Birlik beraberliğin zayıf olduğu yerlerde toplumsal konulara duyarlılık da zayıf oluyor.
Zamanında bir araya gelip de Çimento Fabrikasını alamayan, Yaprak A.Ş.&[#]8217;yi yaşatamayan, Bartınspor&[#]8217;u 12 sezondur 3. lige çıkaramayan ve daha böyle çok örneği bulunan Bartın&[#]8217;da bunun son örneğini afet konusunda düzenlenen eğitim çalışmalarında gördük.
Birinci derece deprem ve sel bölgesinde olmamıza rağmen İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün okullarda vatandaşlara yönelik olarak düzenlediği eğitim ve bilgilendirme toplantıları katılım olmadığı için yapılamıyor.
Her gün iki toplantı halinde 23 Haziran-2 Temmuz tarihleri arasında planlanan programa şu ana kadar ilgi gösteren çıkmadı.
Bir önceki yazımda bu durumu eleştirmiş ve nerede bu millet diye sormuştum.
Milleti halen daha bulamadık.
Yazılarımız bu konuda etkili değil demek ki.
Sakalımız yok ki sözümüz geçsin.
Alışkanlıkları değiştirmek kolay değil tabi.
Hadi bizimkiler özel yazılar.
Müdürlükten Vali Bey&[#]8217;in onayı ile muhtarlara yazılan resmi yazıların da etkisi olmadı.
15 mahalleyi kapsayan eğitim çalışmalarına muhtarlar ve azaları da katılmadı.
İmam şey yaparsa cemaat ne yapmaz misali muhtarlar vatandaşlara kötü örnek olmuşlar.
Bizim yazılarımız, muhtarlara yazılan yazılar bir yana hoparlörden yapılan anonslar da işe yaramadı.
Her gün yarın falan okulda eğitim çalışması var diye ilanlar yapıldı.
Demek ki bu ilanları da kimse duymadı.
Ya da duydular duymazdan geldiler.
İl Afet ve Acil Durum Müdürü Sayın Nurhan Doğruöz, vatandaşları uyarmak, eğitmek ve bilgilendirmek amacıyla planladıkları eğitim çalışmaları ilgi görmediği için üzüntülü.
Muhabirimiz Hasan Çoban&[#]8217;a yaptığı açıklamada üzüntüsünü dile getirirken, muhtarların vatandaşları yönlendirmemesinden yakınıyor.
Afetin çok önemli bir konu olduğunu söyleyerek toplumdan duyarlılık bekleyen Doğruöz&[#]8217;ün şu sözleri halkın durumunu çarpıcı bir şekilde yansıtıyor:
&[#]8220;Küçücük bir afet durumu olsa insanlar nerede devlet diye ayaklanmayı biliyorlar ama kendilerinden fedakârlık edipte bir şeyler öğrenme gayreti göstermiyorlar. Gün içerisinde bir saati çok lüzumsuz şeylere ayırabiliyoruz ama nedense bir şeyler öğrenmek adına kendimizi bu tür şeylere yönlendiremiyoruz&[#]8221;
Her şeyi devletten beklemeye alışkın bir toplumdan başka ne beklenir ki.
Benim bu aşamada müftülüğümüzden bir ricam olacak:
Gerçi birçok konuda bu işi yapıyorlar ama toplumsal konulara duyarlı olunması için Cuma namazlarında vaaz verilmesi ve bu vaazın zaman zaman tekrarlanması iyi olur diye düşünüyorum.
Din görevlilerinin hem sakalları da var.
Sözleri cemaat üzerinde tesirli olur.
Bu sayede az ya da çok mutlaka bir duyarlılık oluşur.
En azından bugünkü durumumuzdan iyi olur.
Şu ana kadar düzenlenen toplantılara katılmayanlar çok şeyler kaçırdı.
Sel ve deprem gibi felaketler sırasında nasıl hareket etmemiz gerekiyor?
Bunu bilmemiz gerekiyor.
Konu hayati önem taşıyor ve biz duyarsızlık gösteriyoruz.
Doktor ayağımıza gelmiş, oralı değiliz. Olacak iş mi bu?
Bu arada bu toplantılar çevrecilerin mahallerinden de geçti.
Termik santral toplantısı olsa koşa koşa giderler.
Muhtarlar yok, vatandaşlar yok, çevreciler de yok.
Afetle yaşamayı öğrenmemiz lazım.
Son toplantılar bari kaçmasın.
Yazdığımız haber ve yorumlara kimi zaman teşekkür ve takdir alır, kimi zaman da tepki alırız.
Bu işi her ne kadar övgü, tebrik, takdir ve teşekkür almak için yapmıyorsak da bunları geri çevirmeyiz.
Böyle şeyler gazeteciyi teşvik eder, onore eder, mutlu eder, daha iyisini yapmaya zorlar.
Övülecek işleri övmek, yerilecek işleri yermek lazım.
Bizim gazetecilik anlayışımız budur, ama iyiye iyi, kötüye kötü demek sadece gazetecinin görevi değildir.
Toplum da bu ayrımı titiz bir şekilde yapmak ve bunu demek zorunda.
Gazeteci eleştirdiği gibi eleştiri de alabilir.
Bu eleştiriler olumlu da olabilir olumsuz da.
Her ikisinin de önemli bir yanı var.
Bu tepkiler okunduğunuzu ve ciddiye alındığınızı gösterir.
Eleştiri yapan gazetecinin eleştiri almayı ve bu eleştiriden ders çıkarmayı da bilmesi gerekir.
Şükürler olsun ki bunlara dikkat ediyoruz.
En çok dikkat ettiğimiz şeylerden biri de mesleğimizin etik değerleri.
Bu özelliğimiz Ticaret ve Sanayi Odası Başkanımız Sayın İsmail Toksöz&[#]8217;ün de dikkatini çekmiş.
Tarafsız ve objektif gazetecilik yaptığımızı vurgulayan Başkan Toksöz, 7 Haziran&[#]8217;da bu köşede kaleme aldığım &[#]8220;Ticaret ve Sanayi Odası Yönetimi&[#]8221; başlıklı yazımdan dolayı gazetemize gönderdiği teşekkür mektubunda gazetecilik ilkelerine ve mesleğin etik değerlerine bağlı oluşumuzdan altını çizerek söz etmiş.
Ticaret ve Sanayi Odası Başkanımızın sözleri bizim için önemli.
Meslek ilkesi ve ahlakı gazetecinin vicdanıdır, şerefidir, haysiyetidir, onurudur, namusudur.
Ne mutlu ki bize hakkımızda böyle konuşuluyor.
Allah her gazeteciye nasip etsin.
Tabi ki hak etmek şartıyla.
Elektrik kesintileri
Hatlardaki bakım onarım ve tesis yenileme çalışmalarından dolayı uzun zamandır programlı kesintilere maruz kalan Bartın&[#]8217;da arızalardan kaynaklanan ani kesintiler de sıklaşınca büyük mağduriyet yaşandı ve halen daha yaşanmaya devam ediyor.
Bu konuda sürekli yazı yazıyoruz.
Artık bıkkınlık veren kesintiler geçen hafta yapılan İl Koordinasyon Kurulu toplantısında da gündeme geldi.
Konuyu Aktif İşadamları Derneği Başkanı Birol Dikyurt açtı.
Dikyurt işadamlarının bu konuda yaşadıkları sıkıntıları dile getirdi, Başkent Elektrik A.Ş.&[#]8217;yi eleştirdi.
Vali Bey toplantıda bazı kurumların devletin hantal yapısından kurtulsun ve daha iyi, kaliteli verimli, sağlıklı, etkili hizmet versin diye özelleştirildiğini söyledi.
Toplantıda konuya açıklık getirmeye çalışan Başkent Elektrik İşletme Müdürü Mustafa Dinçer bununla yetinmedi, pazartesi günü Aktif İşadamları Derneğini ziyaret etti.
Bilgilendirme ziyaretinde ani kesintiler konuşuldu.
Müdür Dinçer, ani kesintilere hemen müdahale için Kaynarca&[#]8217;daki dağıtım merkezine gerekli olan personelin görevlendirmesini yapacaklarını söyledi.
Bu sayede arızalar daha çabuk giderilecekmiş.
Vallahi iyi olur.
Elektrikler kesilince elimiz kolumuz bağlanıyor.
İnşallah Müdür Dinçer&[#]8217;in dediği gibi olur.
Bekleyelim görelim.