Amasra ilçesine bağlı Gömü köyünde iki kişi sobadan sızan karbonmonoksit gazından zehirlenerek hastanelik oldu.
B.A. ve İ.A. isimli kişiler olaydan sonra yakınları tarafından Bartın Devlet Hastanesine getirildi.
Hayati tehlikesi bulunan B.A. burada yapılan ilk müdahalenin ardından Karabük Göğüs Hastalıkları Hastanesi&8217;ne, İ.A. ise Zonguldak Göğüs Hastalıkları Hastanesine sevk edildi.
&8216;Sobadan sızan gaz zehirledi&8217; başlıklı bu haber gazetemizin Çarşamba günkü sayısında yayınlandı.
Bilgisini Jandarma Asayiş bülteninden alarak yazdığımız bu haberdeki gariplik mutlaka bazılarınızın dikkatini çekmiştir.
Bartın&8217;da Göğüs Hastalıkları Hastanesi varken Amasra&8217;nın Gömü köyünde sobadan sızan gazdan zehirlenen iki kişinin il dışına sevk edilmesinin sebebi ne olabilir.
Bartın Göğüs Hastalıkları Hastanesi bugün sevk edildiği belirtilen illerden bir zamanlar hasta sevk edilen bir hastaneydi.
Ya jandarma bülteninde bir hata vardı ya da Göğüs Hastalıkları Hastanesi&8217;nin Devlet Hastanesi ile birleşme projesi hayata geçmişti.
Jandarmanın işlerinde ne kadar titiz olduğunu bildiğimiz için bültende hata olmasına ihtimal vermedik.
O zaman tek bir şık kalıyor, o da ikincisi.
İkinci şıkta da kafamızı kurcalayan şu oldu.
Göğüs Hastanesi kapansa bile Devlet Hastanesi bünyesi içinde göğüs hastalarına bakmaya devam edecekti.
Bunu geçen Nisan ve Mayıs aylarında yapılan tartışmalar sırasında yetkililer açıklamış, iktidar partisi temsilcileri de aynı doğrultuda görüş beyan etmişti.
O halde sorun neydi?
Bunu öğrenmek için bilgilerimizi tazelemekte yarar var.
Sağlık Bakanlığı Bartın&8217;da yaz aylarında kapasitesi düştüğü için verimsiz sayılan Göğüs Hastalıkları Hastanesini Devlet Hastanesi ile birleştirme kararı aldı.
Nisan ayında ortaya çıkan bu durum hastanenin kapanması anlamına geliyordu.
Gelişmeler Türk Sağlık Sen yöneticilerinin tepkisini çekti.
Sağlık İl Müdürlüğü tepkiler üzerine hastanenin kapanması ile birlikte tedavi gören hastaların Bartın Devlet Hastanesi´nde tedavi göreceklerini açıkladı.
Verem hastalarının sürekli tedavi için geldiği Batı Karadeniz Bölgesi´nin tüberküloz merkezi olan ve kış aylarında yüzde 100 kapasiteyle çalışan Bartın Göğüs Hastalıkları Hastanesi yoğun bakım ünitesi ve 104 yatak kapasitesi ile şifa dağıtan bir hastaneydi.
Türk Sağlık Sen Bartın Şube Başkanı Ziya Turhan, o dönemde yaptığı açıklamada, hastanenin kapatılmak istenmesini anlayamadıklarını, alınan karardan vazgeçilmesi gerektiğini söylemişti.
Bartın Göğüs Hastalıkları Hastanesi 1954 yılından beri tüberküloz (verem) hastalarının ve tüm maden hastalarının şifa yuvasıydı.
Ziya Turhan açıklamasında &8220;Maalesef Batı Karadeniz Bölgesine hizmet vermekte olan bu hastane Bartın Devlet Hastanesi ile birleştirilmek suretiyle kapatılmaktadır. Bu durumda hastalarımızın şimdiki gibi yeterli hizmet alamayacakları açıktır&8221; ifadesini kullanmıştı.
Hastane 104 yataklı olup, yaklaşık iki yıldan beri 6 yataklı yoğun bakım ünitesi ile hizmet veriyordu.
Bartın, aynı zamanda Göğüs Hastalıkları Hastaneleri içerisinde ilk yoğun bakım ünitesi açan hastaneydi.
Yoğun bakım ünitesi Bartın´daki yoğun bakım hastalarını il dışına gitmekten kurtarmıştı.
Hastanenin kış aylarında yataklarının tamamen dolduğunu, bazen hastalara ´Boş yatağımız yok´ dendiğini de biliyoruz.
Hastaların yatarak tedavileri en az 2-3 hafta sürüyordu.
Devlet Hastanesi ile birleştirildiğinde göğüs hastalarına bu sayıda yatak tahsis edilecek mi ve bu kadar süre ile yatmalarına imkan olacak mıydı?
Özellikle köylerimizde bulunan imkanları sınırlı maden emeklisi göğüs hastalarımız nasıl tedavi olacaklardı?
Bartın&8217;dan Karabük ve Zonguldak&8217;a yapılan sevkler, o zaman cevabını bulmayan bu soruların cevabı mıydı yoksa?
Bartın Göğüs Hastalıkları Hastanesi aynı zamanda tüberküloz hastalığı açısından bölge hastanesi olarak hizmet vermekteydi.
Karabük, Kastamonu, Zonguldak ve Bartın ve ilçelerindeki tüberküloz hastalarının tedavileri burada yapılmaktaydı.
Sendikanın açıklamasından bir hatırlatma &8220;Bu kadar önem arz eden bir branş hastanesini kalite yükseltmek ve mevcut kaynakları verimli kullanmak adına Devlet Hastanesi ile birleştirmek hastalar açısından hiçbir fayda sağlamayacak, aksine zararı olacaktır.
Sağlık Bakanlığı hastanenin 1. basamak yoğun bakım hizmeti verdiğini de gerekçe göstermektedir. Kendilerine bağlı olan Göğüs Hastalıkları Hastanemizin yoğun bakım ünitesi 2. basamaktır ve birleştirmek istedikleri Devlet Hastanemizin yoğun bakım ünitesi ile aynı seviyededir"
Sağlık Müdürlüğünün açıklamasını da şöyle hatırlatalım: &8220;Göğüs Hastalıkları Hastanesi, Devlet Hastanesi ile birleşmesiyle kapanmayacak aksine, Göğüs Hastanesi´ndeki hastalara aynı şekilde bakılmaya devam edecek&8221;
Mayıs ayında yapılan açıklamalar böyleydi.
Aralık ayındayız ve il dışına sevkler yapılıyor.
Neden acaba?
Gazetecilik meslek mi, iş mi?
Gazetecilik iştir.
Mesleğin belli kuralları vardır, onlara uyulmadığı zaman müeyyidesi, önlemi alınır. Bütün dünyada böyle.
İtalya&8217;da bir gazetecinin yayın yönetmeninin yardımcısı İtalyan Askeri polisiyle bilgi alışverişinde bulunduğu için altı ay meslekten men edilmiştir.
Tabi ben Türkiye için konuşuyorum.
Zaten bunu da bir eleştiri olarak kullanıyorum.
Temel ilke olarak belirlemiş değilim. Gazetecilik meslek olsa tavernadaki şarkıcıya gel köşe yazarı ol denmez.
Bu sözler gazeteci büyümüz, değerli ağabeyimiz Hasan Pulur&8217;a ait.
Pulur, &8220;Olaylar ve İnsanların peşinde bir ömür&8221; isimli yeni kitabını Milliyet&8217;ten Filiz Aygündüz&8217;e anlatırken böyle konuşuyor.
Kitabında gazetecilik meslek değildir diyen Pulur, böyle tanımlıyor gazeteciliği.
Pular&8217;a göre şarkıcı yeteneği olsa ve yazı yazmayı sevse de yazı yazar ama mesleğin adını kullanamaz, ben gazeteciyim diyemez. Ben buna itiraz ediyorum. Bu meslek biraz da eski lonca usulüdür, çırak kalfa ilişkisine dayanır.
Irak işgali için şarkıcı nimet hanım görüşünü şöyle açıkladı, bu yazının altına girer. Şarkıcı Nimet her zaman görüşünü bildirebilir.
Şarkıcı Nimet hanımın köşesi olursa böyle olur. Gazetecilikte bazı kurallar vardır, dürüst olmak dostlarınla ilişkilerini oraya yansıtmamak, soracağın soruların nereden başlayıp nereye gideceğini bilmek gibi&8230;
Bunları bilmeden yazdığın zaman bana göre gazetecilik olmuyor. Ben kimse için yazmasın demiyorum. Ama gazeteciliğe hevesli misin, o zaman işin mutfağına gir, biraz incele, oku, bu mesleğin tarihini öğren.
Berber kalfası berberler cemiyetinde sınava giriyor, saç kesebilir diye ruhsat alıyor. Bir avukat stajdan sonra barodan ruhsat alıyor.
Hepsinin denetim altında olması gerekiyor. Bir takım anketler yapılıyor, en itibarsız iş grubu içinde gazetecilik anılıyor&8221;
Pulur, gazeteciliğin başı boşluğuna, yol geçen hanına benzeyen durumuna dikkat çekiyor.
Hiçbir kritere, ölçüye bakılmıyor. Yani gazeteciliğe başlamak için ruhsat gerekmiyor.
Gazete açmak için lazım ama gazeteci olmak için değil.
Önüne gelen, anasına darılan, eline kalem alıp boynuna bir fotoğraf makinesi takan gazeteciyim diye sokağa çıkıyor, bu işte rahatlıkla boy gösterebiliyor.
Ondan sonra da gazetecilik anketlerde en itibarsız iş grubu olarak çıkıyor.
Çıkmasaydı şaşardık.