Uyum sürecinde bizi kendisine uydurmak bahanesiyle olmayacak şeyler de isteyerek işi yokuşa süren Avrupa Birliği, Fransa-İrlanda maçı ile bir sınav verdi.


Bu sınav dürüstlük sınavıydı.


Türkiye&[#]8217;ye hak, hukuk, ahlak, özgürlük, laiklik, doğruluk, dürüstlük taslayan, dile ve dine de karışan, en ufak bir ihlalde görüş beyan ederek tepki gösteren topluluk üyesi olan iki ülkenin Güney Afrika&[#]8217;da yapılacak Dünya Kupası maçlarına katılacak son takımlar arasına girmek için yaptığı baraj maçında yaşanan skandalı duymadı, görmedi, bilmedi.


Grupta Türkiye&[#]8217;yi geçip ikinci olan ve baraj maçı oynamaya hak kazanan Bosna, Portekiz&[#]8217;e kaybederek elenirken, İrlanda&[#]8217;da oynanan ilk maçı tek golle kazanan Fransa 90 dakikayı aynı skorla kaybetti.


Maçın uzatma dakikalarında Fransa&[#]8217;nın bulduğu golün iptali gerekirken hakemin orta sahayı göstermesi İrlanda için çok büyük yıkım olurken, futbol tarihine de kara bir leke sürülüyordu.


Kaybeden sadece İrlanda ve futbol değil doğruluk ve dürüstlük de kaybetmişti.


Bu sonuç İrlanda&[#]8217;yı ayağa kaldırdı.


Haksız yere elenen İrlanda&[#]8217;da haklı olarak yer yerinden oynadı.


Fransızlar da genelde bu konuya Fransız kaldı.


Fransa&[#]8217;da bazıları İrlanda&[#]8217;nın haksızlığa uğradığını söyleyip üzüldüğünü söylese de birçok kişi futbolda böyle şeyler olabileceğini söyleyerek bunun normal olduğunu savunuyordu.


Pozisyon açık ve netti.


Herkes gördü: Fransız futbolcu maç İrlanda&[#]8217;nın üstünlüğü ile devam ederken kale direğinin dibine doğru gelen topu eliyle düzeltti, önüne düşürdü, ayağının dışıyla ortaya çevirdi, gol oldu.


Pozisyonda topun ele çarpması diye bir şey yok, resmen el topa çarpıyor ve hakem bunu görmüyordu.


İşin garip tarafı orta hakemin görmediği eli yan hakem de görmemişti.


Hadi iki hakem görmedi diğer hakemlerde mi görmedi?


Biliyorsunuz hakem sayısı artırıldı.


Hataları en aza indirmek amacıyla kale arkasında da birer hakem görevlendirildi.


Bir orta, iki yan hakem, bir yedek hakem, iki kale arkası hakemi derken sayı 6&[#]8217;ya çıktı.


Bir futbol maçında artık Bartın&[#]8217;daki günlük gazete sayısı kadar hakem var.


6 değil 16 olsa yine olmaz.


Bana göre en iyi çözüm basketboldaki gibi masa hakemliği sistemi.


Maç videoya alınacak, hata oldu mu pozisyon orta hakeme gösterilecek ve hatalı pozisyon birkaç dakikalık değerlendirmenin ardından hemen iptal edilecek.


Tek çözüm bu.


Bu çözümü daha önce de dile getirmiştim.


UEFA Başkanı Platini&[#]8217;de benden sonra buna benzer bir öneride bulundu.


Daha önce başka bir dünya kupası maçında Maradona&[#]8217;nın eliyle attığı bir gol vardı.


Elle kolla atılan gollere lig maçlarında da rastlanıyor.


Bu şekilde canı yanan, hakkı yenen çok takım var.


Benim dürüstlük anlayışıma göre Fransa-İrlanda maçının tekrar edilmesi gerekirdi.


Ben Fransa&[#]8217;nın yerinde olsaydım maçın yeniden oynanmasını isterdim.


Bu davranış Fransa&[#]8217;yı dünyanın gözünde yüceltir ve Fransızlara acayip puan kazandırırdı.


Ama Fransa böyle yapmak yerine amaca ulaşmak için her yolu mubah sayan bir davranış içinde.


Fransa kötü örnek oluyor.


Spor ahlakı yerle bir oluyor.


Futbolda ve hayatın birçok alanında yaşanan dejenerasyona, yozlaşmaya katkıda bulunuyor.


Ülkeleri yer değiştirseydik ve Fransa&[#]8217;nın yerinde İrlanda olsaydı, İrlanda maçı bu şekilde kazandıktan sonra tekrarını ister miydi?


Hiç sanmıyorum.


Canı yandı bağırıyor ama aynı şeyi kendisi de yapardı.


Bakın bizde &[#]8220;Susurluk&[#]8221; olayından sonra temiz toplum için bir dakika karanlık eylemleri yapıldı.


Bu eylemler günlerce sürdü.


İnsanlar ellerinde mumlarla sokaklara çıkarak, evlerindeki işyerlerindeki ışıkları kapatıp açarak temiz toplum istedi.


Temiz toplum, dürüst toplum sadece Türkiye&[#]8217;nin değil dünyanın da özlemi.


İşte Fransa örneği.


İşte Avrupa Birliği&[#]8217;nin nalıncı keseri gibi kendine yontan yaklaşımı.


İşte geçen hafta Almanya&[#]8217;da patlayan ve aralarında Türkiye&[#]8217;nin de bulunduğu 8 ülkede 200 maçta şike yapıldığı iddiasıyla başlatılan soruşturma.


Şike skandalları, ayarlanan maçlar, iddialarla bahislerde dönen dolaplar ve bu şekilde götürülen çuvallar dolusu paralar.


Sadece sporda değil her alanda temizliğe ihtiyaç var.


Temiz toplum için önce herkesin kapısının önünü bir güzel süpürmesi gerekiyor.


Bu Fransa için de böyle, Türkiye için de böyle.




Vatandaşlık semineri



Fransa&[#]8217;dan başladık Amerika&[#]8217;dan devam edelim.


Merkezi New York&[#]8217;ta bulunan Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu&[#]8217;nun (TADF) faaliyetlerini epeydir takip ediyorum.


Dernek Başkanı Kaya Boztepe sağolsun elektronik posta ile derneğin bütün çalışmalarını aktarıyor.


Biz federasyonu ve kendisini Bartın&[#]8217;dan doğru zevkle izliyoruz.


Bilhassa kendisinin milli bayramlarda kaleme aldığı mesajlara bayılıyorum.


Mesajların hepsi özgün, belli ki kendisinin ürettiği fikirlerle yazılmış ve de oldukça anlamlı.


Federasyon izlediğim kadarıyla büyük umutlarla geldikleri Amerika&[#]8217;da ilk işleri genelde akaryakıt istasyonlarında çalışmak olan Türklerin her türlü sorununu çözmeye çalışıyor, kaynaşma, dayanışma sağlıyor, adeta bir konsolosluk veya büyükelçilik gibi hizmet veriyor.


Aldığım bilgilere göre çok güzel faaliyetler yapıyorlar.


Son faaliyetleri &[#]8220;vatandaşlık semineri&[#]8221; oldu.


Bu konuda üyelere yapılan duyuruyu gelin birlikte okuyalım:


&[#]8220;Değerli vatandaş ve soydaşlarımızın dikkatlerine;


Amerika Birleşik Devletleri´nde yaşayan Türklerin vatandaşlık başvurularında yardımcı olmak için TADF´nin başlatmış olduğu ücretsiz "Vatandaşlık seminerleri"nin ilki, Federasyonumuzun hukuk danışmanı Avukat Cahit Akbulut tarafından Güney NJ Philledelphia ve Delaware´i kapsayacak şekilde Tamca binasında 23 Kasım Pazartesi (bugün) saat 18.00´de yapılacaktır&[#]8221;


Seminerde başvuru formlarının temini, formların nasıl doldurulması gerektiği, sınav soru ve cevapları, vatandaşlık görev ve sorumlulukları gibi konularda bilgiler verilecek.


ABD&[#]8217;deki Türklerin federasyonun yarattığı bu imkandan en iyi şekilde faydalanacağını düşünüyorum.


Bir ülkeden diğerine geçişlerde ve çifte vatandaşlık durumlarında böyle bilgiler çok işe yarar.


Vatandaşlık konusu önemli.


Bu konuda sadece yurt dışında değil yurt içinde de seminerler düzenlenmeli.


Seminerlerde vatandaşlık görev ve sorumlulukları unutanlara hatırlatılmalı, bilmeyenlere öğretilmeli.


İnsanlara çevre duyarlılığı aşılanmalı.


Gördüğünü görmezden, duyduğunu duymazdan, bildiğini bilmezden gelmenin ülkeye, yöreye ve topluma zarar vereceği anlatılmalı.


Biliyorsunuz; Almanya ve bazı Avrupa ülkelerinde yere sigara veya çöp atanı ya da tüküreni gören hemen ihbar ediyor.


Çevreyi kirletenler, trafik kurallarını ihlal edenler, şüpheli şahıslar bu ülkelerde sadece Mobese&[#]8217;ye yakalanmıyor, aynı zamanda vatandaşa da yakalanıyor.


Oralarda bu davranışlara &[#]8220;vatandaşlık görevi&[#]8221; deniyor.


Bizde bu ihbarları yapanlara muhbir veya ispiyoncu ya da polis ajanı deniyor.


&[#]8220;Bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyeti&[#]8221; var oldukça işimiz zor.


Bu zihniyetin değişmesi gerekiyor.


Eskiden okullarda &[#]8220;Vatandaşlık dersi&[#]8221; varmış.


Bu dersi boşuna koymamışlardır herhalde.


Vatandaşlık konusu önemli.


Seminerler ve derslerle konunun üzerinde durulmalı.