Dün; ´112´ye doktor bulamamışlar´ demiştim.
İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde bulunan 112 Şube Müdürlüğü görevine Atatürk Devlet Hastanesi sağlık memurlarından Barış Fidan´ın getirilmiş olmasının haber yapılma ve yorumlanmasından rahatsız olanlar oldu.
Dolayısıyla haberin arkasında bir kasıt olduğu yönünde pazarlamacılığa soyunanlar da görev başındaydı.
Atamanın gerekçesine ilişkin daha sağlıklı şekilde bilgilendirme yarışına girenler de vardı.
Hepsini dinledim.
Haberin ve yorumun fotokopi ile çoğaltılıp sendikalar arası savaşta propaganda amaçlı olduğunu da öğrendim.
Bu da pek hoş değil.
Ana fikir 112´nin başına bir doktorun atanması gerekirken neden sağlık memuru statüsünde birinsin atandığıydı.
Doktorların burada görev almak istemedikleri için bir anlamda mecbur kalınmış.
112´de müdür olan kimse önemli bir gelir kaybı söz konusu.
Döner sermaye gelirleri başta.
Dolayısıyla kimse 112´nin başına müdür olmak istememiş.
İl Sağlık Müdürü Murat İlikhan´da bu işe gönüllü olan Barış Fidan´ı Valilik oluru ile görevlendirmiş.
Barış Fidan da aylık 300 lira gibi bir kaybı olmasına karşın bu görevi kabul etmiş.
15 yılı aşkın acil servis deneyimi var.
Barış Fidan´a haksızlık ettiğimi düşünen çok sayıda kişiyi dinledikten sonra gerçekten ´haksızlık mı yaptım?´ diye düşündüm.
Hemen hemen herkes Barış Fidan´ın sevk ve idare konusunda çok başarılı olduğunu söyledi.
Bu görevi de başarıyla yapabileceğini söyleyen çok oldu.
Bunu bende biliyor ve takdir ediyorum.
Ben de hakkında olumsuz bir şey duymadım.
Zaten eleştirilerim de Barış Fidan´a değildi.
İl Sağlık Müdürü Murat İlikhan´aydı.
Arayanların hemen hemen hepsinin unuttuğu bir gerçek var.
112´nin hizmetleriyle ilgili sık sık tartışmalar olur.
Bizler bunlara çok tanık oluruz.
Yarın öbür gün 112 ile ilgili bir sıkıntı yaşandığında ilk sorgulanacak olan, ortaya atılacak olan isim Barış Fidan´dır.
Topun ağzına Barış Fidan´ı koyacaklar.
Kaldı ki yasa ´112´nin başında hekim olmalı´ diyorsa işte o gün başka bir tartışma ve suçlama başlayacak.
Öte yandan asıl sorun sendikaların hastaneleri hesaplaşma arenalarına dönüştürmüş olması.
Hoşgörü sınırlarını zorlayan bu rekabetin gidişatı iyi değil.
Barış Fidan´a bir özür borcum var.
O da mezuniyetiyle ilgili.
Fidan, veterinerlik mezunu değil, laboratuar teknikerliği mezunuymuş.
İl Sağlık Müdürü Murat İlikhan´a gelince.
Yıllardır sendikalar tarafından orasından burasından çekiştirilen bir isim.
Ama bütün bunlara rağmen görevde kalmayı başardı.
Bu durumun onu da çok rahatsız ettiğini biliyorum. Bu durumda yönetmelik beni değil kendisini bağlıyor.
Öte yandan İlikhan´ın yapması gereken ilk iş sendikaların temsilcilerini ayda bir, biraraya getirerek hastane ve sağlık kuruluşlarındaki sendikal kavgaları sona erdirmektir.
Huzursuzluk artıyor.
İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde bulunan 112 Şube Müdürlüğü görevine Atatürk Devlet Hastanesi sağlık memurlarından Barış Fidan´ın getirilmiş olmasının haber yapılma ve yorumlanmasından rahatsız olanlar oldu.
Dolayısıyla haberin arkasında bir kasıt olduğu yönünde pazarlamacılığa soyunanlar da görev başındaydı.
Atamanın gerekçesine ilişkin daha sağlıklı şekilde bilgilendirme yarışına girenler de vardı.
Hepsini dinledim.
Haberin ve yorumun fotokopi ile çoğaltılıp sendikalar arası savaşta propaganda amaçlı olduğunu da öğrendim.
Bu da pek hoş değil.
Ana fikir 112´nin başına bir doktorun atanması gerekirken neden sağlık memuru statüsünde birinsin atandığıydı.
Doktorların burada görev almak istemedikleri için bir anlamda mecbur kalınmış.
112´de müdür olan kimse önemli bir gelir kaybı söz konusu.
Döner sermaye gelirleri başta.
Dolayısıyla kimse 112´nin başına müdür olmak istememiş.
İl Sağlık Müdürü Murat İlikhan´da bu işe gönüllü olan Barış Fidan´ı Valilik oluru ile görevlendirmiş.
Barış Fidan da aylık 300 lira gibi bir kaybı olmasına karşın bu görevi kabul etmiş.
15 yılı aşkın acil servis deneyimi var.
Barış Fidan´a haksızlık ettiğimi düşünen çok sayıda kişiyi dinledikten sonra gerçekten ´haksızlık mı yaptım?´ diye düşündüm.
Hemen hemen herkes Barış Fidan´ın sevk ve idare konusunda çok başarılı olduğunu söyledi.
Bu görevi de başarıyla yapabileceğini söyleyen çok oldu.
Bunu bende biliyor ve takdir ediyorum.
Ben de hakkında olumsuz bir şey duymadım.
Zaten eleştirilerim de Barış Fidan´a değildi.
İl Sağlık Müdürü Murat İlikhan´aydı.
Arayanların hemen hemen hepsinin unuttuğu bir gerçek var.
112´nin hizmetleriyle ilgili sık sık tartışmalar olur.
Bizler bunlara çok tanık oluruz.
Yarın öbür gün 112 ile ilgili bir sıkıntı yaşandığında ilk sorgulanacak olan, ortaya atılacak olan isim Barış Fidan´dır.
Topun ağzına Barış Fidan´ı koyacaklar.
Kaldı ki yasa ´112´nin başında hekim olmalı´ diyorsa işte o gün başka bir tartışma ve suçlama başlayacak.
Öte yandan asıl sorun sendikaların hastaneleri hesaplaşma arenalarına dönüştürmüş olması.
Hoşgörü sınırlarını zorlayan bu rekabetin gidişatı iyi değil.
Barış Fidan´a bir özür borcum var.
O da mezuniyetiyle ilgili.
Fidan, veterinerlik mezunu değil, laboratuar teknikerliği mezunuymuş.
İl Sağlık Müdürü Murat İlikhan´a gelince.
Yıllardır sendikalar tarafından orasından burasından çekiştirilen bir isim.
Ama bütün bunlara rağmen görevde kalmayı başardı.
Bu durumun onu da çok rahatsız ettiğini biliyorum. Bu durumda yönetmelik beni değil kendisini bağlıyor.
Öte yandan İlikhan´ın yapması gereken ilk iş sendikaların temsilcilerini ayda bir, biraraya getirerek hastane ve sağlık kuruluşlarındaki sendikal kavgaları sona erdirmektir.
Huzursuzluk artıyor.
Boş konuşanlar
Bazen çok çaba sarf ediyoruz.
Bir haberi yazarken, yorumlarken Zonguldak adına güzel gelişmeler olması için hayaller kuruyoruz.
Gazetecilik görevi dışında kentin huzur ve geleceği için kavga veriyoruz.
Sonra bakıyoruz.
Bazen her şey boş.
Siyasetçiler, yerel yöneticiler düzenin geldiği gibi gitmesini istiyor.
Zonguldak böyle adam olmaz.
Olmayacakta.
Kendi kendine yalan söylemekten, o yalanlarla mutlu olmaktan vazgeçmeyen Zonguldaklı hiçbir şeyi değiştiremez.
Konuşmaya gelince herkes konuşuyor.
İcraata gelince kaç kişi kalıyor.
Bir haberi yazarken, yorumlarken Zonguldak adına güzel gelişmeler olması için hayaller kuruyoruz.
Gazetecilik görevi dışında kentin huzur ve geleceği için kavga veriyoruz.
Sonra bakıyoruz.
Bazen her şey boş.
Siyasetçiler, yerel yöneticiler düzenin geldiği gibi gitmesini istiyor.
Zonguldak böyle adam olmaz.
Olmayacakta.
Kendi kendine yalan söylemekten, o yalanlarla mutlu olmaktan vazgeçmeyen Zonguldaklı hiçbir şeyi değiştiremez.
Konuşmaya gelince herkes konuşuyor.
İcraata gelince kaç kişi kalıyor.
Uçaklar alçaktan geçsin!
Uçak seferleri için toplanın
Zonguldak- Trabzon ve Zonguldak-İzmir -Antalya güzergahında havayolu taşımacılığının yapılması için toplumsal tepki gerekiyor.
Artvinliler Derneği´nin çıkışının ardından Trabzonlular ve diğer derneklerin henüz sesleri çıkmadı.
Zonguldak bu kafayla Ay´a da yürüyerek gitmeye çalışır
Zonguldaklı hala Çaycuma Havaalanı´na uçağın inebildiğine inanamıyor.
Bu yüzden Almanya´yadan gelen uçağın Ereğli ve Zonguldak üzerinden alçaktan geçmesi gerekir.
Böylece Zonguldaklıların hayal kurma yetenekleri biraz daha gelişir!
Zonguldak- Trabzon ve Zonguldak-İzmir -Antalya güzergahında havayolu taşımacılığının yapılması için toplumsal tepki gerekiyor.
Artvinliler Derneği´nin çıkışının ardından Trabzonlular ve diğer derneklerin henüz sesleri çıkmadı.
Zonguldak bu kafayla Ay´a da yürüyerek gitmeye çalışır
Zonguldaklı hala Çaycuma Havaalanı´na uçağın inebildiğine inanamıyor.
Bu yüzden Almanya´yadan gelen uçağın Ereğli ve Zonguldak üzerinden alçaktan geçmesi gerekir.
Böylece Zonguldaklıların hayal kurma yetenekleri biraz daha gelişir!