiyorsunuz." (Buhari)