Gördüler.
Beğendiler.
Tanıdıkça sevdiler.
İş; Allah'ın emri, peygamberin kavliyle devam etti.
Herkes razı.
Gençler mutlu.
Gün geldi çattı.
İşin ucu evliliğe vardı.
Mütevazı bir düğünle evlendiler.
İki gönül bir olunca...
Düğünün şanı...
Şöhreti...
Süresi...
Bir anlam taşımıyordu.
Öyle de oldu.
İlk günler iyi gitti.
Balım-peteğim.
Biz de "cicim ayları" derler.
Geldi geçti cicim ayları...
Sonra...
Güzellik perdesi aralandı.
Tahammülsüzlükler...
Farklılıklar...
Kendini göstermeye başladı.
Anlayış gösterilen davranışlar.
Uyarılar ile durdurulmaya çalışıldı.
Evlilik yolculuğunun ilk yokuşu karşılarına çıkmaya başladı.
Artık hayal ettikleri evlilikten uzaklaşmaya başladıklarını anladılar.
[*] [*] [*] [*]
Birbirlerini seviyorlardı.
Evlenmeden önce...
Çok mektup yazdılar.
Sevgiye dair.
Aşka dair çok söz söylediler.
Dil döktüler.
Çocukların...
Yokluk içerisinde kurulan...
İçinde yokluk olan.
Ancak paylaşım olan...
Sevgi olan.
Muhabbet olan evin hayalini kurmuşlardı.
[*] [*] [*] [*]
Şimdi öyle mi?
Hayallerinde daha iyi imkanları vardı.
Bir çay...
Bir simit...
Bir dilim ekmeği bölüşmek için söz vermişlerdi.
Yeter ki, birlikte olmak vardı işin ucunda.
Ancak gelinen nokta...
Şu anki halleri öyle mi?
İmkanlar daha geniş.
Orta halli bir yuva kurmuşlardı.
Yokluktan öte...
Varlığın huzursuzluğu mu çöktü bu yuvanın üzerine?
Küçük söz...
Ufak bir hadise...
Saman alevi gibi parlayan ufak olaylar.
Artık çekilmez oldu...
Dayanamıyorlar.
Seviyorlar.
Ama sevdiklerine tahammül edemiyorlar.
[*] [*] [*] [*]
Bir akşamüzeri...
İncir çekirdeğini doldurmayacak bir söz.
Bir davranış.
Ortalık yangın yerine döndü.
Sakinleştiler.
Oturdular.
Karar verdiler.
Kırmaktansa...
Yıkmaktansa ortalığı...
Ayrılmak.
Allah'ın en sevmediği helal davranışı yerine getirmek.
Gönül boşanmayı istemiyor.
Akıl bu yolu gösteriyor.
[*] [*] [*] [*]
Konuşurken...
Bir fikir çıktı ortaya...
- Bahçeye bir ağaç dikelim.
Eğer bu ağaç üç ay içinde kurursa boşanalım.
Kurumazsa bu fikri bir daha konuşalım.
Düşünelim.
Hatta boşanmayı aklımızdan bile geçirmeyelim.
Bu süre zarfında da ayrı odalarda kalalım.
Fikri birlikte oluşturdular.
Geliştirdiler.
Ertesi gün gidip bir meyve fidanı aldılar.
Bahçeye diktiler.
Aradan biraz zaman geçti.
Fidan yeşeriyor.
Bir gece bahçede fidanın yanı başında karşılaştılar.
İkisinin elinde de bir ibrik su vardı.
[*] [*] [*] [*]
Katlanmak zor...
Zor geliyorsa hayat...
Başka açıdan bakmak gerekir.
Ayrılmak zorsa...
Katlanmak kaçınılmazdır.
Sevgi ve muhabbet nazarıyla bakmak gerekir hayata.
[*] [*] [*] [*]
Eşimize...
İşimize...
Şehrimize...
Yoksa...
İlk zorda...
İlk yokuşta geri dönmek isteriz.
Biz hep yazıyoruz ya...
Bizim gidecek başka yerimiz yok.
Dirimiz de, ölümüz de burada kalacak.
Mezar yeri burada olmayanlar bizi yönetmesin.
Bütün mesele bu...
Kim Zonguldaklı?
Kim değil?
Bir de bu açıdan bakın...