Zonguldak&8217;ta işler böyle yürüyor işte. Hazine arazisi üzerine üç katlı binayı; Valinin, Belediye Başkanının, Çevre ve Şehircilik Müdürünün, Cumhuriyet Başsavcısının, Koruma Kurulu&8217;nun, Mimarlar Odası&8217;nın, Şehir Plancıları Odası&8217;nın gözünün içine baka baka dikersin. Sonra yıkmak için düğün sezonunun bitmesini beklersin.
Tabii, adam o kadar masraf yaptı. &8220;Yıkacaksak (Yıkabileceklerini sanmıyorum. Bu yöneticilerde öyle yürek yok) adam düğünlerini yapsın, kaçak binaya yaptığı masrafı çıkartsın. Sonra yıkarız&8221; der gibi bir hava içindeler.
Kimsenin rahatsızlığı yok. Basını da ayarladılar. Kimine düğün yaptılar, kimine iftira attılar, kimine ricada bulundular. Oldu-bitti işte&8230;
TTK, kendi sahasında kaçak ocak yapılınca yıkıyor, ama Sami Aydın, TTK arazisi üzerinde, Hazine arazisi üzerinde kaçak yapılar yapıyor, kimsenin sesi çıkmıyor.
&8220;Kim bir şey yapmış da yıkılmış?&8221; diyorlar. Kaçak-köçek işlerin sonu bu yüzden gelmiyor. Hep yapanın yanında kar kalıyor.
Zonguldak Belediyesi yıkım kararı verdi. Ama Sami Aydın karşı dava açmış.
Ne davası ya? Yer Hazine&8217;nin mi? Evet&8230;
Bina kaçak mı? Evet&8230; Sami Aydın kaçak bina yaptığını kabul ediyor mu? Evet&8230; &8220;Kaçak-maçak yaptım. Yıkılması mı lazım? Bu kurumun malı&8221; diyor.
Mahkeme açmanın amacı, zaman kazanmak... Belediye ekipleri gidip orayı yıksa, hiçbir sorun olmayacak. Ama yıkmıyor?
Neden? Neden? Neden?
Çünkü yaparken göz yumuldu. Yıkmak da işlerine gelmiyor.
Devletin diğer kurumları da izliyor? Demek ki, onların da işine geliyor.
Mahalli İdareler Müdürlüğü, Dernekler İl Müdürlüğü bu konuda ne yaptı? Milli Emlak Müdürlüğü ne yaptı?
Gerçekten merak ediyoruz.
Kıssadan Hisse: Deniz Feneri&8230;
Eğitim filosuna bağlı bir savaş gemisi, fırtınalı bir havada, gece karanlığında yol alıyordu. Yer yer sis de vardı ve görüş alanı dardı. Bu nedenle geminin komutanı da köprüdeydi, bütün faaliyetleri denetliyordu. Köprünün iskele tarafındaki gözetleme yerinde nöbetçi haber verdi: &8220;Işık! Sancak tarafında&8230;&8221;
Komutan seslendi: &8220;Dümdüz bize doğru mu ilerliyor, yoksa kıça doğru mu gidiyor?&8221;
Nöbetçi cevap verdi: &8220;Dümdüz bize doğru ilerliyor Komutanım.&8221;
Bu, tehlikeli bir çarpışma rotası üzerinde olduğu anlamına geliyordu. Komutan nöbetçiye emir verdi: &8220;Gemiye mesaj gönder: Çarpışma rotasındayız. Rotanızı 20 derece değiştirmenizi öneriyoruz.&8221;
Karşıdan şu sinyal geldi: &8220;Sizin rotanızı 20 derece değiştirmeniz önerilir.&8221;
Komutan: &8220;Mesaj gönder: Ben komutanım. Rotayı 20 derece değiştirin.&8221;
Karşıdaki, &8220;Ben deniz onbaşıyım, sizin rotanızı 20 derece değiştirmeniz daha iyi olur&8221; diye yanıtladı. Komutan iyice öfkelenmişti. Hırsla emretti: &8220;Mesaj gönder! Ben bir savaş gemisiyim. Rotanızı 20 derece değiştirin.&8221;
Karşıdaki ışıklarla işaret verdi: &8220;Ben bir deniz feneriyim.&8221;
Savaş gemisi rotasını değiştirdi.
Deniz fenerine dümdüz ilerleyen savaş gemisinin komutanı gibi bazen hayatta ön yargılarımız, kibrimiz, sisler gibi dar görüş açımız doğru kararlar almamızı engeller. Sonuna kadar deniz fenerine ilerleyen savaş gemisi gibi kafanızın dikine gitmek, dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilir. Geç olmadan bazen doğru olan hayatta da rotayı değiştirmektir.
Günün Sözü:
Büyük adamların hataları güneş tutulmasına benzer, onları herkes görür.
Cucong