Sokağa çıkıyoruz.
Köşe başlarında adamlar yer tutmuş.
Aralarında yaşça büyük olanlara denk geliyoruz.
Biri var.
Kışlık satıyor.
Bere, şapka eldiven.
Gözlerini kapatırken gördüm.
Donuyor adam soğuktan.
Belli ki işsiz.
Ama bakmak zorunda olduğu bir yuva var.
Adamı bir süre izleyince çaresizliğini görüyorsunuz.
Mecburiyetini.
Nihayetinde baba.
Çocuklar var.
Çoğumuzun &[#]8216;seyyar satıcı&[#]8217; diyerek geçtiği her insanın bir acı hayat hikayesi var aslında.
Hepimizin hayatlarının bir yakasına iliştirdiği anılar gibi.
Çoğu zaman unutulan anılar gibi.
Kimi zaman hatırlanmak istemeyen kötü günler gibi.
Dün; &[#]8220;İnsanoğlu dönüp ben nereye gidiyorum diyebilmeli&[#]8221; demiştim.
Buna; &[#]8220;Nereden geldiğini unutma&[#]8221; diye devam etmek gerekiyor.
Cümle alem sorunlu bir milletiz.
Sorunları kendimiz yaratır, sonra da çözeceğiz diye anamız ağlar.
Biraz insanlık hali, biraz aptalca işler!
Bu gidişle bu millet adam olmaz!
Kurumlar, daireler, siyaset, sokaklar nereden geldiğini unutan adamlarla dolu.
Dünü kolay unutanlar önünü göremiyor çoğu zaman.
Bakın çevrenize.
İyi bakın.
Kimler var kimler.
Bir insan her şeye sahip olabilir.
Doğal denge içinde üreten kazanacaktır.
Üreten, çalışan, çabalayan mutlaka hakkını er veya geç alacak.
Ancak bunları hazmedebilmek çok önemli.
Hazmetmesini bilmeyenlerin yapabileceği çok fazla bir şey yok.
Yaşamın tüm zevki içinde bu çirkinlikler bir bakmışsınız size sırıtmış.
Yiyecek ekmek, giyecek ayakkabı bulamayanların yanından geçerken yüreğiniz titremiyorsa insanlığınızı bir gözden geçirin.
Çünkü pek çoğumuz dün onlar gibiydik.
Bugün pek çok şeye sahip olabiliriz.
Elbette olacak.
Ancak fotoğraf başka söylüyor.
Yine sokaklara bakıyoruz.
Halk adına, kent adına, siyaset adına ortaya çıkanlara bakıyoruz.
Topluma dürüstlük, doğruluk, paylaşma duygusu aşılaması gerekenlere bakıyoruz.
Toplumun iyi niyetiyle bir yerlere gelenlere bakıyoruz.
Aralarında dününü unutan ne çok insan var.
Soruyoruz ama nafile.
Dününü unutanlardan bu topluma, bu kente ne fayda gelir?
Dününü saklayanlardan ne fayda gelir?
Gelir gelmesine.
Hava civa bin beş yüz.
Soğukta adeta donan, ayakta gözlerini kapatıp ellerini ovuşturarak umutlarını ısıtmaya çalışan seyyar satıcıdan bir farkımız yok aslında.
İnsanoğlu nereden geldiğini, nasıl geldiğini, kimlerin desteği ile geldiğini unuttuğu gün aslında bitmiştir.
Bakmayın siz o hava civa satanlara.
Ne iş yaparsanız yapın.
Ne kadar kazanırsanız kazanın.
Ne kadar itibarınız havanız olursa olsun.
Ama dünü asla unutmayın.
Dününü unutanlara dünü hatırlatma bir görevdir esasında.
Kırılan kırılsın.
Dökülen dökülsün.
Her şeyi tek başına yaptığınızı zannettiğiniz gün uçuruma yaklaşıyorsunuz demektir!
Cinayetlerin nedeni nedir?
Dün akşam saatlerinde Beycuma Beldesi Kaleoğul köyünde Nazif Kundakçı, eşi Fatma Kundakçı ve kızı Habibe
Kundakçı, evlerinde ölü bulundu. Evin içinde çok sayıda boş kovan bulundu.
Bu olaylar yeni değil.
Son dönemde peşpeşe cinayetler oluyor.
Daha geçen haftalarda Çaycuma&[#]8217;da iki kadın öldürüldü.
Televizyonlara bakıyoruz.
İstanbul&[#]8217;da öldürülen kadınlar sayfa sayfa haber oluyor.
Zonguldak&[#]8217;ta son birkaç yıldır aile içi facialar ve toplu cinayetler yaşanıyor.
Güneydoğu&[#]8217;da yaşanan töre cinayetleri ile kıyaslamıyorum.
Ama ortada anormal bir durum var.
Gördüğümüz kadarıyla cinayet nedenleri arasında cinnet, aile içi kavga, boşanma, aşk ve namus meseleleri ön planda.
Bu konuda bilimsel bir çalışma yapılabilir mi?
Kim yapar?
Bu olaylar normal mi karşılanır?
Yoksa ciddiye mi alınır?
Bunları bilmiyoruz.
Ancak ters giden bir şeyler olduğuna göre olaylar incelenmeye değer.
Köylerde gelin kaynana tartışması sonucu yaşanan cinayetler, yaralamalar ve intiharlar dikkat çekiyor.
Toplumu bozan, toplumu tetikleyen bir şeyler var.
Akla pek çok şey gelebilir.
Ancak yaşananlar normal değil.
Hiç değil&[#]8230;