"Kaş"ı ayrı güzel...
"Yüz"ü ayrı güzel...
"Boğaz"ı ayrı güzel...
Boğazda bir gerdan gibi durur Kız Kulesi...
Ovaları bir kadın gibi bereketli...
Ben diyeyim, Konya...
Siz anlayın, Çukurova...
Poyrazlar estiren dağlarıyla...
Ben diyeyim, Kaz Dağları...
Siz anlayın, kız dağları...
Ateşli bir kadın gibi sıcaktır, benim ülkem...
39’u, hatta 40’ı görür, bana mısın demez.
Etekleri zil takmış oynar.
İzmir gibi...
Bir "iz" bırakır herkeste...
Öyle değil mi?
"Mir"im...
İnersin Ege’de, öksürsen zeytinyağı içirirler.
Başın ağrısa, alnına zeytinyağı sürerler.
Basur mu oldun?
"Zeytinyağı" derler.
Gel Zonguldak’a...
Karnın mı ağrıyor?
Kiren eğşisi (kızılcık ekşisi) içirirler.
Hayvanın hasta olsa...
Ona da kiren eğşisi içürüle...
Eskiden olsa, eve gelen misafire misir unundan malay yidürüle...
Malayın üzerine sütün kaymağını bişürük dökmekle...
Onun adına da "çiğce" delle...
Ne yapan, ne bilen var artık; malayı, çiğceyi...
Olsa da yesek elimizle...
Bir de sarımsaklı suya batırılırdı malay...
Yokluktan neler yapardı insanlar.
Gidersen Manisa’ya...
Oturursun, yedirirler macunu, kaldırırlar ayağa!
Karadeniz’de kuymak yersin...
Kaymak istersin!
Azıcık iyi ise aracın, yolun yoldur Türkiye’de.
Biraz da paran varsa, değme keyfine...
Yollarını sevdiğim ülkem...
Basarsın gaza...
Karışan olmaz.
Bir de çıkartıp kullanabilseydik...
Karadeniz’deki gazı...
Gabar’daki petrolü...
Benzinin litresi 35 olunca, çıkıyor insanın ateşi...
Yine de severim ben ülkemi...
Karını, kışını, kızgın güneşini...
Güneşin doğuşunu, batışını...
Bazı insanlar rakı gibidir benim ülkemde...
Su dökersin üstüne...
Kimi, çamur olur.
Kimi, su beyazdan süt beyaza döner.
Bazılarını üflersin döner.
Bazıları kendiliğinden döner!
Güzel ülkemin güzel koylarında anı biriktirmeye devam...
Uzakta olunca, kıymetini daha çok anlıyorum Zonguldak’ın...
Ne kadar güzelse; bir o kadar zor, bir o kadar da kolay...
Ama karmaşık bir şehir.
Dağları bile kendisinin yarattığına inanan topluluğun kenti...
Ulan, o işi bile "muska" ile yapıyorsun!
Ama koca Zonguldak’ı, sen ayakta tutuyorsun, öyle mi?
Benim güzel, talihsiz şehrim...
Kısabacaklıların hüküm kurmaya çalıştığı şehrim...
Az kaldı, döneceğim...
Kaldığım yerden devam edeceğim.
Yol uzuyor...
Ama yazı uzamıyor.

Sen kimsin?

İnsansız hava araçlarında çığır açan bir isim...
Selçuk Bayraktar...
Şimdi, insansız savaş uçağı üzerinde çalışıyorlar.
Son denemeleri yapıyorlar.
Ailedeki mütevazılığı görüyorsunuz, değil mi?
Rahmetli babaları da öyleydi.
Anneleri de eğitimli bir kadın...
Bir de bizimkilere bakın...
Adam almış eline "cid" kadar bir dron...
Kaldırıyor onu havaya!
Karışan yok, eden yok!
Bir hava, bir hava!
Aman Allah’ım...
Ya bizim kompleksli, insansız savaş araçlarını yapıyor olsaydı!
Bayraktar TB2...
Akıncı...
Kızılelma’yı filan...
Selçuk Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı...
Dünya çapında saygın bir isim...
Sen kimsin?
Bu nasıl bir kibir?
Nasıl bir ego?
Söylesene, kendi çabanla hayatta başardığın ne var senin?
Cumhurbaşkanımızın adını, bu kadar ucuz insanların kullanıyor olması kanıma dokunuyor.