CHP İl Başkanı Devrim Dural, olaylı geçen İl Genel Meclisi seçimlerinin ardından oldukça sert bir talimat vermişti.
Partililere açıkça seslenmişti:
“Bu durum düzeltilene kadar hiçbir AK Partili ile görüşmeyeceksiniz, selamlaşmayacaksınız. Hiçbir AK Parti etkinliğine katılmayacaksınız!”
Sözler net, mesaj açıktı!
Peki sahada karşılığı var mıydı?
Görünen o ki yok.
Çünkü Tahsin Erdem, bu talimatı pek de dikkate almış gibi durmuyor.
Üstelik bunu gizleme gereği de duymadan…!
Erdem, geçtiğimiz günlerde AK Parti İl Genel Meclisi Grup Başkanı Abdullah Karagüzel’in vefat eden amcası Şeref Karagüzel’in cenazesine katıldı.
Bununla da sınırlı kalmadı.
Ertesi gün ise hastanede tedavi gören Belediye Meclisi AK Parti Grup Başkanı Şendoğan Karataş’ı ziyaret etti.
Hem de eli boş gitmedi…
Çiçeğiyle gitti.
Tahsin Erdem'den Devrim Dural'a sessiz mesaj!
Şimdi soralım:
Bu tablo neyi gösteriyor?
Birincisi, siyasetin sahadaki gerçekliği ile masa başında verilen talimatların birbirini tutmadığını…
İkincisi ise yerel siyasette “köprüleri tamamen atma” söyleminin pek de uygulanabilir olmadığını…
Çünkü hayat, siyasetten daha geniş.
Cenaze var, hastalık var, insani ilişkiler var.
Ve belli ki Tahsin Erdem, bu çizgiyi daha gerçekçi bir yerden okuyor.
Peki ya Devrim Dural?
Ortaya çıkan tablo pek iç açıcı değil. Verilen talimatın sahada karşılığı yoksa, o talimat ne kadar “talimat”tır?
Daha açık soralım: Parti içinde ne kadar ciddiye alınıyor?
Siyasette en zor şey konuşmak değil, söylediklerini uygulatabilmektir.
Ve Zonguldak’ta bugün konuşulan asıl mesele şu:
Söz mü güçlü, yoksa gerçekler mi?
Ortaya atılan iddia saldırılar kadar ürkütücü!
Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da okullara yönelik saldırılar, toplumun en hassas noktasına dokundu.
Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
Ama şimdi herkesin aklında tek bir soru var:
Bu saldırılar devam edecek mi?
Ortaya atılan iddia ise en az saldırıların kendisi kadar ürkütücü.
Okul çağındaki çocukların oynadığı, şiddet içerikli bir dijital oyun üzerinden hedef listeleri oluşturulduğu ve bu oyuna kayıtlı çocuklara yönelik saldırı planlandığı konuşuluyor.
Burada durup soğukkanlı düşünmek gerekiyor.
Dijital oyunlar, kullanıcı verilerini barındırsa da bu veriler dışarıya açık, kolay erişilebilir “hedef listeleri” değildir. Büyük oyun platformları veri güvenliği, şifreleme ve kullanıcı gizliliği konusunda ciddi altyapılar kullanır.
Yani bir oyuna giren çocukların kimlik bilgilerine dışarıdan sistematik şekilde ulaşılıp “hedef” oluşturulması, iddia edildiği kadar kolay bir şey değildir.
Peki o zaman bu iddialar ne?
Büyük ihtimalle korkunun hızla yayılması.
Sosyal medya çağında bir söylenti, birkaç saat içinde “gerçekmiş” gibi dolaşıma giriyor.
Hele konu çocuklar ve okullar olunca, toplum refleks olarak paniğe kapılıyor.
Ama şu gerçeği de görmezden gelemeyiz:
Okullar artık sadece eğitim alanı değil, aynı zamanda güvenlik başlığıyla da ele alınması gereken yerler haline geldi.
Ne yapılmalı?
Güvenlik kameraları, okul giriş-çıkış kontrolü, rehberlik servislerinin güçlendirilmesi, dijital okuryazarlık eğitimi…
Bunlar artık “ekstra” değil, zorunlu önlemler.
En önemlisi ise aileler ve öğretmenler. Çocukların dijital dünyadaki davranışları, oynadıkları oyunlar, kurdukları iletişim ağları yakından takip edilmeli. Yasaklayarak değil, anlayarak.
Şunu net söyleyelim:
Ortada teyit edilmemiş iddialarla topluma korku salmak da en az saldırılar kadar tehlikeli.