Kar yağar buram buram...

Evim yok, nerede duram...

Senin gibi yarim olsa...

Yaylaya çadır kuram...

[*] [*] [*] [*]

Çocukluğumun kış türküsü...

Kış mevsimi...

Büyüklere çile, küçüklere eğlence...

Hazırlık yetişmediyse, stoklar eksikse...

Daha büyük sıkıntı...

Hayvan yiyeceği...

Ot, yaprak, sap, saman...

Yeterli değilse...

Alırsın küreği eline, çığır açarsın.

Kar kalınlığının kaç santim...

Kaç metre olduğunun bir önemi yok.

Kar açılacak.

Altındaki otlar meydana çıkacak.

Yetmedi...

O otlar güneş görüp kuruyacak.

Sonra hayvanlar otlayacak.

Büyüklerin çilesinden sadece biri...

Çocukların eğlencesi...

Hayvanlar dışarı sevinçle çıkarlar.

Oynarlar.

Çocuklar da onlarla oynar.

Oğlaklar, kuzular...

Sevinç gösterisi yaparlar.

Hoplayıp zıplarlar.

Tam bir şölen havası...

Kar yağsa da...

Eğlensek.

Senede birkaç ay olan oyunlar...

Okul kaçkınları için daha büyük eğlence...

Okul da yok.

[*] [*] [*] [*]

Diğeri evin sıkıntısı...

Tuz, yağ, gaz, un varsa...

Gerisi tamam.

Süt, peynir, yoğurt, tereyağı...

Sağ, hazırla, pişir, ye...

Olmadı...

Arada bir etlik kesilir.

İç takımları kavrulur.

Kemikleri yahni yapılır.

Beyin, işkembe, paça çorba yapılır.

Yağlı yerleri kavurma yapılır.

Etin yumuşak yerleri şişe takılır.

Her daim yanan ocakta ateş ile...

Kor ile yavaş yavaş pişirilir.

İşi bilene...

Görenek sahibi olana...

Açlık yok.

[*] [*] [*] [*]

- Allah başka dert vermesin...

- Bu güne de şükür...

Her daim zikir gibi dillerde söylenir.

Beterin beteri var.

Her yer kar.

Köy dağınık.

Evler birbirine uzak.

Çığır açmak için...

Yürek...

Bu kadar karı saçacak kürek...

Ve buna dayanacak bilek gerek.

Bunca uğraşmaktansa...

En kolayı...

Kar üzerinde yürümek.

Nasıl olacak?

[*] [*] [*] [*]

Giyersin kasnakları...

Nedir kasnak?

Otuz-kırk santimetre çapında çember yapılmış bir ağaç dalı.

Arası deriden yapılan iplerle...

Ya da kenevir ipleri ile örülür.

Ortasına ayak yeri yapılır.

Tam ortasına ayak yerleştirilir.

Ayağın burnundan, topuk arkasına kadar bağcıklarla kasnak ayağa iyice bağlanır.

Sonra çık kar üzerine...

Ayak izinin çapı büyür.

Doğal olarak baskı alanı genişler.

Santimetrekareye olan basınç azalır.

İnsan kar üzerinde yürümeye başlar.

Biraz adımları geniş atmak gerekir.

Yoksa yürüyemezsin.

Denge önemlidir.

Düşersen...

Kar yumuşamışsa...

Kalkmak zor olur.

Kötü sonuçlar meydana getirebilir.

Fakirlik, insanı mucit yapar.

Öyleymiş o zamanın insanları...

Doğanın her zorluğuyla başa çıkmanın yolunu bulmuşlar.

Sadece insanların birbirlerine çıkarttıkları zorluklar karşısında çaresiz kalmışlar.

Günümüzün en büyük sorunu da budur.

İnsanlar, yerin yüzlerce metre altına iniyor.

Kayaları kırıp çıkarıyor.

Zor şartlarla mücadele ediyor.

Üretiyor.

Ya da yer üstünün başka zorlukları...

Hep mücadele veriliyor.

Ancak mutlu oluyorlar.

Mutsuzluk nerede başlıyor?

Ta ki birileri geliyor.

Emekleri, çileyi görmüyor.

Üzerine oturup, rant elde ediyor.

Zonguldak'ın sorunları karşısında yaşanan çaresizliğin yegane sebebi budur.

Hak...

Ya da haksızlık...