Meteleksiz dolandırıcı,
Sedat Peker ağzı ile konuşmaya devam ediyor.
Kaniş sinirleri tutmuş yine.
Halbuki,
Dar ağaçlarından,
Dostları kurtarmıştı kendisini.
O dönem,
Kendisine,
‘Dar ağacında ki ip ne?’ sorusunu yöneltmiştik.
İkonik bir soru oldu o.
Onu gören,
İp ne? Diyor.
Ama o ipin cinsini söyleyemiyor.
Sen kendini öldüremedin.
Keşke baban dünyaya gelmemen için bir şeyler yapsaydı.
Gerçi doğunca,
Babana,
Siyah teke poşeti ile vermişlerdir seni.
Öyle sevimsiz bir şey doğmuşsundur sen.
Dünyaya bir insan gelmemiş.
Adeta bir deccal gelmiş.
Neyse!
Zonguldak’ın Deccali sen oldun.
Biz de böyle sınanıyoruz.
Bu sınavı geçen,
Cenneti kazanır.
Öyle büyük bir sevap olur senden insanlığı kurtarmak.
Keza sana insan demek zor.
Sen aşağılık bile değilsin.
Ondan daha aşağı olan Esfel-i Safilinsin…
* * *
Bugün 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı.
Ne bayram değil mi?
Bayram gelmiş neyime.
Sabah haberlere bakıyorum.
Gazeteci meslektaşlarım,
Protokol ziyareti ile bayram kutlamış.
Bari bayramda gazeteciler tatil yapsaydı ya.
Yine çalışan gazeteciler olmuş.
Böyle saçma bir bayramımız daha var.
‘Çalışan gazeteciler Günü’.
Yahu adı bile saçma.
Bayramsa eğer bu dinlensin adamlar biraz.
İşçi Bayramı’nda
İşçinin yanı sıra,
Memur bile tatil yapıyor.
Bana sorarsanız,
Protokolün uydurduğu bir bayram bu.
Kendi haberleri yapılsın diye,
Yine gazetecileri kullanmışlar.
Keşke İletişim Başkanlığı,
Böyle bayramlarda gazeteciler için karar alsa,
Gazeteciler işe gitmese.
Devlet ikramiye verse.
En azından başka bir kıyak yapsa.
Al bayram işte.
He anam he!
* * *
Son dönemde,
Kapuz Plajı,
Kriminal olaylar ile gündeme geliyor.
Her gün bir kavga.
Her gün bir dövüş.
Önceki gün yine aynı olaylar oldu.
Plaja gidenler,
Alkol kullananlardan şikayetçi.
Kullansalar dert.
Kullanmasalar dert.
Millet ağzıyla içmiyor ki.
Başka şehirlerde kumsalda alkol alan yok mu?
Var.
Ancak niyeyse Zonguldak’ta her şeyin tersi oluyor.
Bu olayların önüne,
Ne belediye,
Ne emniyet geçebilir.
İnsanı eğitmek lazım.
Ama nerdeeeeee!