Cumhuriyet
Halk Partisi’nin (CHP) 16 Kasım’da yapılacak olağanüstü kongresi için süreç
devam ediyor.



Harun
Akın’dan başlayalım…



Ali
İhsan Köktürk ve Ali Koçal’dan devam edelim.



Bazı
örgütler, 22’nci Dönem Zonguldak Milletvekili Harun Akın’ın İl Başkan adayı
olmasını istiyor.



Akın
ise, örgütleri gezerek, görüş alışverişinde bulunuyor.



Akın’ın
görüşü, kendisi dışında örgütlerin benimseyeceği başka bir adayın çıkması…



Bazı
örgütler ise, kaos döneminin kahramanlarına teşekkür ederek göndermek için
güçlü bir isim bulamadı.





Bu
süreçte en doğru ismin, milletvekili adayı olacak olsa bile Harun Akın olduğunu
düşünüyor.



Bir
kısmı, gelecekteki siyasi hesapları nedeniyle bu düşüncede olsa da, bir kısmı
gerçekten Harun Akın ile partiye, kente, CHP koridorlarına yeni bir ruh
kazandırılacağı düşüncesinde.



Harun
Akın’ı bu kadar diri tutan ve kamuoyunda kabul görmesini sağlayan en büyük
neden, gerek milletvekilliği, gerekse sonraki dönemde kent adına gösterdiği
çaba.



Pek
çoğumuz Harun Akın’ı farklı nedenlerden dolayı eleştirebiliriz, ancak bu konuda
hakkını da teslim etmek gerekir.





CHP
tabanı sevse de, sevmese de Harun Akın’ın kent ve parti adına koyduğu mücadele
önemli.



Bugün
tüm unsurlara karşın bu partide hala Harun Akın konuşuluyor ise, bunun önemli
nedenlerinden biri de kentin dertlerine olan yakın ilgisidir.



Harun
Akın dönemi sonrasında kente, olaylara ve sorunlara duyarlılık göstermeyenler,
bu ilgi ve çıtayı yükseltemeyenlerdir.





Birbirlerinin
kuyusunu kazan bazı ekipler, Harun Akın karşısında ittifak arayışına
girebiliyor ise, bunun nedenini sorgulamak gerekir.



Aynı
şekilde Harun Akın’ı eleştirenler, bugün kendisiyle hareket edebiliyorsa,
nedenlerine iyi bakmak gerekir.



Birkaç
güne kadar Harun Akın’ın milletvekilliğine gitmesini engellemeye çalışanların
ittifaklarına tanık olacağız.



Benzer
gerekçelerle milletvekili olmak isteyen her isim, kendine en uygun zemini
yaratmak isteyecek.



Kimisi
hesaplaşma adına, kimisi siyasette yer edinme adına…



İttifaklar
kaçınılmaz görülüyor.





Burada
en güçlü alternatif eski Milletvekili Ali Koçal’ın arkasında durduğu isim Adil
Bahadır ile partide bu kaos ortamının yaratıcılarından olan Milletvekili Ali
İhsan Köktürk’ün desteklediği Halil Furat’ın tek potaya sokulması.



İttifaklar,
fireler, kaçaklar, köçekler bir bakıma normal.



Eğer
bunların olduğu yer CHP ise, daha da normal.



Mesela,
Muharrem Akdemir’i CHP’nin adayı yaparak, Zonguldak’ın beş yılını çaldılar.



Binlerce
CHP’li Akdemir ile Zonguldak’ın önünün tıkanacağını bile bile partilerine oy
verdi.



Gidip
AK Parti’nin veya MHP’nin adayına oy verecek halleri yoktu.



Partilerine
sahip çıktılar.



Mesela,
aynı CHP’lilerin bir kısmı, cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP ve MHP’nin çatı
adayına değil, Selahattin Demirtaş’a oy verdi.



Hem
adaya tepki gösterdiler, hem de çalışan bir örgüt göremediler.





En
zayıf halka olmasına karşın Akdemir’i Belediye Meclis üyeleri arasından
Belediye Başkanı seçtiren Ali Koçal oldu.



Önseçimde
Akdemir’e az farkla da olsa kazandıran ittifakların mimarı yine Ali Koçal oldu.



Koçal’ın
bu konudaki uzmanlığı malum.



Onu
da takdir etmek gerekir.



Bugünün
pazarlıkları, belediye başkanlığının önseçiminde zaten yapılmıştı.



Şimdi
aynı senaryo uygulanıyor.





Ve
gelelim Haberal kanadına…



İşte
orası üç bilinmeyenli denklem…



Partinin
sakin ve sevilen ismi her ne kadar, “Haberalların
adayı değilim”
dese de, Haberal Ailesi’nin askerleri Nureddin Yolcu’nun
yanında.



Bu
nedenle Haberal Ailesi, gerçekten hiçbir işe karışmasa da, bu fotoğraf öyle
demiyor.



Nureddin
Yolcu kanadı da ittifak sürecine dahil olabilir.



Birlikte
hareket etme fikri biraz daha olgunlaşmayı bekliyor.





Son
olarak şunu da not düşelim.



Devre
dışı kalanların en sık kullandığı cümle:



“Kimsenin adamı
değilim.”



“Arkamda falanca yok.”



Bir
kısmı elbette böyle olabilir.



Hepsi
için bunu söylemek mümkün değil.



Bunlar
inandırıcı ve samimi değil.



Bunların
bir kısmı gerçekten istediklerini alabileceklerine inansınlar, siz o zaman
bakın kimlerin adamı olduğuna!





Tüm
bunların takdirini ise, delegeler yapacak.



CHP’de
emir eri gibi çalışan delegelerden bahsetmiyoruz.



Kim
olursa olsun kimsenin kadrolu elemanı olmayan delegeler belirleyecek.



Kişisel
husumetlerin ötesinde partisinin geleceğini düşünen delegeler belirleyecek.



Çıtanın
yükselmesini isteyen delegeler belirleyecek.



Hesaplaşma
mantığının ötesinde Zonguldak’ın geleceğini düşünen delegeler belirleyecek.



Hepimiz
biliyoruz ki, onların sayısı emir erlerinin sayısından az.



Ancak
CHP’nin ve Zonguldak’ın kaderini onlar belirleyecek.





BEܒnün dikkatine…





Dün
internet sitelerinde yer alan bu haber dikkat çekiciydi.



Haber
şöyle:



“Türkiye’nin ilk kadın
üniversitesinin (İnas Darülfünunu) 1914’te Osmanlı döneminde açıldığını biliyor
muydunuz?



Peki, kadınların
yükseköğrenim hakkını, feminist dergilerin büyükannesi sayılan Kadınlar Dünyası
Dergisi’nin başlattığı kampanya ve lobi çalışmaları sayesinde kazandığını
biliyor muydunuz?



Ya da dünyada en çok
kadın akademisyen oranına sahip ülkenin Türkiye olduğunu?



Erkeklerin gözünden ve
kaleminden yazılan tarih anlatısında bu verilere yer yok. Bu eksikliği
tamamlamaya karar veren İstanbul Kadın Müzesi ve Sabancı Üniversitesi Toplumsal
Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Forumu, Osmanlı’dan günümüze akademide kadın
tarihini araştırdı.



Tarih anlatılarında
kendilerine yer bulamayan kadınlara ve akademik alandaki yüzyıllık
mücadelelerine ilişkin verileri sergi haline getirdi.



21 Aralık’a kadar
İstanbul’daki Yunanistan Başkonsolosluğu Sismanoglio Megaro’da ziyarete açık
olacak ‘Kadınların Üniversitede 100 Yılı
-İnas Darülfünunu/Kadın Üniversitesi 1914-1919’
sergisi, daha sonra Sabancı
Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Forumu’nun üniversite
kampüsündeki merkezine taşınacak.



Ama çalışmayı yapanların
tüm üniversitelere bir çağrısı var. İstanbul Kadın Kültür Vakfı kurucusu
Gülümser Yıldırım ve İstanbul Kadın Müzesi küratörü Meral Akkent, ‘Türkiye’de kadınların üniversiteye giriş
hakkını elde etmelerinin 100’üncü yılında, bu sergi tüm üniversitelere
armağanımız olsun istiyoruz’
diyor. Sergiyi kampüs koridorlarına taşımak
isteyen üniversitelerin İstanbul Kadın Müzesi’yle iletişime geçerek, sergide
yer alan parçaların baskıya gidebilecek boyutlarda PDF’lerini edinmesi mümkün



Bülent
Ecevit Üniversitesi, bu sergiye ne kadar ilgi gösterir, bilemiyoruz.



Ancak
bilgiler çok ilginç ve dikkat çekici.