İyi avcıydı.


Zevk için öldürmezdi.


Kuşa kurşun atmazdı.


Ördek beslerdi.


Kaz beslerdi.


Kel -hindi- beslerdi.


Tavuk-cücük zaten mecburen ihtiyaç için beslerdi.


Ama kanatlı kargası hiç olmadı.





Onun kargası iki ayaklıydı.


Maçası yemese dört ayaklı olurdu.


Bazen yılan gibi yürürdü.


Ayaklarının göremezdiniz.


Tilki gibi sinsice yaklaşırdı.


Kurnazdı.


Çok çakallık yapardı.





Üç erkek kardeşmişler.


En büyüğü korucu.


Kılıcının iki yönü de kesermiş.


İkincisi askerden dönmemiş.


Üçüncüsü Dedem.


Ağabey´i askerde kalınca…


Yetimine bakmak ona kalmış.


Gazi Babası.


Yetim yeğenleri.


Dokuz çocuk da kendisinde var.


Bir ara iç güveysi bile almış.


Mücadele içerisinde geçmiş hayatı.


Mal-davar bakmış.


Odun yapmış.


Ormanda tomruk yuvarlamış.


Avcılık yapmış.


Gurbete (İzmir) çalışmaya gitmiş.


Devletin ormanlarını kesip arazi yapmış.


Fındık dikmiş.


Mısır, buğday, çavdar ekmiş.


Gittiği her dağa meyve fidanları dikmiş.


17 nüfuslu çekirdek aileyi kimseye muhtaç etmemiş.





"Yeğenlerim yetim olduklarını hissetmesinler" diye onların üzerine titremiş.


Gün olmuş.


Devran dönmüş.


Yeğeninin evlilik çağı gelmiş.


O bir ‘dul´ ile evlenmek istemiş.


O zamanlar ayıp!


Dul olmak ayrı ayıp.


Dul ile evlenmek daha büyük ayıp.


Davul bile dengi dengine…


Dul ile dul evlenecek.


Bekar bekarla…


Dinlememiş Dedem´i…


Evlenmiş.


Sonra eve gelinle birlikte ayrılık da girmiş.


Mal paylaşımında Dedem´e kardeş olmuş.


En büyük dedem yerleri paylaştırmış.


Dedem´e ev yok.


Bir günlük öküz yeri, bir samanlık.


Geri kalan her şey ‘dul gelin´in…


Dedem´e tekrar gurbet yolu, orman yolu, tomruk yolu görünmüş.


Yeniden çalışmış.


Kazandığı paralarla yeğenine verilen yerleri yeniden almış.


Bu kez bela başkalaşmış.


Sınır oynamaları.


Kavgalar.


Küfürler.


Amca yeğen kavgası.





Ufaktım.


Kavga etmişler.


Ama yalnız.


Zaten amca-yeğen kavgasına diğer aile fertleri sadece ayırmak için karışırlardı.


Ya da barıştırmak için.


Kimse olmadığından ayıran da olmamış.


Yorulmuşlar.


Oturup konuşmuşlar.


Anlaşamayınca yine kavga etmişler.


Yorulunca tekrar ayrılmışlar.


Herkes yoluna.


Bu olayın ardından barıştırılma sahnelerine tanık oldum.





Niye kavga ettiniz?


Dedem anlatıyor; "Sınırı geçmiş. Ona kendi paramla aldığım yerden yol verdim. Bu kez benim yolumu kesmiş. Sordum. Anama küfretti."


Yeğen´in savunması: "Sınırı karıştırmadım. Orası benim. Ben küfür etmedim. O bana küfretti."


Dedem; "Benim anam, onun büyük anası (babaannesi). Ona küfür etti. Ben de dayanamadım. Hem küfür ettim. Hem dövdüm."


Yeğen; "Gözüm kör olsun etmedim" ve daha nice yeminler.


Gözü kör oldu.


Dedem bakmış. Büyütmüş. Evermiş. Ev-yer vermiş.


Sonunda ne oldu?


Onun yüzünden vicdan azabından öldü.


"Besle kargayı oysun gözünü"


Hem kendi gözünü, hem senin gözünü.


Yeğeninden konu açılınca söylerdi:


"Besleyeceksen zağar besle. İt besleme. Gelir ekmek yediği tekneye pisler. Bir de sana saldırır."


Yazması bizden.


Hisse almak sizden.