Türkiye Değişim Partisi (TDP) Genel Başkanı Mustafa Sarıgül, geçtiğimiz cuma günü Zonguldak'a gelerek, bir dizi ziyaret ve parti binası açılışı gerçekleştirdi.
Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Hakan Yeşil'i de ziyaret eden TDP Lideri Mustafa Sarıgül'ün birden anıları canlanıverdi!
1991 yılında "Delifişek" diye tanımladığı merhum Şemsi Denizer'le karşılaşmasını anlattı.
Sosyaldemokrat Halkçı Parti'den (SHP) 18'inci dönem İstanbul Milletvekiliyken, 1991'deki "Büyük Madenci Yürüyüşü"ne geldiğini anlatırken, ne tavır aldığını duyduğumda açıkçası şaşırdım.
Mustafa Sarıgül'ün anlattıklarına bakılırsa, sol görüşlü bir partinin milletvekili olarak Şemsi Denizer'in yaptığı başkaldırıyı yanlış buluyordu, konuşmalarında da açıkça bunu ifade ediyordu.
Ben yanılıyorsam, bir de siz okuyun, Mustafa Sarıgül'ün sözlerini...
"İki kişi benim için çok önemliydi; Turgut Özal ve Yıldırım Akbulut...
Bu sendikadaki rahmetli Şemsi Denizer delifişek... Heyecanını anlıyordum, ben buraya yürüyüşe geldiğimde milletvekiliydim.
Sakin kalmasını ve heyecanlı olmaması gerektiğini kendisine söyledim.
'Yürüyeceğiz' dediler. 'Sakın yapmayın' dedim.
Haklı olmak ayrı, haklı kalmak ayrı bir şeydi. Bunu kendisiyle defalarca konuştum.
Ben kendisine sakın buradaki arkadaşların heyecanına kapılmamasını söyledim.
'Amaç hasıl oldu' dedim. 'Devletimizin yetkilileri ile ben görüşeceğim' dedim.
Yıldırım Akbulut, benim hemşehrimdi, Anavatan Partisi'nin kurucusuydu. Sonra konuştuk ve bir Anavatan Partili milletvekilini araya soktuk.
Başbakanımız, Bolu'ya kadar geldi, 'Bolu'da bu işi bitirelim' dedim.
Ben bu yürüyüşte şunu öğrendim. Yönetenler alkış alır. Yönetenler, yönetiyor olmanın sorumluluğunun bilincinde olması gerekiyor. Sendikamızın o dönem haklı kalması için amacına ulaştığı kanısındaydım."
O iş sizin dediğiniz gibi olsaydı Sayın Sarıgül; o yürüyüş "Büyük Madenci Yürüyüşü Efsanesi" olmazdı ve kent belleğine kazınan işçi hareketi bu kadar konuşulmazdı.
Ben Mustafa Sarıgül'ü de, görüşünü de anlamıyorum.
Partisinin duruşu ne?
AK Parti'ye yeşil ışık yakan konuşmalar ve tavırlar içinde!
"Büyük Madenci Yürüyüşü"nde de kimden yana tavır almışsınız, onu da anladık!

İşte Zonguldak'ın hikayesi...
Devlet, Zonguldak'ta "kaçak ocak" sorununu çözmeye çalışsa da bir türlü olmuyor.
Kaçak ocağı savunanların ve destek verenlerin karşısında alınan tedbirler yeterli olmuyor.
Zonguldak Valiliği ve İl Jandarma Komutanlığı koordinesi ile kaçak ocaklar patlatılıyor ve mühürleniyor.
Ancak onlar patlatıyor, arkasından yeniden açılıyor!
Zonguldak'ta son 3 gündür yine kaçak ocakların yarattığı tehlikeyi ve yanan canları konuşuyoruz. Geçtiğimiz perşembe akşamı 11 Afgan, bir kaçak ocakta yakalandı.
Bu Afgan vatandaşlar, ülkelerine geri gönderildi. Bunların yaşlarının 17-20 arasında olduğu iddia ediliyor.
Ne günlere kaldık!
Bu skandal yetmiyormuş gibi bir sonraki akşam kaçak ocakta yine 2 işçi can verdi.
Kaçak ocakta can vermeye devam edecek miyiz?
Nasıl olacak?
Ocak sahipleri tutuklanıp cezaevine gönderildi. Ancak biliyoruz ki, içeriden çıktıklarında ilk iş yine kaçak ocak açmak olacak!
Öyle değil mi?