Zonguldak İl Genel Meclisi Başkanlığı seçimi geride kaldı ama bıraktığı tablo hiç hoş değil!
Yıllardır bu meclisi takip eden bir gazeteci olarak açıkça söyleyebilirim ki; böyle bir gerginlik, böyle bir tahammülsüzlük daha önce görülmedi.
Siyaset, tartışma işidir.
Evet...
Ama öfke, bağırış ve adeta kavga atmosferi siyasetin doğasına değil, zaafına işaret eder.
AK Partili ve CHP’li üyelerin geldiği nokta, “kazanmak için her şey mübah” anlayışının ne kadar tehlikeli bir hale büründüğünü gösterdi.
Salondaki yoğun güvenlik önlemleri ise, ayrı bir soru işareti.
Her seçimde tedbir alınır, bu normal. Ancak bu kez jandarmanın bu denli ön planda olması, ortamın ne kadar gerildiğinin açık bir göstergesiydi. Üstelik içeride kadın siyasetçiler ve gazeteciler varken…
Olası bir müdahalenin yaratacağı tabloyu düşünmek bile istemez insan!
Asıl mesele şu...
Zonguldak, küçük bir şehir.
Bugün o salonda karşı karşıya gelenler, yarın Gazipaşa’da, sokakta, bir etkinlikte yine yüz yüze gelecek.
Siyaset geçer ama kırılan ilişkiler kolay onarılmaz.
Görünen o ki, bu seçim sadece bir başkan belirlemedi. Aynı zamanda Zonguldak siyasetinde yeni bir kırılmanın da kapısını araladı.
Bundan sonra kim, kimin yüzüne, nasıl bakacak?
Vali Bey seçim tutanağını imzalayacak mı?
İl Genel Meclisi Başkanlığı seçiminde 32 üye oy kullandı.
AK Parti 15, CHP 14 oy aldı.
Oylamada yapılan harf hataları seçimin gidişatını değiştirdi.
Deyim yerindeyse ortalığı karıştırdı!
Hayrettin Kartal'a 2...
Necdet Karaveli'ye 1 yanlış isim yazılması nedeniyle 3 oy geçersiz sayıldı.
Eğer harflere takınılmasaydı, seçim 16-16 berabere bitecekti.
İş, kura çekimine kalacaktı.
CHP'liler bir önceki seçimin hezimetiyle, yenilginin öfkesiyle kurulu bir şekilde geldiler.
Çünkü içlerinde hala bir güvensizlik vardı!
CHP'liler "yine fire vereceğiz" diye korkarken, harf hatalarıyla seçimi kaybettiler!
AK Partililer, seçimi kazandıklarını ilan ettiler.
Vali Osman Hacıbektaşoğlu, seçim tutanağını imzalayacak mı?
Yoksa yeni bir seçim yapılacak mı?
Takipçisi olacağız.
Bu CHP'liler ne yemiş böyle!
İl Genel Meclisi Başkanlığı seçiminin ardından yaşananları düşündükçe, gülmek de geliyor içimden.
Sonuca itiraz eden CHP’liler, kürsü nöbeti tutarak meclis salonuna kendilerini kapattı.
AK Partilileri içeri almadılar.
Salona girmek isteyen AK Partililer kapıda kaldı. Bırakın girmeyi, kapı adeta yüzlerine kapandı.
"Demokrasi" dediğimiz şey, kapıları kapatmak değil; tam tersine, o kapıları sonuna kadar açık tutabilmektir.
O CHP’lilerde ne güç var?
Nedir bu kararlılık, bu direnç?
“Ne yedirdiler size kardeşim?” diye sormadan edemiyor insan.
Bu güç nereden geliyor?
Bu güç, uzlaşma için mi ayrışmayı derinleştirmek için mi kullanıldı?
Bugün kapanan o kapılar, yarın kimsenin yüzüne açılmayabilir!