Türk’ün aklının ne zaman başına geldiği malumunuz.

Mersin’in Tarsus ilçesinde yaşanan cinayetin ardından Türkiye, birden bire kadın cinayetlerini hatırladı!

Bugüne kadar bu konuda sesini duyurmaya çalışanların seslerini duymazdan gelenler dikkat buyurdu.

Özgecan Aslan, ayıbımızı yüzümüze vurup öyle gitti.

Mersin’de yaşanan Özgecan Aslan cinayeti, bizlere iki yıl önce Ereğli ilçemizde yaşanan bir başka kadın cinayetini hatırlattı.

Daha 2 yıl önce Ereğli’de Gizem Tunç adlı genç kız öldürülerek, elleri kesilmemiş miydi?

Tek fark vardı.

Tek farkı; biri eski, diğeri yeni olan iki sevgili…

Sırf o iddialar nedeniyle dikkatimizi vahşete değil, yaşanmışlıklara vermedik mi?

Allah aşkına, eğri oturup, doğru konuşalım.

Vahşice işlenen bu cinayette Gizem’in ailesinin neler yaşadığından çok, özel yaşantısındaki detaylarla daha fazla ilgilenmedik mi?

Yıllardır böyle olmadı mı?

Erkeğe milli, kadına bilmem ne gözüyle bakmadık mı?

Hadi elimizi vicdanımıza koyup doğruyu söyleyelim!

Cesaretimizi toplayıp kendimizle yüzleşelim.

[*] [*] [*]

Ereğli’de elleri kesik halde cesedi bulunan Gizem Tunç´un babası Mehmet Yunus Tunç, diyor ki:

“Suçunu kabul eden sanıklara ceza indirimi uygulanmasını istemiyoruz."

Devam ediyor…

Diyor ki:

"İnşallah böyle olaylar bir daha olmaz, yaşanmaz.

Çok acı bir olay.

Tüm Türkiye ayağa kalktı, çok da iyi yaptılar.

İnşallah suçlular hak ettikleri cezayı bulur.

Adalet sistemi de inşallah değişir, cezaların daha arttırılmasını istiyoruz.

Suçunu kabul eden sanıklara ceza indirimi uygulanmasını istemiyoruz.

Bence idam çözüm değil, idam edilen kurtulup gidiyor.

Uzun yıllar suçun acısını çektirmek çok daha iyi ancak bu suçluları affetmemek gerek.

Çünkü bunlar dışarı çıktığında gene topluma zarar verecekler.”

Özgecan’ın babasının yaşadığı drama üzülen bizler, Gizem’in babasını yalnız bırakmadık mı?

[*] [*] [*]

Pusula TV Ana Haber Spikeri Balca Aydoğdu, geçen akşam duygularını paylaştı haber bülteninde…

Şiir gibi özetledi her şeyi.

Sözleri ve anlatımıyla binlerce kişinin tüylerini diken diken etti.

O sözlere gidelim şimdi…

[*] [*] [*]

“Ben, geleceğin annesi, şimdininse bir ananın kız evladıyım.

Ben, maalesef hava karardığında toplu taşıma araçlarında taciz ve tecavüz korkusu yaşayan bir kadınım.

Hava karardığında, sokakta, durmadan arkasını ‘bir geliyor mu acaba?’ diye kontrol etmek zorunda olan bir kadınım.

[*] [*] [*]

Ben, vatanımı ve ailem için, topluma yararlı olmak için elimden geleni yapan, okuyan genç bir Türk kadınıyım.

Tıpkı Özgecan gibi…

Maalesef, onun ölümüne kıyafetiyle, duruşuyla yaklaşan kesimler var, canım ülkemde…

[*] [*] [*]

O, örümcek ağı bağlamış zihniyetlere, nasır tutmuş kalplere affınıza sığınarak benim de bir çift lafım var.

Maalesef bu zamanda tecavüze uğramak, şiddete maruz kalmak kılık-kıyafetle olmuyor efendiler, zihniyetle oluyor.

[*] [*] [*]

Bizler Nene Hatun’un, Kara Fatma’nın, Kurtuluş Savaşı’nda omuzlarında bebek yerine mermi taşıyan onca kadının kanını taşıyan kadınlar olarak nerde, nasıl giyineceğimizi, nasıl davranacağımızı iyi biliriz.

Bu noktada biz kadınlara çok iş düşüyor.

Cehaletin tek korktuğu şey kadındır.

Çünkü kadın, öğrendikçe öğretir, birken bin olur.

Erkek evlatlarımıza, ana rahminde ana sevgisiyle başlayan kadın sevgisini büyüdükçe, her kadına saygı olarak aşılamak bizlere düşüyor.

Umarım bu ses birilerinin körelmiş vicdanlarına, karanlıklar içindeki zihniyetlerine ışık olur.

[*] [*] [*]

Ben bu konuşmayı yaparken onlarca evde, onlarca kadına, yumruklar, tokatlar inmeye devam ediyor.

Umarım bu utançlar son bulur.

Umarım kadının insan gibi yaşadığı yarınlar bizim olur.

[*] [*] [*]

Sözlerime son vermeden önce Gülfer Kandemir’ in güzel bir şiirini sevgili Özgecan için okumak istiyorum.

Gülsen bebeğim hep sen, akmasa gözyaşların, acımadan hep sana, sele döndürenler utansın.

Sus kadınım sus, kimseler duymasın feryadını, seni bağırtan o zihniyet, bilirse o kendi utansın.

Gül kadınım gül, sana gülmek yakışır, seni güldürmeyen utansın.

Gök gözün boncuk boncuk, gökyüzü kıskanır, sana gülmeyen gözler utansın.

Çek kadınım çek, çile ömrüne yazılmış, çekmeyince hata sanılmış, bunu yazan utansın.

Gül kadınım gül, gülen yüzüne hasretim, seni güldürmeyen o kendi utansın.

Öl kadınım öl, yaşam senin neyine, gülüp oynamak, sevmek, sevişmek, gönlünce gönlünü doldurmak, layık görmeyip yaşama seni, ezip öldürenler utansın.

[*] [*] [*]

Cümlelerime son vermeden önce, buradan Özgecan’ın ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Ruhun şad olsun Özgecan, nurlar, ışıklar içinde uyu…

Sen rahat uyu Özgecan, bizler geleceğin kadınları olarak, bizler cumhuriyetin kadınları olarak, bizler öğretmenler, doktorlar, memurlar olarak, bizler her kesimde çalışan kadınlar olarak bu utancı yüreğimizin bir köşesinde hep barındıracağız.

Ve erkek evlatlarımıza, kız evlatlarımıza kadın erkek eşitliğini, kadına saygıyı, canlıya saygıyı, yaratılanı yaratandan ötürü sevmeyi her seferinde aşılayacağız.”

[*] [*] [*]

Umarız; böyle olur.

Umarız; paradan, puldan, şan, şöhret, unvandan önce vicdanlı insanlar olmayı başarabiliriz.

Umarız; bir vahşeti kınarken, Nihat Doğan zavallısını linç etmeye çalışmayız.