CHP’de bir grup partili, 7 Haziran’da milletvekili listesinde üçüncü sırada olan Deniz Yavuzyılmaz’ın 1 Kasım seçimlerinde dördüncü sırada olmasını eleştiriyor.

Şimdi sokağa çıkanlar, 7 Haziran seçimleri öncesi bu mücadeleyi gösterselerdi, Deniz zaten milletvekili seçilirdi. Dolayısıyla bugün bu tartışma yaşanmazdı.

Ama şu anda yapılan ve yapılmak istenen, Deniz’in üçten dörde inişi değil.

Harun Akın’ın dörtten üçe çıkışıdır.

Aslında, önseçimi ve Deniz Yavuzyılmaz’ı savunuyormuş gibi yapanlar, Harun Akın’a karşı güç gösterisinde bulunuyorlar.

CHP, üç milletvekili çıkartamazsa, “Sorumlu Harun Akın” demek için sabırsızlanıyorlar.

7 Haziran’da iki milletvekilinin üçe çıkmamasının faturasını Deniz Yavuzyılmaz’a çıkartamayanların bu numarası tutar mı?

Bekleyip görelim…

Yılana sarılma!

Köşeyi tamamlamadan gelen haberler ilginç.

CHP 4’üncü Sıra adayı Deniz Yavuzyılmaz’ın adaylıktan çekileceği iddiaları dolaşıyor ortalıkta. 7 Haziran öncesinde yapılan önseçime kadar Zonguldak’ta, CHP’de kimsenin tanımadığı Deniz Yavuzyılmaz, altı ayda kendini siyaseten yok edecek bir hareketin içine girebilir mi?

Sanmıyoruz… Ama ona çevresinde gaz veren o kadar çok kişi var ki…

Deniz, sabırlı olmalı.

Ünal Demirtaş, daha önce listenin sonlarındaydı.

Bugün geldi, ikinci sıraya oturdu.

Halil Posbıyık, önceki seçimde eşinin listeye girmesi için ısrar etti, bu seçimde dışarda kaldı.

Ben diyorum ki:

Deniz, bu tezgaha düşme! Yılana sarılma…

Kontenjana niye karşı çıkılmadı?

CHP’de Deniz Yavuzyılmaz’ın üçten dörde inişi tartışılıyor.

Delegenin özgür iradesine vurulan darbeden söz ediliyor.

Asıl tepki gösterilmesi gereken konu, kontenjan konusudur.

Kontenjan olmasa; Şerafettin Turpcu bir, Deniz Yavuzyılmaz iki, Harun Akın üç olurdu. Hiç de tartışma olmazdı.

Genel Merkezin delege iradesinin içine bir hançer gibi koyduğu ikinci sıra adayı Ünal Demirtaş orada dururken, dördün üçe gelişi, üçün dörde kayışını tartışmak mıdır demokrasi?

Bir de haksızlığa uğrayan kim?

Deniz Yavuzyılmaz… Onun niye sesi çıkmıyor?

Kişisel kırgınlıklar…

Gelin hep birlikte 7 Haziran seçimlerine gidelim.

En büyük kaybı AK Parti yaşadı.

Türkiye genelinde de ciddi bir oy kaybı söz konusuydu.

AK Parti’nin Zonguldak’taki oy kaybı, kişisel kırgınlık ve kızgınlıklardan mı kaynaklandı?

Elbette bunun etkisi olabilir.

Ama öyle kişisel kırgınlık ve kızgınlıkların o kadar büyük etkisi olmaz.

AK Parti’nin Çaycuma’da seçilebilir sıradan adayı olsa, kayıp bu kadar büyük olmaz.

Şimdi, özellikle sosyal medyada yazılanlara-çizilenlere bakılırsa, herkes intikam peşinde...
“Şu varsa oy yok”, “Bu varsa oy yok” türünden tehditler gırla gidiyor.

Bütün küskünleri bir partiye organize etmek mümkün mü?

7 Haziran’da AK Parti ve CHP’nin küskün isimleri, intikam için MHP’ye oy verdi.

1 Kasım seçimlerinde bu adres yine MHP olur mu?

Bir de bu küskünlükler karşılıklı oluyor.

Her partinin kızgını-küskünü oluyor.

Ama belirleyici olan ilk rüzgar, genel siyasettir.

İkincisi, yerel siyasettir.

Sonra aday gelir.

Bakalım bu seçimin sonucunu hangi kriterler değiştirecek?