Zonguldak Özel Eğitim Meslek Lisesi&[#]8217;nin içler acısı halini bilmeyen yok.
Okul İnağzı&[#]8217;nda.
Öğrencilerin yatakhaneleri, tuvaletler, öğretmenlerin odası, müdür odası aynı katta.
Müdür tüm çabasıyla daracık imkanlarda bir şeyler yapma çabasında.
Ama nafile.
Çocuklar koridorlarda fermuar çekerken, öğretmenler tıkış tıkış bir odada oturuyor.
Mutfağında farelerin gezdiği bu binada yerler ne kadar yıkansa da nafile.
Gün oluyor günde 2 defa yıkandığı oluyor.
20 öğretmen ve personelin çalıştığı okulda 80 öğrenci var.
Anlaşılan o ki herkes topu birbirine atıyor.
Müfettişler geldiği gün çok şaşırmışlar.
Ve bu şartlarda eğitim verilemeyeceğini rapor etmişler.
Öğretmenleri de bu şartlarda kaldıkları için kutlamışlar.
Yazık. Gerçekten çok yazık.
Türkiye işte bu. Zonguldak işte bu.
Hadi diyelim devletin memurları memur olarak kalmak zorunda.
Seslerini çıkartamazlar, sorunlarını anlatamazlar.
Ya bizler? Ya diğerleri?
Bu konuyu da gündemimize aldık.
Kim ne kadar ilgilenecek, kim ne kadar gerçekçi yaklaşacak izleyip göreceğiz.
Şiddeti çağrıştırmadan mecazi vurguya bugün de devam edelim.
Hani diyoruz ya; &[#]8220;Eli sopalı Vali mi istiyorsunuz?&[#]8221; diye.
Vali&[#]8217;nin eli sopalısı bir yana; halkın eline sopayı alıp bu olayı görmezden gelenleri, çözüm bulmayanları kovalaması gerekir.
Ak Parti Milletvekili Polat Türkmen Zonguldak&[#]8217;a her gelişinde evine buradan gidiyor.
Siyasiler her konuda atıp tutuyor. Ama hiçbir siyasetçi bu manzaraları görmüyor.
Halk için siyaset yaptığını söyleyen kim varsa bunları görecek.
Gösterecek. Çözüme destek olacak.
Slogan atmakla siyasetçi olunmuyor.
Çıkar için değil, halk için siyaset yapın da biz de kutlayalım.
Sayın Vali Erdal Ata&[#]8217;nın iyi niyetini biliyoruz ama bu konularda daha duyarlı olmasını bekliyoruz.
Kurumlardaki yozlaşmanın ürünü çok.
Ve ne yazık ki kentin valisi emir vermeden kriz yönetemeyen, çözüm bulamayan, çözüm üretemeyen, hatta koyun bile güdemeyen yöneticiler var. Yok diyen varsa buyursun gelsin. İspat edeyim!
Ağırıma gidiyor. Çünkü biz bu kadar basit şeyleri çözemeyecek toplumlar olmamalıyız.


Polisin &[#]8216;radar&[#]8217; levhasını kim çalmış?


Türk Hava Kurumu Zonguldak Şube Başkanı, TSO Yönetim Kurulu Üyesi ve Arayış Gazetesi İmtiyaz Sahibi Hüseyin Demirel&[#]8217;in başına gelen olay oldukça trajikomik ve ilginç.
Hüseyin Bey, Bartın&[#]8217;dan Amasra&[#]8217;ya sapar.
Trafik polisi kendisini durdurur ve radara girdiğini söyler.
Hüseyin Bey yasa gereği radar uygulamasının olduğu yerlerde uyarı levhalarının bulunma zorunluluğunu anımsatır.
Memur Bey, olduğunu söyler.
Ceza işleminin ardından Hüseyin Bey geri döner ve uyarı levhasını kontrol eder.
Levha yoktur.
Yeniden memurların yanına gelir.
Ve levhanın olmadığını hatırlatır.
Hüseyin Bey ve polis memuru levhanın olduğu belirtilen yere gider.
Levha yoktur.
Demirel, bunun üzerine memurdan; &[#]8220;Levhamızı çaldılar&[#]8221; yanıtını alır.
Polis, Hüseyin Bey&[#]8217;in uygulamada yanlışı ısrarla hatırlatması üzerine yumuşar.
Araçta bulunan &[#]8216;araç basın tabelasını&[#]8217; da görünce polis memuru hepten alttan alır.
Memur ikinci bir formül üreterek; &[#]8220;Cezanızı iptal edelim&[#]8221; der.
Demirel bunun üzerine diğer vatandaşlara yazılan haksız cezaların ne olacağını sorar.
Tabii ki tatmin edici bir yanıt alamaz.
Bu süreç sırasında makbuzdaki plakalar da dikkat çekicidir.
Radara giren araçlar arasında nedense Bartın plakalı araç yok gibidir.
Genelde Zonguldak plakalı araçlardır.
Hüseyin Bey yaşadığı şaşkınlığı böyle anlatıyor.
Bartın Emniyet Müdürü sanırım konuyla ilgilenir.
Hüseyin Bey&[#]8217;e de ulaşır.
Belki bu sayede o saatlerde ceza yiyen tüm sürücülerin cezaları affedilir.
Kuralların, kişilerin keyfine göre uygulandığı yerlerde olur böyle vakalar.
Şimdi bu komedinin sorumlusu kim?
Tabela koymayan memur da mı?
Tabelayı çalanda mı, çaldıranda mı?
Yoksa itiraz eden Hüseyin Bey&[#]8217;de mi?
Bu nedenle yola çıkacak herkesin uyarı levhasına dikkat etmesi gerekiyor.
Ama siz yine yavaş gidin.
Ne olur ne olmaz.
Biri uyarı levhasını çalmış olabilir!