Gazetelerin Bartın&[#]8217;da bu duruma düşmesindeki en büyük etkenlerden biri Vali İsa Küçük&[#]8217;tür.
Ekspres zamanında ilanlar Halk gazetesine verilmesin mantığı ile bugünlere geldik.
Vali Bey Bartın&[#]8217;a geldiği günden bugüne çok sıkıntılar yaşadım.
Bu sıkıntılar nedense Vali İsa Küçük Bartın&[#]8217;a geldiğinden bugüne rastlıyor.
Önümüzde kararname var. Giderken hakkımı helal etmem. (Bakınız 29 Temmuz Halk gazetesi)
Vali Bey&[#]8217;in kitap yazacak zamanı Bartın&[#]8217;da bulabilmesi beni üzüyor.
Öteki Valiler hiç durmazdı. Sürekli çalışırdı.
Yavuz Erkmen&[#]8217;in kapısının önünde uzun kuyruklar oluşurdu.
Fatih Eryılmaz adam gibi adamdı.
Hele biri vardı ki (Halil Işık&[#]8217;ı kast ediyor, aklı onda kalmış) dükkanıma gelinceye kadar esnaflarla kucaklaşmaktan merdivenleri bulamazdı (Bakınız 27 Temmuz Halk gazetesi)
Kitap yazıyorsun, yeterince çalışmıyorsun.
Bartın&[#]8217;a geldiğin günden beri işim rast gitmiyor
Sen bir ay maaş almadan dursana.
Gazetecinin bilgisizi, öngörüsüz olanı Vali&[#]8217;ye böyle der.
Der sonra da baltayı bir güzel taşa vurur.
Aynen Halk isimli mevkutenin sahibinin yaptığı gibi.
Bu şahsın yakında çıkacağını ima ettiği kararname çıktı.
Biliyorsunuz Valimiz yerinde kaldı.
Yani bunun dediği, beklediği, umduğu, hayal ettiği gibi olamadı.
Dolayısıyla çok büyük hayal kırıklığına uğradı.
Kararname herhalde kendisi için büyük bir yıkım olmuştur.
Özetleyerek verdim, Vali Bey&[#]8217;e daha neler söyledi neler.
Gazetemizin sahibinin dediği gibi haldır huldur yazdı.
Vali Bey hiç sesini çıkarmadı.
Bunu ciddiye alıp da cevap vermeye tenezzül bile etmedi.
Hatırlarsanız benim eleştirilerime Vali Halil Işık birçok defa sayfalar dolusu cevaplar vermişti.
Tabi benimkiler eleştiriydi, bunun ki gibi saçma sapan, şahsi çıkara yönelik değildi.
İsa Bey&[#]8217;in buna cevap vermesine zaten gerek de yoktu.
Yazılarımın kendisinin duygularına tercüman olduğunu tahmin ediyorum.
Ayrıca kararname bu şahsa çok güzel bir cevap oldu.
Yüzüne Osmanlı tokadı gibi indi.
Yediği tokatların haddi hesabı yok. Biliyorsunuz en başta bizim yazılarımız bunun suratına tokat gibi iniyor.
Hükümetimiz Vali Bey&[#]8217;in çalışmalarından, hizmetlerinden, vatandaşlarla ilişkilerinden, iktidarla uyumundan memnun ki Valimiz görevine devam ediyor.
Buna kalsa Vali çoktan gitti.
Vali Bey&[#]8217;e o kadar ağır laflar söyledin.
Şimdi yüzüne nasıl bakacaksın.
Hiç utanmayacak mısın? Sıkılmayacak mısın?
Aslında Vali&[#]8217;nin çalışıp çalışmaması bunun için önemli değil.
Bu şahsın tek derdi var o da resmi ilan.
Valilik eksiklerimi görmesin, ceza yapmasın, bana istediğim gibi ilan versin, bunun derdi bu.
Böyle olmayınca Vali kötü oluyor.
Vali&[#]8217;yi sevmiyor, istemiyor (yazılarından belli), kaldı ki zaten bir yazısında vali de zaten beni sevmez diyor.
Bu durumda ne yapacak? Tabii ki Vali&[#]8217;nin gitmesini isteyecek.
Buna kim akıl verdiyse herhalde birisi &[#]8220;yakında kararname çıkacak, vali gidecek&[#]8221; demiş olmalı ki bu da haldır huldur yazdı.
Bir yazımda buna cevap verirken &[#]8220;Vali Bey&[#]8217;e gidecek gözüyle bakıyor olmalı. Hayal kırıklığına uğrarsa hiç şaşırmam&[#]8221; demiştim.
Gazetecinin öngörülü olanının hali bir başka oluyor tabii ki.
Valimiz çalışıyor. Ayrıca iktidarla da uyumlu.
Bir gazete sahibi istiyor diye valiler görevden alınmazlar ya da göreve getirilmezler.
Muz cumhuriyetinde yaşamıyoruz. Bu düşünce AK Partinin demokrasi ve bürokrasi anlayışına uygun değil.
Başımızda halkına bol demokrasi, ileri demokrasi vaat eden bir iktidar var ve biz ileri demokrasiye geçiş sürecindeyiz.
Bu süreçte keyfe keder vali değiştirmek demokratik olmayan bir davranış olur ki bu da sürece zarar verir.
Bu sözler de buna cevap olarak yazdığımız bir yazımızda geçiyor.
Bu da bizim bilgili olan yönümüz.
Ben ne demişim, bu şahıs ne demiş.
Sonuç ne olmuş. Hangimiz gazeteci siz karar verin.
Bunun bu saatten sonra &[#]8220;Vali Bey çalışkan bir adammış, kitap da yazarmış, hizmet de edermiş, duygusal davrandım, hata ettim, cahillik ettim, yanılmışım, kusuruma bakmasın&[#]8221; deyip özür dilemesi lazım.
20 Ağustos tarihli gazetesine bakılırsa sanki kendisini affettirmek istemiş.
Attıkları manşetin başlığı şöyle: &[#]8220;Tanıyalım, Bartın&[#]8217;ın 3 önemli ismini araştırdık&[#]8221;
Vali İsa Küçük, Rektör Ramazan Kaplan ve Belediye Başkanı Cemal Akın&[#]8217;ın özgeçmişlerini internetten almışlar, kopyalamışlar, gazetelerine yapıştırmışlar ve bunun adına araştırma demişler.
Hiç araştırma görmesek inanacağız.
Şunların araştırma anlayışına bakın.
Bu gazetenin okurlarına yazık.
Hem yazık hem günah.
Araştırma dedikleri şeyin içinde yeni bir şey yok.
Bunlar bilinen şeyler. Kurumların internet sitelerinde bulunan şeyler.
Bu özgeçmişler bir konusu çıkınca birçok defa yazıldı, çizildi.
Vali Bey&[#]8217;e karşı mahcup durumdalar ya şimdi şirin görünmeye çalışıyorlar.
Sen Vali Bey nasıl olsa bu kararnameyle gider düşüncesiyle ver veriştir, gitmeyince de onu Bartın&[#]8217;ın en önemli ismi. İşte Bartın&[#]8217;ı çalışmalarıyla Türkiye&[#]8217;ye duyuran isim diye manşete koy.
Vali&[#]8217;ye gitti, gidiyor muamelesi yapan bu şahıs yaptığı bu manevra ile kendisini ve gazetesini gülünç duruma düşürmüş.
Kitap yazıyor, yeterince çalışmıyor, öncekiler ondan çok çalışıyordu dediği Vali&[#]8217;yi şimdi Bartın&[#]8217;ın 3 önemli isminden biri olarak başta lanse ediyor.
Nasıl da dönmüş. Ben diyeyim 180 derece siz deyin 360 derece.
Vali Bey&[#]8217;den özür dilemeye mi çalışmış acaba?
Öyle yaptıysa özür böyle dilenmez.
Özür dileyeceksen çıkarsın adam gibi özür diliyorum dersin.
Böyle hareketleri kimse yemez.
İsa Bey hiç yemez.
Hadi bakalım adam gibi özür dile de görelim.
Hazır özür dilemeye başlamışken Vali Bey&[#]8217;den sonra Ticaret ve Sanayi Odası Başkanımızdan da özür dile.
Gazetecilik yanlı ve taraflı değil yansız, tarafsız ve objektif yapılır.
Bu şahıs koskoca TSO Başkanını Halk Bankasının iftarında görmezden gelmiş.
Mevcut TSO Başkanı İsmail Toksöz dururken habere eski başkan Mehmet Kemik&[#]8217;in adını yazmış, ayrıca onun bulunduğu masanın fotoğrafını vermiş.
Hadi TSO Başkanı İsmail Toksöz&[#]8217;ü görmedin TSO Meclis Başkanı Halil Çelen&[#]8217;i de mi görmedin. Ya TSO Başkan Yardımcısı Hüseyin Akmaz, onu da mı görmedin.
Gördün de görmezden mi geldin?
Bir etkinlikte eski ve yeni AK Parti Milletvekillerimizin olduğunu düşünün.
Bu etkinliğin haberini yaparken eski Milletvekili Asım Kulak&[#]8217;ın ismi haberde geçecek, mevcut Milletvekilimiz Yılmaz Tunç&[#]8217;un adı geçmeyecek öyle mi?
Bunun bundan hiç farkı yok.
Bugün TSO Başkanına böyle yapan yarın milletvekiline de yapar.
Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Üyeliği&[#]8217;nden düşürülüp çıkarıldığın, bir başka deyişle atıldığın için mi böyle yaptın.
Eğer öyleyse böyle gazetecilik olur mu?
Gazetecilik şahsi işlere, kin ve nefrete alet edilir mi?
Bu arada hakkında atıp tuttuğun Güngör Yavuzaslan&[#]8217;ın haberlerini kullanmaya devam ediyorsun.
Bu haberleri hangi yüzle kullanıyorsun.
Hiç utanmıyor musun?
Bir de silah ruhsatı konusu var.
Onu da önümüzdeki günlerde işleyeceğim.
Daha konu çok.
Eşeledikçe neler çıkıyor neler.
Dibine kadar inmeye karar verdim.
Mutlaka çok daha başka şeyler çıkacaktır.
Bizi izlemeye devam edin.