Devrek´ten çok önemli iki konu geldi.


Bir resmi kurumla ilgili.


Konuyla ilgili araştırmalarımız sürüyor.


Vatandaştan gelen bilgiler insanı şok ediyor.


Esnaftan malzeme alınmış.


Bir bina yapılmış.


Esnaf verdiği malın parasını istemiş.


Müdür Bey demiş ki: "Ne parası, siz bunları bağış yapmadınız mı?"


Esnaf demiş ki: "Ne bağışı, demirin, çimentonun bağışı mı olur. Alırken öyle demediniz."


O kuruma malzeme faturası kesilmiş.


Birileri gelmiş, fatura karlığını kredi kartıyla ödemiş.


Fatura devletin kurumunda.


Hesabı ödeyen bir başka kişi.


Garip bir durum değil mi?


Sadece bu değil.


Bir konu daha var.


O konu mahkemeye de intikal etti.


Onu da yazacağım.


Vatandaşın emanetine nasıl hıyanet edilmiş, hep birlikte soracağız.


Daha önce de karışık, buruşun para-pul işleri olduydu.


Yeni bilgi ve belgeler bekliyorum.


Bu konuyu sizlerle paylayacağım.


Haberiniz olsun. Nasıl olsa, bina orada.


Yıkamazlar&[#]8230;



Özde sevgi, sözde sevgi&[#]8230;


Bugün yine kısacık, sıcacık bir öykü buldum sizler için.


Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?" Bakın göstereyim demiş, ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış.


Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. "Ermiş bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. Peki demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.


Bunun üzerine şimdi demiş ermiş, sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyurun" deyince, her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içirmiş.


Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan işte demiş ermiş, ´kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz ve şunu da unutmayın, gerçek pazarında alan değil, veren kazançtadır daima.



Fıkra&[#]8230;


ŞARTMİDUR


Bir gün Temelle Dursun otururlarken Temel Dursun´a;


-"Ula uşağum ben politikaci olacağum" demiş.


Dursun Temel´e dönüp;


-"Sen delimusun ki politikaci olacaksun.."


Temel Dursun a dönüp:


-"Şart midur??"