Sıcacık yağardı kar.
Lapa lapa...
Ağır ağır...
Yeni uykuya dalmış doğayı...
Usul usul örterdi.
Uykusu aralanmasın.
Uyurken üşümesin diye...
Sessizce...
Pamuk şekeri gibi sarardı dört bir yanı...
Yün yorganı gibi...
Hafif...
Üstü soğuk.
Altı fırın gibi...
Aralardık...
Tünel yapardık...
Eskimoları görmeden...
Bilmeden...
Onlar gibi evler yapardık.
Çocuk evleri...
Evcilik oynardık.
[*] [*] [*] [*]
Öyle ya...
İnsanın evi gibisi yok.
Ev sahibi...
Evcil olması...
Başka bir duygu...
Bu aynı zamanda...
Aile olmak...
Toplum olmak...
Millet olmak demekti.
Belki o zamanlar...
Bu kadar ilerisini düşünemezdik.
Aile olmak...
Çoluk-çocuk sahibi olmak...
Mutlu olmak...
Geçinmek...
Davarlarımızın olması...
Bizim için yeterliydi.
[*] [*] [*] [*]
Eldivenlerimiz yoktu.
Ellerimiz üşürdü.
Üzerimizi çok da sıkı giyinemezdik.
Muhtemel...
Yediğimiz kestane balı...
Başta olmak üzere...
Tereyağı, yumurta, kuru incir, kuru üzüm, pekmez, pestil, kavurma vesaire...
Tamamen doğal gıdalar...
Dirençli kılardı bizi.
[*] [*] [*] [*]
Ceviz ve fındıktan sürü yapardık kendimize...
Cevizler büyükbaş hayvan...
Fındıklar küçükbaş...
Onlara ağıl...
Ağır...
Hatta soba kürekleri ile çığır açar...
Otlatmaya götürürdük.
[*] [*] [*] [*]
Avlanmaya giderdik.
Dışarıda açlık...
Soğuk...
Zor hava şartları ile mücadele eden kuşlara buğday atardık.
Onlar, ahşap evimizin sayadına dolar...
Oraya tuzak kurardık.
Bir un eleği...
Bir kenarını kaldırıp...
İnce bir çalı ile kuşların girebileceği bir boşluk...
Çalının gövdesine ip bağlardık.
Kuşlar yem için eleğin altına girince...
İpi çekerdik.
Kuşları yakalardık.
Sonra koşa koşa evimize götürürdük.
Bak avlandık...
[*] [*] [*] [*]
O zamanlarda öğrendik.
Bir günlük "yem"e tav olmamayı...
İnsanlar...
Çaresizliğini bilir...
İhtiyacını bilir...
Kendileri için...
Tuzak kurarlar.
[*] [*] [*] [*]
Bize büyüklerimiz öğretirdi.
Her kuşun etinin yenmeyeceğini...
Hatta...
Bir "tike (parça)" et için can yakılmayacağını...
Eğer ihtiyaç varsa...
Bunun değişik yolları vardı.
Koç, teke...
Dana...
Vesaire...
Üretimi olmayacak olan hayvanlar vardı.
Eti için beslenen...
Onlar kesilirdi.
[*] [*] [*] [*]
Velhasılı...
Çok yağardı kar...
Ellerimiz üşür...
Ayak parmaklarımızın ucu sızlar...
Ancak içimiz ısınırdı.
Tüm yokluğa...
Çileye rağmen...
Sevinmesini bilirdik.
Ondan bizim çocukluğumuzda kar sıcak yağardı.
Her şey beyaz örtünün altında kalır...
Hayallerimiz gezerdi üzerinde...
Mutlu olurduk...