Geçenlerde Devrek-Ereğli konusuna değindik.

Çok önemli bir konu daha var Devrek’te.

Gerçekten “Devrek’in Önünü Tıkayacak” bir gelişme.

Konuyu detaylarıyla araştırıyoruz.

Olacak iş değil. Daha doğrusu şaşılacak iş.

Devrek’e hizmet etmesi gerekenlerin “Devrek’in Önünü Tıkaması” kadar büyük bir yanlış olur mu?

Zonguldak’ta “Kentin Önünü Tıkayanlar” dedik.

Mücadele ettik.

“Devrek’in Önünü Tıkayanlar”la da mücadele edeceğiz.

Bu gazetenin sloganı boşu boşuna, “Kendini Değil, Kentini Düşünen Gazete” değil.

Anladınız mı şimdi?

Mektup…

“Mektup mektup içinde/Mektup zarfın içinde/Bu arkadaşlar bir şey saklıyor/Sarı zarfın içinde” tekerleme böyle. Ama işin aslı da böyle... Kızılca kıyametin kopması yakın. Titrek eller tetikte… Meğer o mektubu… Meğer o mektup… Belki de o mektup... O havale… Allah’a havale…

Kıssadan Hisse: Umutsuz olmayın…

Hayata küsme hakkınız yoktur... Neden böylesine mutsuzsunuz?.. Nasıl bu denli karamsar olabiliyorsunuz?.. Belki işinizden memnun değilsiniz, belki çevrenizden... Ya da kendinizi beğenmiyorsunuz... Oysa... Öylesine değerlisiniz ki. Örneğin gözleriniz... Gözlerinizi kaça satarsınız? 1 milyon?.. 2 milyon?.. 5 milyon?.. Satarsınız... İşte zenginsiniz... Ama... Bu servetle erişeceğiniz dünyayı görmedikten sonra, paranın bir değeri var mı?.. Ya da derdiniz para değil... Başarı ve saygınlık... Size gözlerinizin karşılığında bulunduğunuz şirketin genel müdürlüğünü verseler, kabul eder misiniz? Cevabınız, “Hayır” değil mi? O halde siz; aslında hem zengin, hem başarılısınız. Yeter ki, Allah’ın size verdiği bu değerlerin bilincinde olun. Bunları görebileceğiniz bir başarı için hayata geçiriniz. O halde... Asla umutsuzluk yok... (Alıntıdır)

Günün Fıkrası: Hani!

İki katlı ve garajlı bir evde oturan ailenin biri, tam yatmaya hazırlanırken karısı, kocasına, "Garajda hırsız var" der. Adam, camdan sessizce dışarı bakar, garajın ışığını açar. İki kişi eşyalardan bazılarını taşımaktalar. Adam: "Evet. Dışarıda iki kişi var, bizim eşyaları çalıyorlar."

Bunun üzerine hemen polise telefon ederek, "Alo memur bey, şu anda bizim bahçede iki hırsız var ve garajdaki eşyalarımızı çalıyorlar. Acele araba gönderin" der. Bunun üzerine polis, "Evin içindeler mi?" diye sorunca, adam, "Hayır, garajdalar" der. Polis: "Tamam o zaman, içerden kapıları iyi kilitleyin, ses yapmadan evde bekleyin. Eğer zamanımız ve arabamız olursa, göndeririz, çünkü şu anda hepsi meşgul."

Adam telefonu kapatır ve yüze kadar saymaya başlar. Saydıktan sonra tekrar polise telefon eder, "Biraz önce size ‘evimde hırsız var’ diye telefon etmiştim. İkisini de vurdum" der ve telefonu kapatır. İki dakika geçmeden bir sürü polis arabası ve bir de ambulans gelir ve hırsızları suçüstü yakalarlar. Memurun biri adama yanaşır: "Hani ‘adamları vurdum’ demiştiniz? "

Bunun üzerine adam da: "Hani siz de ‘şu anda arabamız yok’ demiştiniz!"

Günün Sözü:

Çocuklarınıza zengin olmayı değil, mutlu olmayı öğretin! Böylece hayatları boyunca sahip oldukları şeylerin fiyatını değil, kıymetini bilirler.

Anonim